Home / Köşe Yazarları / H.Çiçeksever / ODTÜ Matematik Bölümü 1984 yılı mezunları.

ODTÜ Matematik Bölümü 1984 yılı mezunları.

 

Not:Bu yazıyı,Ankara’da yaşayan köklerinden kopmamış bir Çorum-Osmancık’lı olan Yusuf Bayrak kaleme almış.Özellikle Sinop’lu olmayan birisinin gözünden Sinop’u izlenimlerini okumak bana büyük keyif verdi.Sizlerlede paylaşmak istedim.

 

SİNOP’TA BİR BULUŞMA

Yusuf BAYRAK

MATH’84
Fotoğraflar : Aslıhan Bayrak

 

ODTÜ Matematik Bölümü 1984 yılı mezunları olarak 10 yıldır aksatmadan sürdürdüğümüz geleneksel yıllık buluşmamızı bu yıl Sinop’ta gerçekleştirdik. Mezunlarımızın yanı sıra eşleri, çocukları ve yakınlarının da katılım sağladığı 40 kişilik grubumuzla,  buluşma keyifli bir hafta sonunu bizden aldı ama yerine unutulmaz güzellikte anılar bıraktı.

Rivayet olunur ki, Sinoplu Diyojen bir çocuğu çeşme başında avucuna doldurduğu suyu içerken görür ve kendisine ait fazla eşyası olduğunu düşünerek su içtiği kupayı kırar. Zengin bir ailenin çocuğu olmasına karşın eşya bulundurmayı sevmediği için bir fıçının içinde yaşayan Diyojen bundan sonra suyu avucuna doldurarak içer. Bu gelenekten etkilenmiş olmalı ki, Sinop, sanki şehir içinde trafik lambalarının fazla olduğunu düşünmüş ve hepsini kaldırıp atmış. Şehir merkezinde trafik lambası olmayan, ama trafiğin kimseyi rahatsız etmediği Sinop birçok şehirden farklı olarak kendine özgü günlük yaşantısına devam ediyor.

Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk milli mücadelenin başlangıcında Samsun’a giderken Sinop’a uğramış, Sinop’un kalesini, denizini, kumunu gördükten sonra “Ne olurdu, Sinop’un yarı güzelliği Ankara’da olsa idi.” demiştir. Atatürk 15 Eylül 1928 tarihinde harf devrimi ile ilgili ilk işareti ve dersi Sinop’ta vermiştir.

Sinopluların ADA dediği yarımadanın en dar yerine kurulmuş olan şehir merkezinden her iki yöne de gidince çok kısa zamanda denize ulaşılan Sinop, asırlar öncesinden geldiği belirgin olan tarihi dokusunu korumaya çalışsa da günümüz insan işgalciliğine karşı daha fazla direnemeyeceğe benziyor ne yazık ki.

Bir şehrin tarihi dokusuna iki aşamada bakmak gerekir. Bunlardan birsi şehirleşme ve yapılaşma. Ne acıdır ki, Sinop’ta geleneksel mimari ve yapılaşmanın iyi korunduğunu söylemek oldukça zor. Alaattin Camii ve Pervane Medresesi dışında neredeyse korunan bir geleneksel yapı görünmemektedir. İkinci aşama ise şehrin günlük yaşamı dâhilinde sokak yaşamı ve Sinopluların günlük kent yaşamı. Sokak yaşamının birçok şehre göre oldukça çağdaş ve rahat olduğu hemen dikkati çekiyor. Hangi sokağından geçseniz bir güven ortamı belirgin bir şekilde hissediliyor. Sokakta bulunan herhangi bir kişi ile her an bir şey konuşmak ve yakınlığını hissetmek belki de bu şehrin en önemli özelliği. Bir şehrin yabancılara dönük en önemli unsurlarından birisi de esnaftır. Tüm Sinop esnafının şehri mükemmel bir şekilde temsil ettiğini söylemek kesinlikle Sinop için abartı olmayacaktır. Neredeyse artık birçok sahil kasabasında bile kalmayan sahildeki çok sayıda çay bahçelerindeki canlılık ve insan sıcaklığının yanı sıra kaliteli hizmet ve düşük fiyat bunun en güzel örneğidir. Sabah fırınların birinden alınmış katlama ve nokul ile sahildeki çay bahçelerinden birisinde kahvaltı yapmanın keyfini, Sinop’a özgü cevizli veya yoğurtlu ya da aynı tabağın yarısı cevizli yarısı yoğurtlu mantıyı sıcak bir yuva gibi hissedilen mekânlarda yemenin keyfini belki de başka şehirde yaşamak olası değildir.

Günlük yaşamın derinlemesine incelendiğinde birçok olumlu unsurun hemen göze çarptığı Sinop’un aynı zamanda Tabiat Ana’nın güzellik bağışlamada çok cömert davrandığı bir yöre olduğunu anlamak için herhangi bir tarafa bakmak yeterli. Şehre girişte iki tarafta birden deniz görmek sanırım çok az yörenin özelliğidir. Türkiye’nin en kuzey noktası olan İnce Burun’a gitmek için önce doğal balıkçı barınağı olan göz alıcı mavi renkli Akliman ve cennetin en dibinden çıkartılıp yeryüzüne bırakılmış hissi veren Hamsilos Fiyordu kesinlikle görülmeli. Ayrıca bu satırların yazarını en çok etkileyen manzaralardan birisi de Ada çevresini tur atarken en tepede durup rasgele herhangi bir yöne bakıldığında görülüyor. Bir doğa harikası olan Erfelek Tatlıca Şelalelerini görmemek ve bir akşam üzeri Gerze’yi ziyaret etmemek Sinop’u gezdiğini söyleyenler için çok büyük eksikliktir. Ayrıca tabiatı koruma alanı olarak ilan edilen Sarıkum Piknik Alanı ve Plajı, Ayancık, İnaltı Mağarası, Akgöl ve daha birçok tarihi ve doğal güzellikler görülmelidir.

Sinop İnceburun’da kurulması düşünülen Nükleer Santral ve Sinop’un Gerze ilçesine bağlı Yaykıl köyünde kurulması düşünülen Termik Santralin yöre halkı tarafından tepkiyle karşılandığını gördük. Bu konudaki kararların tekrar gözden geçirilmesi ve Sinop ve benzer yerlerin doğal güzelliklerinin korunmasını diliyoruz.

Sinop söz konusu olunca Tarihi Sinop Cezaevi’ni gezmeden gelmek mümkün değil. Artık müze olarak açık olan cezaevinin koşullarını bugün bile anlamak çok zor değil. Sabahattin Ali’nin çok bilinen şiirini ezbere bilmeseniz bile, şiirin yazıldığı odanın duvarında okuyunca hemen ezberleyebiliyorsunuz ve bir cezaevinin bir şiir ile ancak bu kadar iyi anlatılabildiğini görüyorsunuz. Cezaevini on yıl sonra yeniden gezerken ne yazık ki, duvarlarında eski günlerinden kalan bazı yazıların kaybolduğunu görmek biraz üzücü olsa da halen genel özelliğini koruyor olması yine de mahkûmların cezaevi koşullarını göz önüne getiriyor ve Sinop Cezaevinin neden çok bilindiği anlaşılıyor.

Bu sene 9-10 Temmuz tarihlerinde Sinop’ta buluşan ODTÜ Matematik Bölümü 1984 mezunlarının bir kısmı sadece hafta sonu ile yetinmeyip bir haftalık konaklama ile harika bir deniz tatili de yapmış olmanın mutluluğunu yaşadılar. ODTÜ’nün bizlere verdiği kararlılık ve inatçılıkla her yıl olduğu gibi bundan sonra da yine her yıl yurdumuzun değişik yerlerinden birinde buluşmamıza devam edeceğiz.

Hakkımda Nilgun

Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

HOŞGELDİN 2013..H.Çiçeksever’den

Üç haftadır Londra”da Christmas kutlamaları nedeniyle torunlarla partiden partiye koşturup duruyoruz.. Okullar, bazı iş yerleri …

4 Yorum

  1. Çok duygulandım ne güzel anlatmış..Ama ben gelecekten endişeliyim (Bodrum u gördükten sonra) yerli yabancı turist akını çoğaldı ama yeterli alt yapı yok.. yollarda trafik, park sorunu ve zaten fazla olmayan bize ancak yeten su sıkıntısı yaratırsa diye düşünüyorum..Tedbirler alınsa, etraf hep temiz ve çiçeklerle donatılsa, (Şu Norveç’teki elektrik direğindeki çiçek fikri gibi harika fikirler olsa) çoook daha güzel olurdu Sinop’umuz..

  2. Ben de çok beğendim , Bu Sinop Anlatımını. Senin düşüncelerin, bende de var.((((Ne kadar kalabalık şimdi Sinop,geceleri yürünmüyor yollarda.Artık Sinop bu kalabalığa hazırlanmalı. Birkaç sene sonra Sinop Karadeniz’in Bodrum’u olacak.Ümidim senin yaşadığın ,gördüğün Bodrum olmasın.

  3. Benim gördüğüm Bodrum şöyleydi: önce arabanızı bırakacak otopark sıkıntısı çekiyorsunuz bulduğunuz okul bahçesinin saati 5 Tl. Tuvaletiniz geliyor 1 TL ama o da ne suyu akmıyor giren çıkan kağıtları deliğe ata ata tıkamış “bundan mı para alıyorsunuz” diye sorunca “ne yapalım su akmıyor” lafı.. bir parkta oturuyorsunuz yerlerde pet şişe, kuruyemiş kabuğu hertürlü çöp, şaşırıyorsunuz nasıl bu kadar çöp bırakılmış diye..susadığınızda küçük su en az 1 tl, yemek yiyecekseniz bir lahmacun 6 tl. yorum sizin..

  4. ((((En iyisi yorumu okuyuculara bırakalım….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir