Home / Köşe Yazarları / Ebruli Sayfalar / Донецьк (DONETSK)..Ebruli Sayfalar…

Донецьк (DONETSK)..Ebruli Sayfalar…

Merhaba Sevgili Nilgün’ün Günlüğü Okurları,

Bugün sizlere Ukrayna’nın önemli şehirlerinden biri olan Donetsk’i tanıtmak istiyorum. (Donetsk’i “donyetsk” olarak okunuyunuz.)

Geçtiğimiz yaz Kiev aktarmalı olarak Donetsk’e gittim. Avrupa Birliği ülkesi olmasa da, yine de bir Avrupa ülkesine gidiyordum. Herzamanki gibi çok heyecanlıydım. Hiç gitmediğim bir ülkeye gitmek benim için, aynı bana verilen bir hediye kutusunu açmak gibidir. Kutunun içinden acaba ne çıkacak diye çok heyecanlanırım. Bu seyehatlerim de aynen öyle.

İstanbul’dan bindiğim Kiev uçağında, çok ilginç bir kişiyle tanıştım. Kendisi bir Amerikalıydı. Konuşmaya, benim okuduğum İngilizce bir kitabı görmesiyle başladık.  Bana “Herhalde İngilizce biliyor musunuz diye sormama gerek yok.” dedi gülümseyerek. Amerikalı olduğunu ve birikmiş bedava milleriyle dünyayı gezdiğini öğrendim. Bu kadar mili nasıl biriktirdiğini sorunca, bir “Basketball Scout” olduğunu söyledi. Bilmeyenlere söyleyeyim. Kendisi NBA için basketbol yıldızlarını seçiyormuş. Bu iş yüzünden de birçok uçak seyehati yapıyormuş. Mesleği gerçekten bana çok ilginç geldi. Star bulmak kolay mı diye sorduğumda, bana bunun çok zor olduğunu, gerçek starların binde bir çıktığını söyledi. Herkes baskebol oynayabiliyor, fakat bir yıldız olamıyordu. Adam orta yaşını biraz geçmiş bir Yahudiydi. Yahudi oduğunu hostesin bize servis ettiği domuz etini geri çevirdiğinde öğrendim.

Ben de domuz etini geri çevirdim, çünkü ben bir vejetaryenim, sevgili okurlar. Ben, ne domuz eti, ne de başka bir et yiyorum. Yaklaşık 14 yıldır hiç et, balık, tavuk yemiyorum ve bu halimden de çok mutluyum. İsterseniz vejetaryen olma hikayemi başka bir yazıya saklayayım. Çünkü bugün size Donetsk’i anlatacağım.

Kiev’e geldiğimizde doğal olarak uçaktan indikten sonra,  yolcu binasına gidilir diye bir içgüdü olduğundan, doğru binanın içine doğru yol alırken, uçaktan inen tüm yolcuların binaya girmediğini fark ettim. Aynı şekilde bizim Amerikalı da bu duruma şaşırdı. Meğer insanlar dışarıda, gelecek olan valizlerini bekliyorlarmış. Ben valizimi bir banttan almayı hayal ederken, bir süre sonra uçaktan gelen valizleri taşıyan, bir  araç  geldi ve herkes valizini dışarda bu aracın üstünden karga tulumba almaya başladı. Burası bir başkentin, uluslararası havaalanıydı.

Valizini alan içeri giriyordu. Ben de büyük şaşkınlıkla valizimi aldıktan sonra, daha çok şaşıracağım bir görüntüyle karşılaştım. İçeri girer girmez, bir mahşer kalabalığıyla yüzyüze geldim. Belki 500 kişi 4 tane polis kontrolünün önünde kendilerine sıra gelmesini bekliyordu. İşin daha kötü yanı, içerde belirgin bir sıra yoktu. Yani uyanık olan kalabalığı yara yara öne ilerliyordu. “Tam bizim eski zamanlarımızdaki gibi! Sıra yok! Çok iyi dedim.” Artık süper yeteneklerimi kullanacaktım. Ama nasıl? İki saat sonra kalkacak olan Donetsk uçağını kaçırmamam gerekiyordu. Uzakta bir yerde doldurulması gereken formlardan gördüm ve onlardan bir tane aldım. Elimde TC pasaportunu gören bir Türk beyefendi, bana “Sen gerçekten uyanıksın.” dedi. “Eh işte, yurt dışına çok sık çıkarım ve  biraz etrafımla da ilgilenirim.” dedim. Sonra bana nereli olduğumu, buraya neden geldiğimi sordu. Epey konuşmayı ilerlettik. Bana burda uyanık olmazsam Donetsk uçağını kaçırabileceğimi söyledi. Birşeyler yapmam gerekiyordu. Tam o sırada o Türk bey, ”Bak şu teyzeyi görüyor musun? O bir Türk’tür. Ama Rusya’da yaşar ve çok güzel Rusça  konuşur. Onu takip et, o sana yol açar.” dedi. Teyze,saçları arkadan bağlı, oldukça şişman biriydi. Beni görünce, onunla da konuşmaya başladık. Bu arada, kalabalığın arasında yavaş da olsa polis kontrolüne doğru yol alıyordum. Teyzeyi takip etmek çok iyi bir fikirdi.

Bu arada Amerikalı bey, böyle bir duruma alışık olmadığı için taa gerilerde kalmıştı. Onun da iç hatlarla  başka bir uçuşu vardı. Üstelik onun uçağının kalkmasına sadece 1 saat vardı.Ama şu anda benim için önemli olan kendi uçağımı yakalamaktı.  Nasıl olsa onun bedava milleri vardı.

Artık uzatmayayım, polis kontrolünden geçtim. Bu arada doldurduğum o form kırmızı pasaportlular içinmiş. Benim pasaportum yeşil olduğu için o forma gerek yokmuş. Yolu Ukrayna’ya düşeceklere duyurulur.

Donetsk’e vardığımda, beni eğitim kursundan arkadaşlar karşılamaya gelmişti.. Sinop’tan daha kuzeyde olmasına rağmen, çok daha sıcak bir havası vardı. Bu arada Donetsk’e, engellilerle ilgili bir eğitim kursuna katılmak için gelmiştim.

Kursta çok fazla sayıda Rus ve Ukraynalı bulunmaktaydı ve ne yazık ki, çoğu İngilizce bilmiyordu. Birbirimizle anlaşmamız gerçekten çok zor oldu. Ama benden hoşlandıklarını ve benimle gerçekten arkadaşlık yapmak istediklerini fark ettim. Türkleri gerçekten çok seviyorlardı. Türk olduğumu söylediğimde, gözlerinden ışıklar saçıldı. İlerleyen zamanlarda onlarla birkaç kelime İngilizce ve benim kendi çabalarımla öğrendiğim Rusçayla arkadaşlığımızı ilerlettik.

Kursta Yunanistan, Letonya, Belarus, Gürcistan ve Slovenya’dan da birer katlımcı vardı. Neyseki onlar İngilizce biliyordu ve onlarla anlaşmak ve konuşmak beni gerçekten  rahatlattı. Kimseyle konuşamasaydım, Donetsk bana çok sıkıcı gelebilirdi.

Kursta engellilerle neler yapabiliriz, onlara ne gibi el işleri öğretebiliriz, onların vakitlerini nasıl verimli bir şekilde geçirtebiliriz şeklindeki çalıştaylara katıldım. Bu arada bir çok hokus pokus tekniğinden tutun, harika el becerileri de edindim.

Artık size Donetsk’ten bahsedebilirim. Azak Denizi’ne çok yakın bir yerde, Kalmius Nehri üzerine kurulmuş, eski adı Stalino olan bir şehirdir. Şehir 1869’da, bir İngilizin kömür madenini bulup, bir çelik yapım santralini kurmasıyla doğmuş. Çelik ve demir bu şehirle o kadar özdeşleşmiş ki, şehirdeki bir park sadece demirden  yapılmış heykellerle doluydu. Bu parkta Rus masal kahramanlarından tutun, daha birçok demirden yapılmış objeler bulunmaktaydı. İleriki yazılarımda, size bir Rus masalını Türkçe’ye çevireceğimin sözünü şimdiden veriyorum.

Halkın boş vakitlerini geçirdiği bir başka yer ise, Kalmius Nehri kenarına kurulmuş bir park. Burada çocuklar ve kendini çocuk hissedenler için lunapark,   dinlenmek için ise birçok cafe ve bar bulunmaktaydı.

Slovenyalı arkadaş, burada Dolphinerium olduğunu ve yunuslarla yüzmenin fiyatının diğer ülkelere göre çok da ucuz olduğunu söylediğinde bu fırsatı kaçırmak istemedim.  Yunusla yüzmek 250 Grivna, yani yaklaşık 60 Lira idi. Bu miktara,bir yunusla yüzmek çok cazip geldi.  Biliyorsunuz ben bu hayvanlara hayranım. Beni takip edenler bilirler, önceki yazılarımdan biri, sadece yunuslarla ilgiliydi. Artık bir yunusa dokunmanın tam vaktiydi. Suya daldığımda kocaman bir yunus  yanıma geldi ve benden, ona dokunmamı istediler. Dokunduğumda sanki ıslak bir plastiğe elim değmiş gibiydi. Yunusla ilk turumu attığımda, o küçücük havuzun ona ne kadar dar geldiğini düşündüm. Kendisi burada bir mahkumdu. Sonra biz insanların, ne kadar bencil olduğunu düşünmeye başladım. 3dk sürecek zevkimiz için, bu hayvanları burada müebbet hapse mahkum etmişlerdi.

Donetsk’in diğer gidilmesi gereken mekanlarından bir tanesi ise Virus adında bir disko. Ukrayna’nın en büyük ve en ünlü diskolarından bir tanesi. Oraya kurstan Ukraynalı ve Rus arkadaşlarla gittim. Ben aslında disko sevmem, fakat onların ısrarlarını kıramadım ve gittim. Oraya gittiğimde çok ilginç bir görüntü dikkatimi çekti. Diskoda bir yığın Türk iş adamları vardı. Yanlarında da Ukraynalı bayanlarla birlikte günün yorgunluğunu atıyorlardı. Burada bu konuyla ilgili çok yorum yapmak istemiyorum. Yorumu sizlere bırakıyorum. Yalnız şunu söylemeden geçemeyeceğim, bir çok ülke gezdim, fakat bu ülkedeki kadar güzel hatunların olduğu bir yer görmedim. Sanki herbiri elf gibiydi.

Buna rağmen Ukraynalı beyler de, bize karşı çok kibardı. Yolda yürürken birden bire bana bir delikanlı,  çiçek verdi. Sonra restoranda kursta öğrendiğim bir ip numarasını başarıyla yaptıktan sonra, birden karşı masadaki bir Rus pilot beni alkışladı ve benim diğer hokus poskularımı ilgiyle izledi. Daha sonra otelin kahvaltı salonunda herkes çantasını güvenlik kabinine bırakırken, güvenlik görevlisi bana hep geçin dedi. Wow!!! Ben bu ülkede resmen ayrıcalıklıydım. Aslında herkes tarafından ilgi görmek hiç de fena bir his değildi.

Ukrayna’da  içki ve sigara süper ucuz!Bir Marlboro 1 euro.  İyi bir Ukrayna votkası 2,5 Euro.

Ukrayna’ya turistik amaçlı gidecekseniz eğer, kırmızı pasaportunuz olsa bile, Türkiye’den vize almanıza gerek yok. Kiev Borispil, Odesa ile Simferopol Havaalanları ve Odesa Limanı’nda 30 Amerikan Doları karşılığında, bir seyehat acentası ‘voucher’ının aslı, otel rezervasyonu belgesi ve dönüş biletini göstererek 15 gün süreli vize verebiliyor.

Dünyada başka bir kentten görüşmek dileğiyle ….

Hakkımda Nilgun

Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

SINIRLARIN ÖTESİNE GEÇ..Ebruli Sayfalar.

Merhaba Sevgili Nilgün’ün Günlüğü Okurları, Türkiye’de ilk kez Sinop’ta yapılan son derece önemli bir faaliyetimizden …

7 Yorum

  1. Kalemine sağlık. Çok güzel anlatmışsınız.Sanki bende oraları görmüş,yaşamış gibi oldum. Teşekkür ederim.

  2. İrem Ebru Kuru

    Teşekkürler 🙂

  3. Öncelikle deneyimlerini paylaşman çok hoştu.. Ben eğitim sebebinin “engelliler için ne yapabiliriz” olmasıyla ilgilendim, o konuda beni bilgilendirir misin? tüm engelliler mi yoksa belli bir kısmı için miydi? sevgiler..öptüm

  4. İrem Ebru Kuru

    Rehabilitasyon merkezine gelen tüm engelliler içindi. Ama daha sonra zihinsel engellilerle çalışan bir rehabilitasyonda öğrendiklerimizi zihinsel engellilerle paylaştık. Çok zevkliydi!

  5. guzel olmuş bende orada yasarken anladım yıllardır tr kadınlar bizi kadın dıye aldatmış,bide pozlarıda cabası………..

  6. Donetsk’e gitmişsiniz ama Türk şirketi Enka’nın donetskde 2006-2008 yılları arasında yaptığı 250 milyon dolarlık Donbass Arena futbol stadyumundan bahsetmemişsiniz. 2500 Türk orada yaşadık ve çalıştık. Donetsk’de birçok anımız var. O şehre cok güzel izlenimler bıraktık. Yazının en başında Türk olduğumu söyleyince gözleri ışıldadı demenizin sebebi orada bıraktığımız izlenimler olabilir. Club virüsde birçok Türk işadamı var demiştiniz. Biz oradayken Virus bizim şantiyede çalışan bütün personel tarafından dolduruluyordu. Bizden sonra orasıda tanındı ve günübirlikçi işadamları tarafından mesken haline geldi. Eğer Moskova’ya uğrarsanız orası hakkındada 5 yıllık izlenimlerimi aktarabilirim. Yardım isterseniz bana soru sormanız yeterli.

    Teşekkürler,
    Burak

  7. Irem Ebru Kuru

    Merhaba Burak Bey,

    Donetsk’de bulunmanız ve sizin oraya iz bırakmanız çok güzel. Ben de yazımda olduğu gibi Türklerin orada olduğunu fark ettim. Benim Donetsk’de bulunan EKoArt derneği ile ortak işlerim var. İki senedir Türkiye’ye Donetsk’den eğitim kurslarıma katılımcılar getirtiyorum. Henüz Moskova’yla bir işim söz konusu değil fakat sizin tecrübenizden yararlanmak isterim tabi. Moskova’yla ilgili haberleşmek isterim. Çok memnun olurum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir