Home / Köşe Yazarları / Ebruli Sayfalar / Jurate and Kastytis…Ebruli Sayfalar

Jurate and Kastytis…Ebruli Sayfalar

 

Merhaba Sevgili Nilgün’ün Günlüğü Okurları,

Mary’nin bana yolladığı hikayeyi konu alan makalemden sonra, neden sizlerle dünyadan hikayeler paylaşmıyorum dedim kendi kendime ve bundan sonra sizler için arkadaşlarımın bana yolladığı efsaneleri ve halk hikayelerini Türkçe’ye çevirmeye karar verdim.

Bugün sizlerle Litvanyalı arkadaşım Ausrele Banioniene’nin bana yolladığı bir Litvanya efsanesini anlatacağım.

Bir zamanlar Baltık Denizi’nin derinliklerinde güzel mi güzel kehribar renginde büyük bir saray varmış. Bu saray, Jurate adında denizlerin hakimi, güzeller güzeli bir tanrıçaya aitmiş. Jurate denizin altında yaşayan her canlıya ve her damla suya bakan ve yöneten bir ölümsüzmüş. En küçük bir kurtçuk ve en ufakcık bir balık bile bundan daha mutlu olamazmış – herkes denizin altında mutlu ve huzur dolu bir şekilde yaşarmış.

Birgün Jurate, Kastytis adında bir balıkçının balıklarını yakaladığını ve onları denizden götürdüğünü duymuş. Sinirlenen tanrıça balıkçıyla konuşmak için suyun yüzeyine çıkmış. Balık tutmaya gelen Kastytis, denizden balık yerine bir tanrıça çıktığını görünce gözlerine inanamamış. Öfkeli tanrıça tam balıkçıya hiddetle bağıracağı sırada, ondan çok hoşlandığını fark etmiş. Jurate, Kastytis’i kehribar renkli sarayına davet etmiş.

Jurate ve Kastytis birbirlerine aşık olmuşlar. Kastytis annesini, kayığını ve güneşli sahili bırakıp, bu sarayda kalmaya karar vermiş. Gözleri, tanrıçadan başka birşey görmez olmuş. Jurate ve Kastytis birlikte çok güzel bir yaşam sürmeye başlamışlar.

Ancak fırtına tanrısı Perkunas, bu aşkı çok kıskanmış. Jurate gibi bir tanrıçanın nasıl bir ölümlü ile birlikte olduğunu bir türlü kendine yedirememiş. Büyük bir intikam arzusu içini kaplamış. Perkunas, bu kehribar renkli güzel saraya ateşli bir ok atmış ve saray yerle bir olmuş. Bir tanrıçaya aşık olmaya cürret eden Kastytis, hayatını kaybetmiş. Bunun üzerine çok üzülen Jurate, kendini denizin altındaki kayalara zincirle bağlamış ve burada sevgili Kastytis için yüzyıllarca ağlamış.

Baltık Denizi’nin kumlu sahillerinde bulunan bu kehribar renkli su damlacıkları, aslında Jurate’in göz yaşlarıdır.

Bu hikayeden sonra Litvanya’da neden bu kadar çok kehribar taşı var, artık biliyorum!!! Bir başka yazıda görüşmek üzere, sevgili okurlar.

Ebru

Hakkımda Nilgun

Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

SINIRLARIN ÖTESİNE GEÇ..Ebruli Sayfalar.

Merhaba Sevgili Nilgün’ün Günlüğü Okurları, Türkiye’de ilk kez Sinop’ta yapılan son derece önemli bir faaliyetimizden …

2 Yorum

  1. Başak ülkelerden hikayeler isimli Milliyet yayınlaı vardı 1968 yıllarında.Sen de böyle birşeye başlamakla iyi yapmışsın. Londrada geçen hafta Marakeş hikayeleri diye bir toplantı vardı ama ben kalamadımzaman azlığından sonrada kalmadığıma pişman oldum ya.. bence bunları anlamlarına göre sıralayın ders verici olması demek istiyorum, ilerde minik bir kitapçık haline getirin gençlere faydalı olsun, enerjinizi faydalı şeylere kanalize etmiş olursunuz.
    Evrenselleşen, evlilikler ile kaynaşan dünyada bu tip hikayeler artık ortak kültür haline gelecek.
    İnşallah benim kahve kitabımı da çevirisiniz çünkü enternasyonal bir platformda gündeme getirmek için on yıldır bekliyorum.
    sevgiler, başarılarının devamını diliyorum.
    zaman ve hayat çok değerli, boşa havai heveslere harcamamak lazım.
    Hatice Çiçeksever

  2. Irem Ebru Gursoy

    Zaten planlarımın arasında bu yazılarımı ve diğer hiçbir yerde yayınlanmamış İngilizce ve Türkçe yazılarımı kitaba dönüştürme işi var. Bunun için uygun zamanı beklemekteyim.

    Zamanın ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Vaktimi, ne geçmişi düşünerek ne de gelecekle ilgili hayallerle geçiriyorum. Bunu yaparken şu anki zaman gidiyor. Bunun farkındayım.

    Kitabınızı çevirme işine gelince, bunu detaylı konuşmamız gerek.

    Teşvikleriniz için teşekkür ederim.
    Ebru

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir