<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Banu Conker &#8211; NİLGÜN&#039;ÜN GÜNLÜĞÜ &#8211; SİNOP AŞIĞI</title>
	<atom:link href="https://nilguncabaci.com/tag/banu-conker/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://nilguncabaci.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 Dec 2018 20:27:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>
	<item>
		<title>Ego, Ego, Ego&#8230;.Bi&#8217;Tutam Tuz&#8230;</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2018/12/ego-ego-ego-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2018/12/ego-ego-ego-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2018 20:27:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=33004</guid>

					<description><![CDATA[Günaydın sevgili nefes dostu, Sosyal medyayı nasıl bilirsiniz? Hani cenaze törenlerinde sorulur ya, merhumu nasıl bilirdiniz? Herkes iyi şeyler söylemeye çalışır, biz de sosyal medyanın hep iyi yanlarını görmeye çalışarak kandırıyor muyuz acaba kendimizi? Örneğin ben işim için gerekli diyerek çok fazla zaman geçirdiğimi fark edene kadar herhalde günümün yarısını (biraz abarttım tabii) telefon başında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günaydın sevgili nefes dostu,</p>
<p>Sosyal medyayı nasıl bilirsiniz?</p>
<p>Hani cenaze törenlerinde sorulur ya, merhumu nasıl bilirdiniz? Herkes iyi şeyler söylemeye çalışır, biz de sosyal medyanın hep iyi yanlarını görmeye çalışarak kandırıyor muyuz acaba kendimizi?</p>
<p>Örneğin ben işim için gerekli diyerek çok fazla zaman geçirdiğimi fark edene kadar herhalde günümün yarısını (biraz abarttım tabii) telefon başında geçiriyordum. Sistem bilgisayarları evimize soktu, ama laptop da olsa bilgisayarı her yere taşımadığımızı fark edince elimize telefonları sıkıştırıverdi ve bazı insanlar artık üç elle yaşıyor ya da uzantılı bir eli var.</p>
<p>Peki, sosyal medyanın başka bir yönü daha hiç dikkatinizi çekti mi?</p>
<p>Egomuzu nasıl tavan yaptırdığı örneğin.</p>
<p>Biri bir şey paylaşıyor, altında yığınlarca &#8216;ah canım benim; ne güzelsin; ay bayıldım; ay çok şeker; sen bir tanesin&#8230;.&#8217; gibi yığınlarca övgü dolu cümleler sıralanıyor. Bu arada paylaşımı yapanın koltukları kabardıkça kabarıyor, ta ki gökyüzüne varana dek.</p>
<p>Ben bir kaç defa düşüncemi yazayım dedim, kabul görmemek bir tarafa neredeyse sosyal medya dayağı yiyordum. Neden? Çünkü yazdıklarım racona ters (:-) kaçtı. Örneğin çocuğunu bornozuyla çekmiş birine özelden &#8216;bu fotoğraflar değişik yerlere ulaşabilir, pornocular, tacizciler çok, bence yapma&#8217; dedim. Benim çocuğum, istediğimi paylaşırım cevabını aldım, bir süre sonra çocuk tacizcileri olayları patladı. Bu arada bir bilgi vereyim. Halise Baydar&#8217;dan öğrendiğim bir bilgidir. Bir fotoğrafa bir tacizcinin taciz duygusuyla bakması bile tacizi yaratır, çünkü bu bir enerjidir. Örneğin nazar değdi diyoruz. Biri bize bakıyor ve biz düşüyoruz diyelim. O kişi gelip bizi itmiyor, çelme takmıyor, sadece bakıyor ve biz düşüyoruz, aynı bundaki olay. Bu kişi bana neden böyle davrandı? Tam olarak gerçeğini bilemem tabii, ama diğer tarafta çocuğunun ne kadar şeker olduğu ile ilgili o kadar övgü aldı ki, bence benim yorumum onu rahatsız etti. Bu tabii benim yorumumdur, sadece bir örnek olarak paylaşıyorum.</p>
<p>Çoğu zaman da ne yapıyoruz? Bir kişiyi gereğinden fazla övüyoruz. Sonra o kişi bize uymayan bir şey yaptığında onu alaşağı ediyoruz. Neden? Sadece kendisi gibi olduğu için mi ya da aslında zaten öyleydi ve biz onu öyle görmek istemedik ve kendisinden kendimize göre bir rol yarattık ve o role uymadığında da istemediğimize karar verdik. Bu bencillik, değil mi? O kişinin kendi olma hakkını elinden almak gibi bir kul hakkı tecavüzü değil mi?</p>
<p>Bunların hepsi yazarken aklıma gelen sorular aslında. Size yazarken ben de farkındalık kazanıyorum. Sizlere teşekkür borçluyum.</p>
<p>Gelelim spritüel egoya. Şu anda dünyada artık kişisel gelişimi duymayan kalmadı gibi. Tabii ki Maslow&#8217;un ihtiyaçlar hiyerarşisinde yukarı çıktıkça ilgi alanımıza giren bir şey bu. Sadece güvenlik, barınma ve yiyecek peşinde koşan bir kişiye kişisel gelişim desek, herhalde öldürülürüz.</p>
<p>Bazıları biraz erken başladı kendini geliştirmeye. Ben 2000 yılına girerken yılbaşı yemeğinde bir kadın geldi yanımıza ve bizi elele tutuşturdu ve &#8216;şimdi dünyaya iyilik dileyelim ve sevgimizi birleştirelim&#8217; dedi. Ben de kadına gülümserken, içimden &#8216;kadın kafayı yemiş, haberi yok&#8217; falan diyordum. Şimdi bazıları benim için aynı şeyi diyor muhtemelen:-)</p>
<p>Şimdi daha önce kendini geliştirmeye açmış, eğitimler almış kişiler eğitimler vermeye başladılar, ama tehlike büyük. Bu tehlike yaptıklarını çok yüksek bir yere koyanlar için, kendilerinin bir şeyler yaptıklarını sananlar için, insanların hayatına dokundukları için kendilerini Tanrı mertebesine çıkartmaya çalışanlar için. İşte kibirin önemi ve tehlikesi burada kendini gösteriyor. Kişi her daim kendini bilmeli.</p>
<p>Ben bir süre kendi egomun esiri olarak böyle kişisel gelişimcileri yargıladım. Sonra bir gün Şeytanın Avukatı filmini izledim ve aslında her şeyin ne kadar girift olduğunu fark ettim. Bizi daha fazla başarıya, daha fazla üne iten şey aslında başkalarının bizi o yola doğru itme çabası. Eğer oradaki tehlikeyi görmezsek, kendimiz olmaktan çıkıyor ve artık şeytanın oyuncağı oluyoruz. O şeytan kibir, hırs, ego aslında. Bundan sonra başarısız olamayız, bundan sonra bir adım geri gidemeyiz, ben şöyleyim, ben bunu yaptım, şunu da yaparım dediğimizde her şey tepetaklak olmaya başlıyor ve biz aslında düşüşe geçiyoruz. Bu hepimiz için geçerli.</p>
<p>Ben o yüzden danışanlarıma her zaman &#8216;gücünüzü kimseye vermeyin, ben dahil&#8217; diyorum. Hiç kimse sizden daha başarılı, daha iyi, daha potansiyelli değil, sadece biraz erken başlamış olabilir, biraz daha fazla kendi üzerinde çalışmış olabilir, biraz daha kendini geliştirmeye açık bırakmış olabilir, biraz daha kendiyle ilgileniyor olabilir, ama bunların hiçbirisi sizin onlar gibi olamayacağınızı göstermez. O yüzden ne kendinizi yerin ne de başkalarını gereğinden fazla övün. Kimseye fazladan sen, sen demeyin ki, o da fazlasıyla ben, ben demesin. Bunu hayatınızda her konuda her kişiye uygulayın.</p>
<p>Sevgilerimle</p>
<p>Elif Banu Conker</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2018/12/ego-ego-ego-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatın Gidişatını Biz Belirleyelim&#8230;..Bi&#8217;Tutam Tuz.</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2016/03/hayatin-gidisatini-biz-belirleyelim-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2016/03/hayatin-gidisatini-biz-belirleyelim-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Mar 2016 21:21:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[Bi'Tutam Tuz.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=28592</guid>

					<description><![CDATA[  Bir zamanlar &#8216;Secret&#8217; tuzağına düşmüştüm. Zengin olmak istiyordum. Kitap da kendini zengin gibi hissetmek gerektiğini söylüyordu, bunun için de sürekli almak ve para harcamak gerekiyordu. Bende o kadar nakit yoktu, ama ben sürekli harcıyordum. Kredi kartım borcum artıyor, ama ben mutlu mesut elimde poşetlerle mağazalardan çıkıyordum. Tabii mutluluğum kredi kartı ekstresini görene kadar sürüyordu. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11444" class="thread-item-header">
<div class="thread-info"><span class="thread-date"><span class="short" title="Thu, Mar 24, 2016 at 10:36 AM"> </span></span></div>
</div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11412" class="thread-body" tabindex="0">
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11419" class="body undoreset" tabindex="0">
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11418" class="email-wrapped">
<div id="yiv0443545447">
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11417" dir="ltr">
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11416">Bir zamanlar &#8216;Secret&#8217; tuzağına düşmüştüm. Zengin olmak istiyordum. Kitap da kendini zengin gibi hissetmek gerektiğini söylüyordu, bunun için de sürekli almak ve para harcamak gerekiyordu. Bende o kadar nakit yoktu, ama ben sürekli harcıyordum. Kredi kartım borcum artıyor, ama ben mutlu mesut elimde poşetlerle mağazalardan çıkıyordum. Tabii mutluluğum kredi kartı ekstresini görene kadar sürüyordu. Sonrası ödenemeyen borçların mutluluğumu ve zenginlik hissimi benden almasıyla sonuçlandı. Çok şükür ki bir arkadaşım bana yüklü bir borç verdi ve başka bir arkadaşım bana kredi kartı kullanmanın aslında olmayan ve gelecekten beklediğimiz parayı kullanmak olduğunu söyledi ve ben aydınlandım. Borcumu olabildiğince kısa sürede bitirdim (borç almanın en iyi yanı sizi hemen ferahlatması, ama en kötü yanı da geri ödemesidir, banka borcunda bir de bunun üzerine faiz geldiğini düşünün)</p>
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11450">Daha sonra karşıma &#8216;Çözüm olmak&#8217; adlı kitap çıktı. Yazarı Darrel Rutherford aynı zamanda Aykut Oğut&#8217;un öğretmeni. Darrel Rutherford&#8217;un kitabı biraz karışık, belki çeviriden, ama Aykut Oğut&#8217;un kitapları eğlenceli ve kolay anlaşılır. Eğer henüz okumadıysanız tavsiye ederim. Bu kitapta Secret&#8217;ın tümüyle tersine önce hisset, sonra eyleme geç ve sahip ol diyordu. Yani içimizde hissetmeden dışımızda hiçbir şey yaratamıyoruz. İçimiz boşsa, dışımızda da hiçbir şey yok. İçimizde bolluk bilinci yoksa istediğimiz kadar harcama yapalım, hep bir eksiklik ve fakirlik içinde olacağız. O yüzden içimizi doldurmamız şart.</p>
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11485">Bir kavak ile bir çınar fidanı yan yana dikilmiştir. Kavak hızla büyür ve çınara dönüp, ne kadar uzun sürüyor büyümen, haydi boy atsana, ben seni geçtim, der. Çınar gülümser. Bir süre geçer, kavak incecik ve uzun boylu, çınar ise güçlü bedeninde daha kısadır. Bir gün fırtına kopar ve kavak ağacı kırılıverir, yerle bir olmuştur. Çınar ise yanında sapasağlam ayakta duruyordur. Hiç fark ettiniz mi, 500 yıllık çınarlar vardır da 500 yıllık kavak ağacı hiç yoktur. Bizim de sahip olmadığımız şeyleri harcamamızın ömrü bir fırtına kadardır.</p>
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11492">Ben yıllar içinde para ile ilgili çok çalışma yaptım, yaptığım çalışmaları hep içselleştirme peşindeyim, hayatıma geçirmediğim hiçbir çalışmanın değeri yok, milyarlar ödemiş olsam da&#8230;</p>
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11491">Kısaca özetlemem gerekirse: Para nötr bir kağıt parçası, değeri bizim ona değer verdiğimiz kadar.</p>
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11501">Paraya arkadaşımız gözüyle bakmazsak, hayatımıza kabul edemiyoruz. &#8216;Para kirlidir, parası olan kötüdür, zenginler haram yer, vb.&#8217; diyorsanız para ile ilişkinizi düzeltme zamanınız gelmiştir.</p>
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11500">Dünyadaki bütün parayı düşünün, siz hakkınız olanı almadıkça bunu alan başkaları var ve şu anda para daha çok silah ve sağlık alanında insanların aleyhine kullanılıyor. Siz paranıza sahip çıktıkça onların payı azalıyor ve siz barışı seçiyorsanız, barışın potansiyeli artıyor. Beni en çok motive eden bu oldu diyebilirim.</p>
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11502">Bankalardaki paralar sanaldır, aslında yoktur, hesabınızdaki para sadece bir rakamdır, kredi kartınızdaki de. Bu da paranın gerçek değerini düşürmekte, bizi kıtlığa götürmektedir. O yüzden daha az kredi kartı, daha çok nakit para harcayın. Böylece gereksiz faiz ve komisyon ücretlerini de ödemekten kurtulursunuz. &#8216;Bütün paramı kredi kartına veriyorum, nakitim kalmıyor, o yüzden kredi kartını kullanmak zorundayım&#8217; diyorsanız, haydi elinize bir çomak alın ve bu kısırdöngünün bir çarkına sokuverin.<a href="http://bitutamtuz.com/istek-mi-ihtiyac-mi/" target="_blank" rel="nofollow"> İstek</a> ve ihtiyaçlarınız arasındaki farkı fark edin. İstekleriniz egonuzun size empoze ettiği, ihtiyaçlarınız ise özden gelenlerdir. Bırakın reklamlar ve statü kaygısı ile yönetilmeyi. Kendinize sahip çıkın ve kendi kendinizin yöneticisi olun.</p>
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11509">Son zamanlarda çıkan altın hesaplarına da ilgi göstermeyin, çünkü o altınlar da sanal. Gerçek altın alın ve evde saklamaktan korkuyorsanız bir kasada saklayın. Dikkat ederseniz banka altın fiyatları daha düşük ve sattığınızda da daha düşük fiyata satıyorsunuz.</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2016/03/para-1.jpg" rel="attachment wp-att-28594"><img decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-28594" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2016/03/para-1-150x150.jpg" alt="para (1)" width="150" height="150" /></a></p>
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11518">Kapitalizm hepimizi elinde kukla etti. Örneğin telefonlar&#8230; Her gün yeni bir model çıkıyor. Farkı ne? Bir cm daha uzun, bir milim daha ince. Bütün özelliklerini kullanıyor muyuz?  Tabii ki hayır, ama en son modeli almak için ölüyoruz, çünkü yanımızdaki arkadaşta en son modeli var. Zorlanarak alıyoruz, çok mutluyuz ve iki gün sonra alt kat komşumuzun elinde en son çıkan ve bizdekinden daha &#8221;güzel&#8221; olan modeli görüyoruz. Alın size mutsuzluk. Mutlu ya da mutsuz olmak artık gördüklerimizde yani. Ama içimizde tam ve bütün olmayı başarırsak, eski model bir telefonla bile çok daha verimli kullanmayı ve mutlu olmayı öğrenebiliriz.</p>
<p id="yui_3_16_0_ym18_1_1458841922338_11519">Evde ihtiyacınız olmayan eşyalar olmadığında daha özgür olduğunuzu da hissetmeye başlarsınız, çünkü bu daha az dağınıklık, dolayısıyla daha az toz ve daha az ev işi demektir. Temizlik, düzenleme gibi işlere ayırdığınız zaman size kalır. Bundan daha iyi nasıl olur?</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2016/03/temizlik1.jpg" rel="attachment wp-att-28595"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-28595" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2016/03/temizlik1-150x150.jpg" alt="temizlik1" width="150" height="150" /></a></p>
<p>&#8216;Hayat ileriye doğru yaşanır, ama geriye doğru anlaşılır &#8216; sözü en sevdiğim sözlerden. Bize empoze edilenleri fark ettikçe daha çok kendimizi yaşama şansımız var ve başkalarının, kredi kartlarının, reklamlarının kölesi olmak için hayat çok kısa.</p>
<p>Banu Conker</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><span id="more-28592"></span></p>
<p><!--more--></p>
<p><!--more--></p>
<p><!--more--></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2016/03/hayatin-gidisatini-biz-belirleyelim-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günaydın sevgili nefes dostu&#8230;Bi&#8217;Tutam Tuz</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2016/03/gunaydin-sevgili-nefes-dostu-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2016/03/gunaydin-sevgili-nefes-dostu-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2016 11:11:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[Bi'Tutam Tuz.]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=28589</guid>

					<description><![CDATA[Günaydın sevgili nefes dostu, İlkbahar geldi, dallarda tomurcuklar kendilerini göstermeye başladı. İçe dönmüş olan doğanın döngüsü dışa kendini göstermeye başladı. Doğa yenilendi ve şimdi içselliğinin çiçekli zamanlarını yaşıyor. Doğadan kopmuş, koparılmış olan bizler için ne komik bir durum, değil mi? O kadar kendimizden koptuk ki, artık kendimizi bilmediğimiz gibi dışımızda da neler olduğunu anlayamıyor, olanı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3232">Günaydın sevgili nefes dostu,</span></p>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3231"></div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3200">İlkbahar geldi, dallarda tomurcuklar kendilerini göstermeye başladı. İçe dönmüş olan doğanın döngüsü dışa kendini göstermeye başladı. Doğa yenilendi ve şimdi içselliğinin çiçekli zamanlarını yaşıyor. Doğadan kopmuş, koparılmış olan bizler için ne komik bir durum, değil mi? O kadar kendimizden koptuk ki, artık kendimizi bilmediğimiz gibi dışımızda da neler olduğunu anlayamıyor, olanı biteni ancak bir süre sonra, o da bilincimiz ne kadarına izin verirse o kadar algılayabiliyoruz. Bu durumda nasıl büyüyebiliriz?</div>
<p><span id="more-28589"></span></p>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3280"></div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3281">Cevap veriyorum: Sadece farkındalıkla&#8230;.</div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3282"></div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3283">Benim bu hayata tutunma kanalım sadece farkındalık. Her farkındalığımda gücümü kendime alabildiğimi fark ettim.</div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3284"></div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3285">Bir bomba ne yapar? Bedeni parçalara böler, değil mi? Hayat dağılır. Fiziksel hayatta yanımızda bir bomba patlamasa bile yayılan haberlerle, yaratılan panik havasıyla, yayılan korku dalgalarıyla aslında her an bombardıman altındayız. Haberciliğin sevdiği bomba etkisi yaratan haberler her taraftan geliyor ve hiç durmuyor. Her haber ya da mesajda bizden bir parça daha alınıyor. Peki benden bu kadar parça alınırsa ben ne kadar ben olabilirim? Düşünsenize, can korkusu, gitti bir parça. Çocuğumun ölebileceği korkusu, gitti kocaman bir parça, işimden olursam korkusu, gitti bir parça daha&#8230; Bu örnekleri şu anda 35 sayfa kadar uzatabilirim, ama içinize döndüğünüzde kendi örneklerinizi bulabilirsiniz. Sizce hayat bu mu, yaşamak bu mu? Biz dünyaya ne için geldik? Başkalarının yarattığı korkulara maruz kalıp köle olmak için mi, yoksa kendi gerçekliğimizi yaratmak ve özümüzle yaşamak için mi? Ne kadar gücümüze sahip çıkıyoruz?</div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3286"></div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3287">Kendinizi bir puzzle gibi düşünün, her parçanız ayrı bir yere düştüğünde zaten parçalanmış, yani çoktan bombalanmış oluyorsunuz. O zaman bence bir kere bombalanmak çok daha iyi:-)))))</div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3289"></div>
<div>Gücünüze sahip çıkmaya ne dersiniz? Kendiniz olmaya, kendinizin isteklerinin farkına varmaya, sadece kendiniz için sorular sormaya ve çevrenize yanan bir mum gibi ışık vermeye ne dersiniz? Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz, hatta bu dünya üzerinde, ama fiziksel olarak Patagonya ya da Kars&#8217;taki bir kişi üzerinde direkt bir etkimiz yok, o zaman etkimiz, ışığımız, aydınlığımız dalga dalga oralara ulaşsın. O yüzden kendinizden başlayın, dengede kalın. Sabahları kalkınca ayaklarınızı omuz genişliğinde ve kollarınızı da yana doğru açın ve gözlerinizi kapatıp dengelenin, iki ayağınızı da hissedin. Ayaklarınızın nerede olduğunu  bilin ki, biri size çelme takmaya kalkarsa havadaki ayağınızı daha kolay hatırlayın örneğin. Farkında olun, bedeninizi fark edin, bu beden sizin ruhunuzun evi.Ruhunuz parçalandığında bile size kendinizi hayatta olduğunuz hissi veren ev.</div>
<div></div>
<div>Daha az tv izleyin. Tabii şimdi sosyal medya var, onu kendi gücünüzü almak için kullanın. Hangi yazıların ve yayınların size neler hissettirdiğine bakın. Bazı kişiler o kadar kurban zihniyetinde ki, bombalama haberleri onlar için harika bir kaynak, çünkü o tarz haberlere ihtiyaçları var. O haberlerle kendi içlerindeki acıma duygusunu tetikleyip, kendilerini acıtarak hayatta olduklarını hissediyorlar. Ne ilginç, değil mi? Ortalıkta mutlu haberler olunca da içlerine kaçıyor ve mutsuz oluyorlar, çünkü yaşam enerjisi fişleri çekilmiş oluyor.</div>
<div></div>
<div>Kendimi iki gün boyunca şunları düşünürken yakaladım: Eğer hiçbir yer güvenli değilse, neresi güvenli diye düşünmek zorunda değilim. Bu da hayatımı kolaylaştırıyor. Pazar günü bomba korkusundan kimse evden çıkmayınca da, ne güzel herkes evinin tadına bir varsın bakalım, bedenleri biraz dinlensin, aileleriyle biraz zaman geçirsinler dedim içimden, hazır internet de yavaşlamış zaten:-))))) Açıkçası böyle düşündüğüm için kendimi kutladım, çünkü bana göre iyi olana odaklanmıştım, bu da korkumu ve paniğimi azalttı. Şöyle de düşünebilirdim: Allah kahretsin, lanet olsun, allah belalarını versin, bıdı bıdı bıdı&#8230; Hem kendimi hem çevremi bu enerjiyle zehirleyip, bir de korkumu arttıracaktım. Sonuç huzursuz ve mutsuz geçen bir gün daha.</div>
<div></div>
<div>Yaptığımız çoğu kişisel gelişim çalışmasının amacı anda kalmaktır. Madem bu kadar bomba haberi var ve ne zaman patlayacağımız meçhul, o zaman anın tadını daha fazla çıkarabiliriz, değil mi? Neden zamanımızı panikle boşuna harcıyoruz?</div>
<div></div>
<div>Ben kendi çapımda neler yapıyorum hayatımdan zevk almak için?</div>
<div></div>
<div>Kitap okuyorum. Bu hafta size George Orwell- 1984 adlı kitabı öneriyorum, bugünleri anlatan bir kitaptır. daha önce paylaştığımı 9 kehanet adlı kitabın bir özeti bu yazıda:</div>
<div><a href="http://yeniboyutlar.com/dokuz-kehanet/" target="_blank" rel="nofollow">http://yeniboyutlar.com/dokuz-kehanet/</a></div>
<div>Mandala boyuyorum.</div>
<div>Nefes seansı yapyorum.</div>
<div>Doğaya bakıyorum.</div>
<div>Klasik müzik dinliyorum.</div>
<div>Kendimi fark etmeye çalışıyorum.</div>
<div>Olumlu cümleler kuruyorum, bela okumayı bırakalı çok oldu.</div>
<div>Su içiyorum bol bol ve su ile konuşuyorum.</div>
<div>Ağaçlara dikkat ediyorum.</div>
<div></div>
<div>Belki sizler başka bir şeyler yapıyorsunuz, benimle paylaşırsanız sevinirim.</div>
<div></div>
<div>Bu hafta iki grup çalışmamız var:</div>
<div>23 mart çarşamba akşamı saat 19.00 ve 26 mart cumartesi sabahı 10.15&#8217;de. Gelmek isteyenlerin kayıt yaptırmasını rica ederiz.</div>
<div>Grup çalışması fiyatımız 140 tl olarak devam ediyor.</div>
<div>Bireysel seanslarımın ilk seansı 250 TL, devamında 200 TL. Randevu alabilirsiniz.</div>
<div></div>
<div>Ben tek başıma bunları yapsam ne olur diyenler için:</div>
<div><a href="http://bitutamtuz.com/sadece-nefesle-neler-olur/" target="_blank" rel="nofollow">http://bitutamtuz.com/sadece-nefesle-neler-olur/</a></div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3302"></div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3294"><a href="http://www.bitutamtuz.com/" target="_blank" rel="nofollow">www.bitutamtuz.com</a>&#8216;daki yazıları okuyabilirsiniz ve 41 kere maaşallah oyunumuza katılabilirsiniz. Abone olmanız yeterli.</div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3293"></div>
<div id="yui_3_16_0_ym18_1_1458558145012_3300">Kendinize iyi bakın ve sadece farkında olun.</div>
<div>Banu Conker</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2016/03/gunaydin-sevgili-nefes-dostu-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Para, para , para..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2015/12/27924/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2015/12/27924/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2015 19:42:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=27924</guid>

					<description><![CDATA[Herkesin derdi para. Bu kapitalist sistemde iyi yaşamak adına isteklerimiz ihtiyaç haline getirildiği için daha fazla ihtiyaç duyuyoruz paraya, her geçen gün cebimizdeki nakit para kredi kartlarına yatırıldığı için artık göremediğimiz bir şey haline geldi. Halbuki para da bir enerji, emeğimizin karşılığı, değerimizin karşılığı, alışveriş için zamanımızın en büyük aracı, aynı zamanda sevgi enerjisini taşıyan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Herkesin derdi para. Bu kapitalist sistemde iyi yaşamak adına isteklerimiz ihtiyaç haline getirildiği için daha fazla ihtiyaç duyuyoruz paraya, her geçen gün cebimizdeki nakit para kredi kartlarına yatırıldığı için artık göremediğimiz bir şey haline geldi. Halbuki para da bir enerji, emeğimizin karşılığı, değerimizin karşılığı, alışveriş için zamanımızın en büyük aracı, aynı zamanda sevgi enerjisini taşıyan ve elden ele dolaştıran bir araç.</p>
<p>Ve bizler 0-6 yaş arası bilinçaltımıza parayla ilgili ne nakşettiysek, onu yaratıp duruyoruz ve bu kısırdöngüden çıkamıyoruz. Bunlar herhalde ailelerin kökleriyle ve bizim doğup büyüdüğümüz topraklarda olan bilgilerin hücrelerimizdeki karşılığı olarak bir çok çeşitte, ama genel olarak &#8216;para kirlidir, zenginler kötüdür, patronlar hak yer, fazla para adamı bozar&#8217; gibi genel olarak hepimizin hayatında bir şekilde rol oynuyor.<br />
Geçen gün Facebook&#8217;ta bir arkadaşımın Diyarbakır&#8217;daki iç savaşla ilgili bir yorumuna rastladım ve çok üzüldüm ve kendimi o anda yakaladım: &#8216;Paranın gözü kör olsun&#8217; demiştim çünkü, halbuki ben yıllardır para konusunda kendim için çalışmalar yaparım, parayı sevmeye başladığımı, kendime çekmeye başladığımı düşünürdüm, ama kökte bir yerde hala bu düşünce yaşıyordu.</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2015/12/para2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-27926" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2015/12/para2-150x150.jpg" alt="para2" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Savaşı yaratan aslında daha fazla silah para satışının yapılması, yani para kazanma hırsı. Dünyadaki gereksiz AVM&#8217;leri yaratan da para hırsı, örnekler sonsuz şekilde çoğalabilir. Sonra yıllar önce okuduğum bir yazıyı hatırladım. Yazıda spritüel kişilerin kötü olmamak adına parayı kabul etmedikleri, aslında paranın sadece bir araç olduğu, iyi ellerde iyi kullanılabileceği, artık paranın kötü insanların elinden alınması gerektiği yazıyordu. Bu bana çok mantıklı gelmişti. Şu anda bankaların yarattığı hayali para kavramlarını eritecek, dünyayı dengeye getirecek tek şey bizim kredi kartı yerine gerçek nakit parayı kullanmamız ve paranın değerini ve enerjisini bizim vereceğimiz bilinciyle, farkındalıkla parayı hak etmiş olduğumuzun bilinciyle, dünyaya sahip çıkmak amacıyla parayı kullanmaya başlamamız.</p>
<p>Neden hemen başlamıyoruz? Bundan daha iyi nasıl olur? Dünyayı daha iyi ve barış dolu bir duruma getirmek için hangi bilinçle para sahibi olmalıyım? Paranın iyi ellere geçmesi için sonsuz olasılıklar nelerdir? Paranın bize gelmesini engelleyen blokajları fark etmemiz ve temizlememiz için sonsuz olasılıklar nelerdir?</p>
<p>Banu Conker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2015/12/27924/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hasan ve Ayşe isimli kişilere&#8230;Bi&#8217;Tutam Tuz.</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2015/12/hasan-ve-ayse-isimli-kisilere-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2015/12/hasan-ve-ayse-isimli-kisilere-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2015 20:57:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[Bi'Tutam Tuz.]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi yollamak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=27730</guid>

					<description><![CDATA[Dün yayınladığım yazıya çok güzel yorumlar aldım, bazen içimden akıyor sözcükler ve ben konuşurken, yazarken onları dinliyorum. Yazının sonundaki cümleyi de akşama kadar düşündüm. Birbirimize bağlı olma düşüncesi, çok uzaklardaki birinin yaptığının bizi etkilemesi aslında kocaman bir idrak gerektiriyor. Eskiler &#8216;havsalam almıyor&#8217; derler ya, işte benim de bazen havsalam almıyor. Geçen gün evde arkadaşlarla toplanıp &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dün yayınladığım yazıya çok güzel yorumlar aldım, bazen içimden akıyor sözcükler ve ben konuşurken, yazarken onları dinliyorum. Yazının sonundaki cümleyi de akşama kadar düşündüm. Birbirimize bağlı olma düşüncesi, çok uzaklardaki birinin yaptığının bizi etkilemesi aslında kocaman bir idrak gerektiriyor. Eskiler &#8216;havsalam almıyor&#8217; derler ya, işte benim de bazen havsalam almıyor.</p>
<p>Geçen gün evde arkadaşlarla toplanıp aile dizimi yaptık. Karadenizli genç bir kızın dizimini açtığımızda enerji dokuz kuşak geriye gitti. Orada dizimde rol alan bendim ve gözlerimi kapattığımda büyük bir kıyım gördüm. İnsanlar katliam sonucu topraklarını bırakıp Karadeniz&#8217;e göç etmek zorunda kalmışlardı. Yıl 2015, hala katliam ve hala göç var ve bu eskisinden daha da zor, dünya daha kalabalık. Acıların nasıl kuşaklar boyu aktarıldığını tekrar yaşadım ve o sırada Suriye&#8217;den göç edenler geldi aklıma. Şimdi de onlar için aynı acılar yaşanıyor olacak. ailedizimi</p>
<p>Bundan yola çıkarak, dünkü yazımın en son cümlesini de o kadar çok düşününce aklıma şöyle bir oyun geldi. Umarım katılan çok olur ve aklıma gelmeyen isimleri yorum olarak eklersiniz, hep birlikte katılırız oyuna.</p>
<p>Oyun en az 21 gün boyunca (aslında 40 gün en iyisi) her gün bir isme sevgi yollamak. Örneğin bugün tüm dünyadaki Hasan ve Ayşe isimli kişilere şifa ve sevgi yollayalım. Ne dersiniz?</p>
<p>Banu Conker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2015/12/hasan-ve-ayse-isimli-kisilere-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni yıl eskimeye başladı&#8230;Bi&#8217;Tutam Tuz..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2015/01/yeni-yil-eskimeye-basladi-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2015/01/yeni-yil-eskimeye-basladi-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2015 10:02:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[Bi'Tutam Tuz.]]></category>
		<category><![CDATA[yeniyıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=24561</guid>

