<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H.Çiçeksever &#8211; NİLGÜN&#039;ÜN GÜNLÜĞÜ &#8211; SİNOP AŞIĞI</title>
	<atom:link href="https://nilguncabaci.com/category/kose-yazarlari/h-ciceksever/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://nilguncabaci.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Jan 2013 18:35:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>
	<item>
		<title>GÜLÜMSEME-MİNE ARASAN..H.Çiçeksever&#8217;den&#8230;</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2013/01/gulumseme-mine-arasan-h-cicekseverden/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2013/01/gulumseme-mine-arasan-h-cicekseverden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Jan 2013 16:15:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[mine arasan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=18749</guid>

					<description><![CDATA[  “Yalansız, dolansız,doğal dünyamdan, güzel insanlara merhaba…”diyor ressam Mine Arasan. Taksim-Beyoğlu, Durakistanbul Sanat Galerisinde, Collection Clup’dan  arkadaşımız Mine hanımın  GÜLÜMSEME adını taşıyan sergi açılışındaydık. Ressamlardan oluşan renkli bir kalabalıkla sohbetler, tanışmalar  neşeli geçti. Dokunduğu her şeyi resme dönüştüren, hayata bir çocuğun gözleriyle bakan Arasan, mutluluğun resmini yapıyor, şiirini yazıyor. Dostluğu da bir çocuk kadar içten, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>   “Yalansız, dolansız,doğal dünyamdan, güzel insanlara merhaba…”</b>diyor ressam Mine Arasan.</p>
<p>Taksim-Beyoğlu, Durakistanbul Sanat Galerisinde, Collection Clup’dan  arkadaşımız Mine hanımın  GÜLÜMSEME adını taşıyan sergi açılışındaydık. Ressamlardan oluşan renkli bir kalabalıkla sohbetler, tanışmalar  neşeli geçti.<span id="more-18749"></span></p>
<p>Dokunduğu her şeyi resme dönüştüren, hayata bir çocuğun gözleriyle bakan Arasan, mutluluğun resmini yapıyor, şiirini yazıyor. Dostluğu da bir çocuk kadar içten, cıvıl cıvıl bir arkadaşımız.</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18751" alt="mine arasan" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/1-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/7.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18753" alt="7" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/7-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18754" alt="5" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/5-150x150.jpg" width="150" height="150" /><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18758" alt="3" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/3-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a></a></p>
<p>Pek çok kuruluşa sanat danışmanlığı yapmış, çocuklara resim dersleri vermiş, pek çok ödül kazanmış,sevgi ve sanat üzerine yazılar yazmış,yurtiçi ve yurtdışında sergiler açmış çok yönlü, çok renkli  bir sanatçı.</p>
<p>Türkiye genelinde hastanelerin çocuk polikliniklerinin duvarlarına hasta çocuklarla resimler yapmış, yurt dışı ve yurt içinde pek çok koleksiyonlara eserleri girmiş bulunan Mine hanımın, “Çizgiden Söze” ve “Aşk Yüreğime Dokundu” isimli şiir kitapları bulunuyor. Çalışmalarını İstanbul ve Bodrum’daki atölyelerinde sürdürüyor.</p>
<p>“Aşk Yüreğime Dokundu” kitabından birkaç satır sizler için;</p>
<p>*<b>Vazifem;</b>İyilikleri,</p>
<p>Fotokopi ile çoğaltıp</p>
<p>İnsanların yüreklerine dağıtıyorum…</p>
<p>*<b>Selam Olsun;</b> İyilikleri birbirine bağladım,</p>
<p>Sevgi düğümü attım</p>
<p>Barış pulu yapıştırdım zarfa</p>
<p>Dünyaya postaladım…</p>
<p><b>*Çilingir;</b> Arsız yalnızlık</p>
<p>Habersizce yine girivermiş evime</p>
<p>Oysa kilitlemiştim kapıyı</p>
<p>Biliyorum,</p>
<p>Mutluluğuma taktı kafayı….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>H.Çiçeksever</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2013/01/gulumseme-mine-arasan-h-cicekseverden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LEVENT  KIRCA  ve MİZAH..H.Çiçeksever&#8217;den</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2013/01/levent-kirca-ve-mizah/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2013/01/levent-kirca-ve-mizah/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2013 14:08:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[levent kırca]]></category>
		<category><![CDATA[önüm arkam sağım solum dönek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=18720</guid>

					<description><![CDATA[Londra’dan gelir gelmez ayağımın tozuyla, kış kıyamet demeden bugün Levent Kırca’nın kitap imza gününe gittim. Beşiktaş Kabalcı Kitapevi’nin  Amerika&#8217;daki  kitapçılar gibi,  hem kafe hem kitapçı konseptindeki hoş bir bölümünde masa hazırlanmıştı.  Kendi gibi kitabının ismi de insanı güldürüyor: “Önüm Arkam Sağım Solum Dönek.” Değer verdiğim bir sanatçı olmasının yanında  Samsun’lu olmasının yakınlığıyla ilk defa kitabı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Londra’dan gelir gelmez ayağımın tozuyla, kış kıyamet demeden bugün Levent Kırca’nın kitap imza gününe gittim. Beşiktaş Kabalcı Kitapevi’nin  Amerika&#8217;daki  kitapçılar gibi,  hem kafe hem kitapçı konseptindeki hoş bir bölümünde masa hazırlanmıştı.  Kendi gibi kitabının ismi de insanı güldürüyor: <b>“Önüm Arkam Sağım Solum Dönek.”</b> <span id="more-18720"></span>Değer verdiğim bir sanatçı olmasının yanında  Samsun’lu olmasının yakınlığıyla ilk defa kitabı imzalatan ben oldum. Eve dönünce bir solukta okudum ve  gülmekten kırıldım. Aynı jenerasyondan olmamız pek çok ortak yaşanmışlıklarımızı  dile getirmesi beni çok eğlendirdiği gibi sanatçının ne kadar ilkeli ve dürüst bir insan olduğunu tanıdığımda  bu  insanların bitmediğini görmekle ümidim tazelendi.</p>
<p>Gerçekten her türlü zorluğa rağmen sanat yapmak, ilkeli bir sanatçı  olmak hele bu ülkede kolay bir iş değil.  Halkın gönül tercümanı olan siz sanatçılar  olmasanız biz ne yaparız dedim, yanındaki bey; “yalnız kalırdık” diye cevap verdi. Wimbledon’da daha birkaç gün önce Pamuk Prenses ve Yedi Cüceleri oynayan Priscilla Prisley’in oyunundan sonra bizim sanatçıların mücadelesini görünce insan bir iç geçiriyor inanın. Ve kendisine Wimbledon tiyatro biletimi kitabımla birlikte armağan ederken dedim ki; bunlar masallarda yaşıyor sizler nelerle mücadele ediyorsunuz.</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/nm-arkam-sam-solum-dnek634029.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18722" alt="nm-arkam-sam-solum-dnek634029" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/nm-arkam-sam-solum-dnek634029-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0332.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18723" alt="levent kırca- berna çiçeksever" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0332-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Mizah; “bir şeyler aksamaya başladığında ortaya çıkar” diyen L.Kırca,Samsun’lu öğretmen bir anne ve ressam bir babanın oğlu.  “Bir  zamanlar sözün senet olduğu ülkemizde bugün sözler yerlerde sürünüyor. Kimsenin sözüne güvenilmiyor. Dahası ortalık döneklerle dolu.Ülkemizde artık söz gümüş sukut altın değil. Sukut korkaklık, söz kelle pahasına. Ne mutlu doğru bir söz için kelle verme cesareti gösterenlere diyen  sanatçı; 46 yıllık sanat hayatı boyunca gözlemlediklerini, deneyim ve düşüncelerini sanatçı sorumluluğuyla okurlarıyla paylaşıyor.</p>
<p>Kitabından ilk öğrendiklerim komik lisanıyla Sandviç kelimesinin doğuşu. Politikacıların dilimizi kötü kullanması, yaşadığı polis-kanun işleri  beni bir hayli  güldürdü. Demirel ve Özal’ın sanatçıya olan hoşgörüsü  takdire şayan. Ve bu insanlar her şeye rağmen dürstlükten ayrılmadan, yaratıcı, üretici, sosyal sorunları dile getiren sanat yapmak yolunu seçiyorlar. Gerçek sanat bu işte.</p>
<p>Çok eğleneceğiniz bu neşeli kitabı  tavsiye ediyorum. Mizah zeka işidir, akıllı insanı güldürmek ise kolay değildir. İyi ki varsınız Levent Kırca, çok ve hoş  yaşayın! Allah enerjinizi eksik etmesin.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2013/01/levent-kirca-ve-mizah/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAMPTON COURT`S SARAYI&#8230;. .H.Çiçeksever&#8217;den..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2013/01/hampton-courts-sarayi-h-cicekseverden/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2013/01/hampton-courts-sarayi-h-cicekseverden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2013 22:28:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[Hampton court]]></category>
		<category><![CDATA[hyde park]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=18592</guid>

					<description><![CDATA[Cennet ve cehennem nerede diye sorduklarında, peygamberimizin verdiği cevap şu olmuş :” gece ve gündüz nerede?” Şimdi size cennetten yazıyorum. Yazmaktaki tek amacım: biz ölürüz görmeyiz ama gelecek nesiller için umarım AKLİMAN ve SARIKUM Londra parkları gibi gelecek nesillere huzur verecek parklar olarak yaşatılması. Hayali bile güzel çünkü elimizde imkanımız var, ya olmasaydı? İnsanoğlu nefsine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cennet ve cehennem nerede diye sorduklarında, peygamberimizin verdiği cevap şu olmuş :” gece ve gündüz nerede?” Şimdi size cennetten yazıyorum.<span id="more-18592"></span><br />
Yazmaktaki tek amacım: biz ölürüz görmeyiz ama gelecek nesiller için umarım AKLİMAN ve SARIKUM Londra parkları gibi gelecek nesillere huzur verecek parklar olarak yaşatılması. Hayali bile güzel çünkü elimizde imkanımız var, ya olmasaydı? İnsanoğlu nefsine uymasa, bindiği dalı kesmese hepimiz cennette yaşayacağız. O nedenle nefsi değil beyni büyütmek lazım!.<br />
Medeniyet gelişmiş beyinler demek, medeni ülkelerin parkları ünlü. Çünkü beynin ilacı doğal alanlar. New York`un göbeğindeki Central Park`ı gezerken hissettiklerim adeta meditasyon gibiydi. Norveç Vigeland Park ise 35 yıllık ömrüne inanılmaz eser sığdıran insanin insanlık hikayesiyle bütünleşen doğayla çok şey anlatıyordu. Danimarka ise Avrupa da ilk gördüğümüz parklar olarak bizi cok etkilemişti. Endülüs`te ise İslamın Avrupa ya getirdiği park kültürü etkileyici olduğu kadar parklar bu metropollerin adeta birer hazineleri. Londra`ya sık geldiğimiz için yaşam alanımız içinde hep parklar bulunuyor. Daha önce Kew Garden denilen muhteşem parktaki konserden yazmıştım.</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0216.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18594" alt="IMG_0216" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0216-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0224.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18595" alt="IMG_0224" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0224-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0230.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18596" alt="IMG_0230" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0230-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0242.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18597" alt="IMG_0242" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0242-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><br />
Bildiğiniz gibi Hyde park dünyaca ünlü. Orada bir iki dakika gözlerinizi kapatıp kalmak cennetin ta kendisi. Her zaman parkta ilginç bir etkinlik görmek mümkün. On yıldır parkların keyfini dört mevsim yasama şansım olmasına rağmen, o yeşilliklere peysaj düzenlemelerine doyamıyorsunuz.. .</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/uzum-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18598" alt="uzum (1)" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/uzum-1-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0253.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18599" alt="IMG_0253" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0253-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0233.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18600" alt="IMG_0233" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0233-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/uzumun-koku.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18641" alt="üzümün-kökü" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/uzumun-koku-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><br />
Bugün Kıbrıslı arkadaşlarım beni Hampton Court`ta yemeğe davet ettiler. Arkadaşlardan birinin dördüncü kızı bu sarayın bahçesinde The garden Room`da evlenmiş, töreni zevkle anlattı. 10 derece soğuğa rağmen park çok kalabalıktı. Yürüyüş yapanlar, gezenler. Buz pateni yapanlar, yemek yiyenler, salıncaklara binenler..Bu ülkede hava hiç önemli değil insanlar sürekli aktivite içindeler. Resimler size pek çok şey anlatacaktır eminim. Bunlar kış resimleri bir de bu parkın bahar aylarındaki renkli halini düşünün tam bir cennet!<br />
Hampton Court`s hakkında internetten bilgi alabilirsiniz ama en etkileyici olan resimde kökünü göreceğiniz, 2005`te Guinness rekorlar kitabina giren üzüm 1769`da ekilmiş. Hala koruyorlar. Doğayla bebek gibi oynuyorlar.<br />
Ülkemizin betonlaşmadan kurtulması dileğiyle, yeni yılda yeni bir ümitle…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2013/01/hampton-courts-sarayi-h-cicekseverden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HOŞGELDİN 2013..H.Çiçeksever&#8217;den</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2013/01/hos-geldin-2013-h-cicekseverden/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2013/01/hos-geldin-2013-h-cicekseverden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2013 17:44:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[christmas]]></category>
		<category><![CDATA[londra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=18561</guid>

					<description><![CDATA[Üç haftadır Londra”da Christmas kutlamaları nedeniyle torunlarla partiden partiye koşturup duruyoruz.. Okullar, bazı iş yerleri özel partiler düzenliyor, armağanlar veriyorlar. Küçük yaşta paylaşmayı, birlikte yaşamayı öğretiyorlar, geleneklerini sevdiriyorlar. Danslar, showlar, animasyonlar, resim çalışmalarıyla çocukları hiç gürültüsüz meşgul ediyorlar. Günlerdir, hediye paketi sarmaktan, hediye paketi açmadan geçen günümüz yok gibi. Çocuklar o kadar mutlu ki ! &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üç haftadır Londra”da Christmas kutlamaları nedeniyle torunlarla partiden partiye koşturup duruyoruz.. Okullar, bazı iş yerleri özel partiler düzenliyor, armağanlar veriyorlar. Küçük yaşta paylaşmayı, birlikte yaşamayı öğretiyorlar, geleneklerini sevdiriyorlar. <span id="more-18561"></span>Danslar, showlar, animasyonlar, resim çalışmalarıyla çocukları hiç gürültüsüz meşgul ediyorlar.<br />
Günlerdir, hediye paketi sarmaktan, hediye paketi açmadan geçen günümüz yok gibi. Çocuklar o kadar mutlu ki ! Bütün şehir cıvıl cıvıl süslenmiş. Masallardaki evler gibi evlerden oluşan, koskoca şehrin sokaklarında dolaşmak ise huzur veriyor. . Londra denilince ilk akla gelen, dünyanın her köşesinden insanı ağırlayan en önemli merkez Night Bridge ise inanılmaz yaratıcı ve akıl almaz yeniliklerle süslü vitrinleriyle kendine hayran bırakıyor. Harrods, Selfridges, Harvey Nichols, Covent Garden her zaman farklılığıyla cazibe merkezi olmaya devam ediyorlar. Dört yıldır Londra&#8217;da yılbaşı geçiriyorum, senede pek çok defa gelip gidiyorum her hafta değişen bu mağazaların vitrinlerinin bir kez bile ayni dekore edildiğine şahit olmadım.</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0156.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18563" alt="IMG_0156" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0156-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0162.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18564" alt="IMG_0162" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0162-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0167.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18565" alt="IMG_0167" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_0167-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_9973.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18566" alt="IMG_9973" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2013/01/IMG_9973-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><br />
Christmasın ertesi günü başlayan ucuzlukta ise alışveriş çılgınlığı, uzun kuyrukların ise Cin, Japon, Kore, Arap ülkelerinin oluşturduğu kuyruklarla hareket yine devam ediyor bu güneş batamayan imparatorluğun şehrinde.<br />
Yılbaşı ise tekrar dünya ile birlikte kutlanıyor havai fişek gösterileriyle yoğun insan trafiğiyle yine çok hareketli. Bu yılbaşı aldığım çok anlamlı armağanlarım oldu. Bunlardan birisi de Wimbledon Tiyatrosunda Pamuk Prenses ve Yedi Cüceleri oynayan Elvis Presley”in kızının baş rolü oynadığı muzikali görmek oldu. Sahne dekorları ve kostümleriyle muhteşem zengin bir muzikaldi. Cüceleri gerçek cüce 7 adam oynuyordu. Sonunda dünyayı sarsan Gangham dansıyla bitirildi. Wimbledon tiyatrosu 1910 da açılmış. Üç kata yayılmış 1670 koltuk, ve 80 sandalyelik özel localar bulunuyor. Medeni ülkelerde kültür ve sanat hem çok pahallı hem herkes mutlaka gidiyor.<br />
Halkı gibi iklimi de kibar olan bu şehrin büyüsünde, hiç Türkiye yle ilgilenmiyorum. Bir ara Sinop gazetesine bakayım dedim ve Buzhanenin, isimleri duyulmuş değerli Opet Grubunun desteğiyle düzenleneceğini okuduğumda yılbaşı hediyesi gibi geldi bana.. Kültür-tarih-geleneklerine bağlı Londra&#8217;dan bir kez daha baktığımda, Buzhaneyi ne kadar önemsediğimi bir bilseniz.<br />
Buzhaneyi ilimize, aynı zamanda gelecek nesillere kazandıran Sn Başkan Baki Ergül&#8217;ü tekrar kutluyorum, şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.<br />
2013”un hepimize sağlık, neşe, huzur ve dünyaya barış getiren bir yıl olmasını diliyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2013/01/hos-geldin-2013-h-cicekseverden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALTIN  ÇOCUKLAR ( Golden Children)</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2012/12/18469/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2012/12/18469/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Dec 2012 11:10:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[altın çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[suna ve inan kıraç vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=18469</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Beyoğlu’nda bulunan  Suna ve İnan Kıraç Vakfı  PERA MÜZESİ 13 ekim-6 ocak tarihleri arasında içeriği açısından dünyadaki  tek örnek olan  Yannick Vu &#38; Ben Jakober  Vakfı Çocuk Portreleri Vakfı Koleksiyonu’ndan bir seçki sunuyor. Altın Çocuklar  16-19. Yüzyıl Avrupası’ndan  Portreler. Avrupa’nın o dönemdeki  ihtişamını  gösteren muhteşem yağlıboya tablolar görülmeye değer. 16. yüzyıldan 19. Yüzyıla, çoğunluğu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Beyoğlu’nda bulunan  Suna ve İnan Kıraç Vakfı  PERA MÜZESİ 13 ekim-6 ocak tarihleri arasında içeriği açısından dünyadaki  tek örnek olan  Yannick Vu &amp; Ben Jakober  Vakfı Çocuk Portreleri Vakfı Koleksiyonu’ndan bir seçki sunuyor. Altın Çocuklar  16-19. Yüzyıl Avrupası’ndan  Portreler. Avrupa’nın o dönemdeki  ihtişamını  gösteren muhteşem yağlıboya tablolar görülmeye değer.<span id="more-18469"></span></p>
<p>16. yüzyıldan 19. Yüzyıla, çoğunluğu kraliyet ailelerine ve Avrupa yüksek aristokrasisine mensup çocukların  portrelerinden oluşan, İspanya’daki Yannick ve Ben Jakober Vakfı Çocuk Portreleri Koleksiyonu otuz yılı aşkın bir sürede geniş bir bilgi birikimi ve tutkuyla oluşturulmuş.</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/IMG_9886.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18470" alt="IMG_9886" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/IMG_9886-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/IMG_9858.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18472" alt="altın çocuklar" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/IMG_9858-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/IMG_9863.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18473" alt="altın çocuklar" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/IMG_9863-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/IMG_9882.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18474" alt="altın çocuklar" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/IMG_9882-150x150.jpg" width="150" height="150" /></a></p>
<p>İçeriği açısından dünyada bilinen tek örnek olan koleksiyondaki çocuk resimleri, Avrupa siyasi tarihinin dört yüz yılına, aristokrasi geleneklerine, inançlarına, moda akımlarına ışık tutarken Avrupa portre  geleneğine de bir bakış sunuyor.</p>
<p>Sergi, ister İngiliz ya da İtalyan, Danimarkalı ya da İspanyol,  Alman, Polonyalı, Flaman, Hollandalı ya da Fransız zengin kıyafetleri, ihtişamlı dantelleri, dizi dizi mücevherleri ya da koruyucu muskalarının ardında resmedilen küçük çocuklar aracılığıyla geçmiş olgusuna dair derin gözlemler içeriyor.</p>
<p>Osmanlı  Hanedanlığının ihtişamına imrenen  Fransız Kont ve Kontesinin  Türk giysileri içinde iki tablosu sergileniyordu.</p>
<p>Bir diğer katta ise daimi koleksiyon İznik Çinileri ve Osman Hamdi Bey eserleri ziyarete açık bulunuyor. Kaplumbağa Terbiyecisi  tablosu  etkileyici görüntüsüyle baş köşede yer almıştı.</p>
<p>Hepsi görülmeye değer..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2012/12/18469/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AHHH  MEMLEKETİM..H.Çiçeksever&#8217;den..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2012/12/ahhh-memleketim-h-cicekseverden/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2012/12/ahhh-memleketim-h-cicekseverden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Dec 2012 11:27:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[aydın boysan]]></category>
		<category><![CDATA[filiz fikret otyam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=18388</guid>

					<description><![CDATA[&#160; İstanbul cadde ve sokak isimlerini her okuduğumda içim burkulur. Kıvırcık Ali gibi içimden geçer; “değiştik ağaçları, ormanları kör betonlara”…Ünlü Mimar, yazar, gazeteci öğretmen çocuğu 90 yaşındaki Aydın Boysan “İstanbul’un kuytu köşeleri” isimli şiirinde sanki içimizdekilere tercüman oluyor.Ihlamur, dereboyu  demeyi unutsa da çok şeyi duyarlı yüreğiyle  anlatmış: Ben Sıraselviler&#8217;in selvilerini görmedim ama, Şişli Sıracevizler&#8217;in ceviz &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>İstanbul cadde ve sokak isimlerini her okuduğumda içim burkulur. Kıvırcık Ali gibi içimden geçer; “değiştik ağaçları, ormanları kör betonlara”…Ünlü Mimar, yazar, gazeteci öğretmen çocuğu 90 yaşındaki Aydın Boysan “İstanbul’un kuytu köşeleri” isimli şiirinde sanki içimizdekilere tercüman oluyor.Ihlamur, dereboyu  demeyi unutsa da çok şeyi duyarlı yüreğiyle  anlatmış:<span id="more-18388"></span></p>
<p>Ben Sıraselviler&#8217;in selvilerini görmedim ama,</p>
<p>Şişli Sıracevizler&#8217;in ceviz ağaçlarını bilirim.</p>
<p>Şişli-Zincirlikuyu arasının, dut bahçeleriyle dolu olduğunu bilirim.</p>
<p>Şimdi Taksim&#8217;de İnönü Gezisi olan yerde, görkemli bir kışla binası olduğunu ,</p>
<p>bu kışla avlusunda İstanbul&#8217;daki futbol takımımızın</p>
<p>milli maçlarının yapıldığı  tek stadyumumuz olduğunu bilirim .</p>
<p>Nüfusu bir milyona varmayan İstanbul&#8217;da yaşamanın rahatlığını,</p>
<p>şehrin her  yanına  birkaç kuruşa tramvayla gidilebildiğini,  bilirim.</p>
<p>İstanbul nüfusunun tarihte ilk kez 1950 yılında  bir milyonu aştığını bilirim.</p>
<p>Daha önce Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının başkenti olarak bile<br />
bir milyonu aşmadığını bilirim.</p>
<p>Şimdi artık Gebze&#8217;den Büyükçekmece&#8217;ye  kadar bütünleşen</p>
<p>İstanbul nüfusunun onbeş milyonu aştığını bilirim.<br />
İstanbul nüfusunun eskiden imparatorluk sentezi olduğunu,</p>
<p>şimdi ise artık kasaba çeşitlemesine dönüştüğünü bilirim.<br />
Her caddenin, her semtin aşçı dükkanlarıyla dolu olduğunu,</p>
<p>her aşçıda  elbasan tavadan,  çiçek bamyaya kadar</p>
<p>zengin tencere yemeği çeşitleri olduğunu bilirim.</p>
<p>Sebze yemeklerinin yıllarca fiyatı değişmeden  7,5 kuruş,  et yemeklerinin  12,5 kuruş olduğunu bilirim.<br />
Topkapı surları dışında hemen bağların başladığını,</p>
<p>beş kuruş verip bağın kapısından girenin  patlayıncaya kadar üzüm yemeye izinli olduğunu, bilirim.<br />
Yedikule marulunun, Kanlıca yoğurdunun,</p>
<p>Beykoz paçasının lezzetini unutmam.</p>
<p>At kuyruğu kılından olta yapmayı bilirim.</p>
<p>Samatya&#8217;dan kürekle Ahırkapı&#8217;ya  girip çapari salladığımızı,</p>
<p>istavrit çıkarsa uskumru olmayacağı için, hemen olta toplayıp geri döndüğümüzü bilirim.</p>
<p>Palamut yiyenlerin ağzının tadını bilmezlikle aşağılandığı zamanları bilirim.<br />
Lezzetli ve ucuz  balık bolluğu yüzünden,</p>
<p>tutumlu insanlar çarşısı Samatya&#8217;da  levrek ve kalkanların bütün olarak, nefis kılıç balıklarının ise  dilimlenerek satıldığını bilirim.</p>
<p>Bu nedenlerle,</p>
<p>İstanbul&#8217;un Samatya ve benzeri semtlerinde  kebap denen yiyeceğin tanınmadığını bilirim.<br />
İnsanların sanki mahşerdeymiş gibi çoğalmasıyla birlikte lezzetli balıkların iyice azalması sonucu olarak,</p>
<p>İstanbul&#8217;da kebap istilası  yaşandığını,  bu nedenle İstanbul tarihini:<br />
1- Kebaptan önce,</p>
<p>2- Kebaptan sonra olarak ikiye ayırdığımı, unutmam.</p>
<p>Nüfus artışı yüzünden bir şehrin yoğunluğu azdırılmışsa,  tarihe ve insanlara karşı  bu davranışı sıfatlandırmak için ihanetin ötesinde bir sıfat aranması gerektiğini, bilirim.</p>
<p>Hay bilemez olsaydım!”</p>
<p>Keşke bizde bilmez, görmez olsaydık Aydın Boysan, yüreğine sağlık…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2012/12/ahhh-memleketim-h-cicekseverden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NAR..H.Çiçeksever&#8217;den..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2012/12/nar-h-cicekseverden/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2012/12/nar-h-cicekseverden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2012 17:31:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[anlat istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[nar]]></category>
		<category><![CDATA[teyzem]]></category>
		<category><![CDATA[ümit ünal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=18327</guid>

					<description><![CDATA[&#160;             İlk senaryosu “Teyzem” ile birincilik ödülü alan,; “9”, “Anlat İstanbul”, “Gölgesizler”, “ses” ile tanıdığımız yönetmen Ümit Ünal’ın Nar filmindeyiz.  Çırağan Kültür Ateşesi Ayşe Sipahioğlu, güler yüzle ve her zamanki nazik ve içten tavrıyla ağırladı herkesi. Ayrıca, Çırağan Sarayı&#8217;nın giriş katındaki Sanat Galerisi&#8217;nde  Fikret Otyam’ın  “Hoşça kal İstanbul” sergisi gezilebiliyor. Otyam’ın fırçasından;  Anadolu&#8217;nun kara &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>            </strong>İlk senaryosu “Teyzem” ile birincilik ödülü alan,; “9”, “Anlat İstanbul”, “Gölgesizler”, “ses” ile tanıdığımız yönetmen Ümit Ünal’ın Nar filmindeyiz.  Çırağan Kültür Ateşesi Ayşe Sipahioğlu, güler yüzle ve her zamanki nazik ve içten tavrıyla ağırladı herkesi.<span id="more-18327"></span></p>
<p>Ayrıca, Çırağan Sarayı&#8217;nın giriş katındaki Sanat Galerisi&#8217;nde  Fikret Otyam’ın  “Hoşça kal İstanbul” sergisi gezilebiliyor. Otyam’ın fırçasından;  Anadolu&#8217;nun kara gözlü emekçi kadınlarını, dağlarını derelerini, göllerini denizlerini, &#8220;illa&#8221; hem ak hem kara keçilerini, eşeklerini, birbirinden değişik evlerini, kara kıl çadırlarını, pamuk tarlasında ömür tüketenlerini sanatseverlerle buluşturuyor.</p>
<p>Başrollerini Serra Yılmaz, İdil Fırat, Erdem Akakaçe ve İrem Altuğ&#8217;un oynadığı, Ümit Ünal&#8217;ın 2011 yılında senaryosunu kendi yazdığı ve yönettiği filmi &#8216;Nar&#8217;ı  Çırağan Sarayı Mabeyn Salonu&#8217;nda  büyük bir zevkle seyrettik.  Film sonrası ise izleyiciler, yönetmen ve oyuncularla film hakkında sohbet gerçekleşti. Sohbet sonrası Çırağan’ın muhteşem atmosferinde kokteyl verildi.</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/tn-11.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18329" title="tn (1)" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/tn-11-150x150.jpg" alt="nar" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/tn-21.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18330" title="tn (2)" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/tn-21-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/tn1-e1354652229269.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-18328" title="tn" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2012/12/tn1-e1354652229269-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Yönetmene sorulan ilk soru; “ neden Nar metaforu?” Cevap çok anlamlıydı.</p>
<p><strong>“Hepimiz  nar taneleri gibiyiz, apayrı ama hep aynıyız. Bizi bir arada tutan kabuk var.Aramızda ince bir zar. Bizi bir arada tutan bağlar bir darbeyle nar gibi parçalanarak dökülecek kadar pamuk ipliğine mi bağlı?”  Adalet sisteme bağlı olunca vicdan dışarıda mı  kalıyor? </strong></p>
<p><strong> </strong>Elif Şafak bir romanında şöyle der: “ Nar Ermeni kültüründe de Türk kültüründe de önemli bir simge. Bereketin, kadınsılığın, doğurganlığın, çoğulluğun  simgesi. Bana göre narın çatladığı, yarıldığı an, kozmopolit Osmanlı toplumuna milliyetçi ideolojilerin sirayet ettiği andır. Ondan sonra nar taneleri bir daha toplanmamak üzere dağıldılar. Nar ve taneleriyle ilgili bu inancı, Türk dünyası genelinde benzer şekillerde görmek mümkündür.”</p>
<p><strong>            Nar</strong> ağacı bütün Türk dünyasında kutsal sayılır. Türk kültüründe elma ve <strong>nar</strong> zürriyetin sembolüdür. Rüyada <strong>nar</strong> görmek neslin bereketli, nar, aşk ateşinin sembolü.</p>
<p>Nar, Türk halk kültüründe ve sözlü gelenek içerisinde ise masallara, türkülere, destanlara ve rüya motiflerine, atasözlerine, manilere, bilmecelere, tekerlemelere konu olmuştur. Bu sözlü gelenek ürünleri içerisinde özellikle masallarda adı sıkça geçmektedir.  Nar cennet meyvesidir. Onun bir tanesinin bile yere düşürülmemesi gerektiği inancı ortaktır.</p>
<p>Bilmecelerimizde nar vardır. “İstanbul’dan gelir gemi gemi içi kutu sandıkdolu, sandıkiçi kutu dolu, kutu içi boncuk dolu, bil efendim sen bunu?” cevap: Nar!</p>
<p>Fini fini fincan, içi dolu mercan. (Nar)<br />
Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane. (Nar)<br />
Benim bir tek başım var, ama bin bir dişim var. Kabuğum yarılınca, yüreğimden kan damlar. (Nar)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2012/12/nar-h-cicekseverden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SİNOP  ADI &#8211; SİN..H.Çiçeksever&#8217;den..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2012/11/sinop-adi-sin-h-cicekseverden/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2012/11/sinop-adi-sin-h-cicekseverden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Nov 2012 20:20:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[bir inci memleketim.]]></category>
		<category><![CDATA[sin]]></category>
		<category><![CDATA[sinop adı nereden geliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=18233</guid>

					<description><![CDATA[Değerli araştırmacı ve eğitimci Yaşar Sarıkaya’nın “Bir İnci Memleketim” isimli kitabından s.38-39 daki bilgiler ışığında Sinop adı nereden geliyor? Şehrimize verilen isimler arasında Sinova, Sinope, Sine-i ab isimlerinden sıkça söz edilir. Hepsinde SİN hecesinin var oluşu, bu kök hecenin eskiden beri yaşadığını gösterir. Sinop’un binlerce yıllık tarihinde, isim üzerine yapılan araştırmalara bakalım. İstanbul Üniversitesi Sosyal &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli araştırmacı ve eğitimci <strong>Yaşar Sarıkaya’nın “Bir İnci Memleketim</strong>” isimli kitabından s.38-39 daki bilgiler ışığında Sinop adı nereden geliyor?<span id="more-18233"></span></p>
<p>Şehrimize verilen isimler arasında Sinova, Sinope, Sine-i ab isimlerinden sıkça söz edilir. Hepsinde SİN hecesinin var oluşu, bu kök hecenin eskiden beri yaşadığını gösterir. Sinop’un binlerce yıllık tarihinde, isim üzerine yapılan araştırmalara bakalım.</p>
<p>İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde ilimiz ile ilgili hazırlanan tezi önemli buldum ve bu tezden yararlandım. Bu tezde yer alan Sinop adı hakkındaki bilgiler:</p>
<p>“Antikçağda Paflagonya olarak adlandırılan bölgenin kuzey ucundaki Sinop’un saptanabilen en eski adı <strong>SİNOPE’</strong>dir. Bu kelimedeki sin kökü ile Asur-Anadolu ilişkisi, Sinope ile de Yunan ırmak tanrısı Asopos’un su perisi kızlarından Sinope kast edilmiştir ki bu da ismin kökenini İyonya’nın bölgedeki kolonizasyonuna bağlamaktadır.</p>
<p>Bir başka fikir de Amazon kraliçesi <strong>SİNOVA</strong>’dır ki bu mitin de nereden geldiği belli değildir. Yalnız bu kavmin Anadolulu olduğu inancı vardır.</p>
<p>Grek etimolojisine yabancı olan sin ya da sind sözcüklerine Yunanistan’ın dışında, Pontus, Doğu Anadolu, İran ve Hindistan’da rastlanmaktadır. Bu da Sinope adının yerli Anadolu dillerinden gelmiş olabileceğini göstermektedir.</p>
<p>1900 yıllarında Amerika’dan Sinop’a gelen D.Robinson’un şehrin ismi konusunda yazdıkları:</p>
<p>Sinop adını Asurluların ay tanrısı <strong>SİN’</strong>den almıştır. Şehirde, Aramca yazılı Sinop paraları bulunmuştur. Sinop perisi, Suriyelilerin ismini aldıkları Seyros’un anasıdır. Bu kızın Asuriyeden kaçırıldığına dair olan efsane hala Sinop’ta bulunan bir lahdin üzerindeki yazılarda vardır. Seyron isminde bir adamın orada gömülü olduğu gösterilir.  Sinop ismi herhalde Yunan yerleşmesinden daha evveldir. Mitoloji ve anane Sinop’u gayri meskun bir arazi olmaktan ziyade öteden beri sakinleri olan halktan zapt edilmiş bir yer olarak gösterir.</p>
<p>Sinope efsanesi:</p>
<p>“Sinope, Karadeniz’de Sinop şehrine adını veren efsanevi kişidir. Asopos ırmak tanrısının bir kızıdır. Efsane şöyledir. Zeus Sinope’ye aşık olmuş ve her dilediğini yerine getirmeye söz vermiş. Ancak Sinope Zeus’tan kendisine dokunmamasını istemektedir. Tanrı Zeus yeminine bağlı kalarak Sinope’nin bu isteğine uymuş ve Sinope’yi Karadeniz kıyılarına koyuvermiş. Sinope sonradan aynı düzenle tanrı Apolloyu da ırmak tanrısı Halys’i de kandırmış ve hiçbir ölümlüyü yanına yaklaştırmamış. “</p>
<p>Mitosta adı geçen Sinope bir Amazon adıdır. Sinop sikkelerinde bunun resmi görülür.</p>
<p>Asur medeniyeti ve Amazonların tarihine baktığımızda, varlıklarının M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzandığını görürüz. Ama Sinop adının geçmişi çok daha eskilere gitmektedir. Bulgular 5.000’leri verir, tahminler 8- 10 000’leri. Öyle görünüyor ki, Sin hecesi bize çok daha eskilerden bir armağandır.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2012/11/sinop-adi-sin-h-cicekseverden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