					<description><![CDATA[Saatler bitti bile, günlerdir beklediğimiz yeni yıl eskimeye başladı. Yeni yıla girmek hep heyecan veriyor bana, ama dün farkettim ki, aslında ben eski yılın gidişini kutluyormuşum, yeni yılı değil. Eski yılın umutsuzlukları, beklentileri bitiyor diye seviniyormuşum ben. Yeni yılın getireceklerine odaklanıyorum, bir yandan da eski yılın enerjisinden kurtulduğuma seviniyorum. Annem sürekli beni önemli günler için &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saatler bitti bile, günlerdir beklediğimiz yeni yıl eskimeye başladı. Yeni yıla girmek hep heyecan veriyor bana, ama dün farkettim ki, aslında ben eski yılın gidişini kutluyormuşum, yeni yılı değil. Eski yılın umutsuzlukları, beklentileri bitiyor diye seviniyormuşum ben. Yeni yılın getireceklerine odaklanıyorum, bir yandan da eski yılın enerjisinden kurtulduğuma seviniyorum.<span id="more-24561"></span></p>
<p>Annem sürekli beni önemli günler için tüyolar vermek üzere arar, yıllarca kırmızı don giymem konusunda o kadar çok konuştu ki, artık giymezsem rahatsız oluyorum. Annemin mottosu ‘kırmızı don giy, donan’dır. Ben de yıllarca neden kırmızı diye düşündüm ve kırmızı kök çakranın rengi olduğu için dünyevi şeylerden keyif almamız için önemli olduğuna karar verdim. Geçenlerde bir yazıda yıllar önce Amerika’da bir iç çamaşırı satıcısının iflas boyutuna geldiğinde elinde kalan kırmızı iç çamaşırlarını satmak için satıcılarının kırmızının şans getirdiğini söylemelerini istediğiyle ilgili bir şeyler okudum. Yani annemin mottosu tümüyle evrilmiş bir inanç olmuş durumda, ama ben yine de bu alışkanlığa devam edeceğim.</p>
<p>Bir süredir yılbaşlarında nar da kırıyorum eşikte, çünkü nar benim için bereket sembolü. Geçenlerde arkadaşlara bunu söylerken bir arkadaşım ben narı kırarken ev dilemiştim, evim oldu dedi. Ben de bu yıl nar kırarken dilek diledim.</p>
<p>Annem yeni yıla girerken muslukları da açar, akış olsun diye. Ben de mutfağın musluğunu açtım bu sefer. Annem bir de bütün ışıkları açarmış, ama ben onu akıl etmedim artık, o da gelecek yıla.</p>
<p>Kısaca yılbaşında bunları yapacağım diye evin içinde bir koşturmayla geçti. Bakalım bu yıl neler olacak, neler öğreneceğim, nasıl eğitileceğim, neler başaracağım?</p>
<p>Heyecanla bekliyorum.</p>
<p>Banu Conker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2015/01/yeni-yil-eskimeye-basladi-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasıl yaşıyoruz?  Bi&#8217;Tutam Tuz..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2014/08/nasil-yasiyoruz-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2014/08/nasil-yasiyoruz-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2014 13:34:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[Bi'Tutam Tuz.]]></category>
		<category><![CDATA[doğru nefes almak]]></category>
		<category><![CDATA[Transformal Nefes]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=23467</guid>

					<description><![CDATA[Yaşıyoruz işte, sorunlarımız var, umutlarımız var, işlerimiz var&#8230; Bir şekilde yaşıyoruz. Önemli olan yaşamak mı, nasıl yaşadığımız mı? Sadece nefes almak, yemek yemek ve uyumak, çalışmak mı yaşamak, yoksa hayatın keyfini çıkarmak, anda kalmak, hissettiklerimizin farkına varmak mı? Hepimiz bedenlenmiş ruhlarız ve genel görüş, bedende olduğumuz sürece yaşadığımızı söyler. Bedenimiz öldüğünde biz de ölmüş sayılırız, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20831" style="color: #000000;"><span id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20830" style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">Yaşıyoruz işte, sorunlarımız var, umutlarımız var, işlerimiz var&#8230; Bir şekilde yaşıyoruz.</span></p>
<p id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20898" style="color: #000000;"><span id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20897" style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">Önemli olan yaşamak mı, nasıl yaşadığımız mı? Sadece nefes almak, yemek yemek ve uyumak, çalışmak mı yaşamak, yoksa hayatın keyfini çıkarmak, anda kalmak, hissettiklerimizin farkına varmak mı?</span><span id="more-23467"></span></p>
<p id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20900" style="color: #000000;"><span id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20899" style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">Hepimiz bedenlenmiş ruhlarız ve genel görüş, bedende olduğumuz sürece yaşadığımızı söyler. Bedenimiz öldüğünde biz de ölmüş sayılırız, ama ruhumuzun yaşamı sonsuzdur. Sadece bu seferlik ilerlemek için seçtiği dersleri almak için bu bedene girmiştir. Bu beden öldükten bir süre sonra başka bir bedenle tekrar dünyaya gelir. Peki, biz ne kadar ruhumuzun farkındayız?</span></p>
<p id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20902" style="color: #000000;"><span id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20901" style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">İşte tüm bunları bilinçle yaşamak, hangi dersleri aldığımızı farketmek, önyargılardan kurtulmak için nefesimizi düzenlememiz yeterli. Nefes almak yetmiyor, nasıl nefes aldığımızı bilmek ve hayatımızı düzenlemek için nasıl nefes alacağımızı öğrenmek önemli.</span></p>
<p id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20904" style="color: #000000;"><span id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20903" style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">Sinirli, öfkeli bir insan sadece negatiflik yaratır, halbuki bunu dönüştürmek nefesle mümkün. Ve kadim bilgilerin dediği gibi içimizde ne varsa dışımızda da o var. Eğer hep çevreyi suçluyorsanız, hep çevreniz size karşıysa birkaç nefes seansından sonra çevrenizin de dönüştüğünü ve daha pozitif ortamlarda bulunduğunuzu farkedeceksiniz.</span></p>
<p id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20906" style="color: #000000;"><span id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20905" style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">Yapmanız gereken tek şey Transformal Nefes seanslarına katılmak. Diyaframınızı kullanarak nefesinizi düzenlediğinizde her şeyin nasıl tereyağdan kıl çeker gibi olduğunu görebilirsiniz.</span></p>
<p id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20910" style="color: #000000;"><span id="yui_3_16_0_1_1408868189667_20911" style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">Bazen bu seanslar insana zor gelir, çünkü bilinçaltı değişmek ve dönüşmek istemez, sadece olduğu gibi kaldığında hayatta kalabileceğini düşünür ve sürekli bizi engeller. Bizler de bunu ‘zamanım yok, çok işim var’ gibi bahanelerle bilincimizde hissederiz. Önemli olan hayatımızdan memnun değilsek, değişmeye niyet etmek ve bilinçaltıyla işbirliği yaparak nefese devam etmek&#8230; Gerisi öyle kolay ki&#8230;</span></p>
<p style="color: #000000;">Banu Conker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2014/08/nasil-yasiyoruz-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitmenlik yolunda&#8230;Bi&#8217;Tutam Tuz&#8230;</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2014/08/egitmenlik-yolunda-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2014/08/egitmenlik-yolunda-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2014 17:57:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[TRANSFORMER NEFES]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=23379</guid>

					<description><![CDATA[Ruh her zaman bilir, ama biz bazen duymamayı seçeriz içimizin söylediğini. Daha çocuktum, arada Allah beni insanları iyi etmem için dünyaya yolladı, derken kendim de şaşırırdım niye böyle dediğime. Temmuz ayı içinde Amerika&#8217;da Transformal Nefes Eğitmenliği eğitiminde hayat misyonumuz konusunu işlerken geldi aklıma bu söylediklerim. Tabii aslında benim insanları iyi etmem çok iddialı olur, çünkü &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh her zaman bilir, ama biz bazen duymamayı seçeriz içimizin söylediğini. Daha çocuktum, arada Allah beni insanları iyi etmem için dünyaya yolladı, derken kendim de şaşırırdım niye böyle dediğime.<span id="more-23379"></span></p>
<p>Temmuz ayı içinde Amerika&#8217;da Transformal Nefes Eğitmenliği eğitiminde hayat misyonumuz konusunu işlerken geldi aklıma bu söylediklerim. Tabii aslında benim insanları iyi etmem çok iddialı olur, çünkü yıllar içinde öğrendim, eğer kişi kendisi istemiyorsa ona yardım etmek olanaksız, ama isteyenler için şifacılığımı sonuna kadar kullanmaya niyetim var. Koçluk eğitimine başlarken bulunduğum niyet gibi egoma yenilmeden ve karma yaratmadan insanların ihtiyacı olanı vermek en büyük niyetim. Bu yolda yıllarca aldığım eğitimlerden sonra bana en iyi gelen ve en iyi geldiğine inandığım nefesi yaymak için eğitmen olmak beni çok heyecanlandırıyor. Şimdiden yapacağım workshopların heyecanını yaşıyorum. Bir de milyonlara seslenmek istiyorum. Kim bilir, belki bir gün televizyondan, radyodan programlar yaparım.</p>
<p>İlk seminere gittiğimde koçlar kendilerini tanıtırken nefesin mükemmel olduğunu söylemişler ve ben buna inanmamıştım, çünkü herkes kendi sisteminin en mükemmeli olduğunu söylüyordu. Yıllar içinde deneyimledikçe nefeste demirledim. Nefes yaşanılanları temizlemek, bedene ve ruha detoks yapmak, duyguları entegre etmek için gerçekten çok iyi bir araç ve sonucu ol&#8217;mak. Diğer yöntemlerde hep bir şeyler yapmak gerekirken nefesin sonucunda istedikleriniz ol&#8217;uyor.</p>
<p>Umarım bu heyecanımı paylaşacak bir çok danışanım olur ve şifayı paylaşırız. Dünyanın daha iyi bir yer olması, barış ve sevginin yayılması için sadece bir aracıyım, kanalım. Bu yolda olmaktan çok mutluyum.</p>
<p>Bu sabah bunları paylaşmak istedim sadece.</p>
<p>Hepinize sevgilerimle&#8230;</p>
<p>Mit freundlichen Grüssen</p>
<p>Banu Conker</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2014/08/egitmenlik-yolunda-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
