<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bi tutam tuz &#8211; NİLGÜN&#039;ÜN GÜNLÜĞÜ &#8211; SİNOP AŞIĞI</title>
	<atom:link href="https://nilguncabaci.com/tag/bi-tutam-tuz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://nilguncabaci.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 Dec 2018 20:27:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>
	<item>
		<title>Ego, Ego, Ego&#8230;.Bi&#8217;Tutam Tuz&#8230;</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2018/12/ego-ego-ego-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2018/12/ego-ego-ego-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2018 20:27:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=33004</guid>

					<description><![CDATA[Günaydın sevgili nefes dostu, Sosyal medyayı nasıl bilirsiniz? Hani cenaze törenlerinde sorulur ya, merhumu nasıl bilirdiniz? Herkes iyi şeyler söylemeye çalışır, biz de sosyal medyanın hep iyi yanlarını görmeye çalışarak kandırıyor muyuz acaba kendimizi? Örneğin ben işim için gerekli diyerek çok fazla zaman geçirdiğimi fark edene kadar herhalde günümün yarısını (biraz abarttım tabii) telefon başında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günaydın sevgili nefes dostu,</p>
<p>Sosyal medyayı nasıl bilirsiniz?</p>
<p>Hani cenaze törenlerinde sorulur ya, merhumu nasıl bilirdiniz? Herkes iyi şeyler söylemeye çalışır, biz de sosyal medyanın hep iyi yanlarını görmeye çalışarak kandırıyor muyuz acaba kendimizi?</p>
<p>Örneğin ben işim için gerekli diyerek çok fazla zaman geçirdiğimi fark edene kadar herhalde günümün yarısını (biraz abarttım tabii) telefon başında geçiriyordum. Sistem bilgisayarları evimize soktu, ama laptop da olsa bilgisayarı her yere taşımadığımızı fark edince elimize telefonları sıkıştırıverdi ve bazı insanlar artık üç elle yaşıyor ya da uzantılı bir eli var.</p>
<p>Peki, sosyal medyanın başka bir yönü daha hiç dikkatinizi çekti mi?</p>
<p>Egomuzu nasıl tavan yaptırdığı örneğin.</p>
<p>Biri bir şey paylaşıyor, altında yığınlarca &#8216;ah canım benim; ne güzelsin; ay bayıldım; ay çok şeker; sen bir tanesin&#8230;.&#8217; gibi yığınlarca övgü dolu cümleler sıralanıyor. Bu arada paylaşımı yapanın koltukları kabardıkça kabarıyor, ta ki gökyüzüne varana dek.</p>
<p>Ben bir kaç defa düşüncemi yazayım dedim, kabul görmemek bir tarafa neredeyse sosyal medya dayağı yiyordum. Neden? Çünkü yazdıklarım racona ters (:-) kaçtı. Örneğin çocuğunu bornozuyla çekmiş birine özelden &#8216;bu fotoğraflar değişik yerlere ulaşabilir, pornocular, tacizciler çok, bence yapma&#8217; dedim. Benim çocuğum, istediğimi paylaşırım cevabını aldım, bir süre sonra çocuk tacizcileri olayları patladı. Bu arada bir bilgi vereyim. Halise Baydar&#8217;dan öğrendiğim bir bilgidir. Bir fotoğrafa bir tacizcinin taciz duygusuyla bakması bile tacizi yaratır, çünkü bu bir enerjidir. Örneğin nazar değdi diyoruz. Biri bize bakıyor ve biz düşüyoruz diyelim. O kişi gelip bizi itmiyor, çelme takmıyor, sadece bakıyor ve biz düşüyoruz, aynı bundaki olay. Bu kişi bana neden böyle davrandı? Tam olarak gerçeğini bilemem tabii, ama diğer tarafta çocuğunun ne kadar şeker olduğu ile ilgili o kadar övgü aldı ki, bence benim yorumum onu rahatsız etti. Bu tabii benim yorumumdur, sadece bir örnek olarak paylaşıyorum.</p>
<p>Çoğu zaman da ne yapıyoruz? Bir kişiyi gereğinden fazla övüyoruz. Sonra o kişi bize uymayan bir şey yaptığında onu alaşağı ediyoruz. Neden? Sadece kendisi gibi olduğu için mi ya da aslında zaten öyleydi ve biz onu öyle görmek istemedik ve kendisinden kendimize göre bir rol yarattık ve o role uymadığında da istemediğimize karar verdik. Bu bencillik, değil mi? O kişinin kendi olma hakkını elinden almak gibi bir kul hakkı tecavüzü değil mi?</p>
<p>Bunların hepsi yazarken aklıma gelen sorular aslında. Size yazarken ben de farkındalık kazanıyorum. Sizlere teşekkür borçluyum.</p>
<p>Gelelim spritüel egoya. Şu anda dünyada artık kişisel gelişimi duymayan kalmadı gibi. Tabii ki Maslow&#8217;un ihtiyaçlar hiyerarşisinde yukarı çıktıkça ilgi alanımıza giren bir şey bu. Sadece güvenlik, barınma ve yiyecek peşinde koşan bir kişiye kişisel gelişim desek, herhalde öldürülürüz.</p>
<p>Bazıları biraz erken başladı kendini geliştirmeye. Ben 2000 yılına girerken yılbaşı yemeğinde bir kadın geldi yanımıza ve bizi elele tutuşturdu ve &#8216;şimdi dünyaya iyilik dileyelim ve sevgimizi birleştirelim&#8217; dedi. Ben de kadına gülümserken, içimden &#8216;kadın kafayı yemiş, haberi yok&#8217; falan diyordum. Şimdi bazıları benim için aynı şeyi diyor muhtemelen:-)</p>
<p>Şimdi daha önce kendini geliştirmeye açmış, eğitimler almış kişiler eğitimler vermeye başladılar, ama tehlike büyük. Bu tehlike yaptıklarını çok yüksek bir yere koyanlar için, kendilerinin bir şeyler yaptıklarını sananlar için, insanların hayatına dokundukları için kendilerini Tanrı mertebesine çıkartmaya çalışanlar için. İşte kibirin önemi ve tehlikesi burada kendini gösteriyor. Kişi her daim kendini bilmeli.</p>
<p>Ben bir süre kendi egomun esiri olarak böyle kişisel gelişimcileri yargıladım. Sonra bir gün Şeytanın Avukatı filmini izledim ve aslında her şeyin ne kadar girift olduğunu fark ettim. Bizi daha fazla başarıya, daha fazla üne iten şey aslında başkalarının bizi o yola doğru itme çabası. Eğer oradaki tehlikeyi görmezsek, kendimiz olmaktan çıkıyor ve artık şeytanın oyuncağı oluyoruz. O şeytan kibir, hırs, ego aslında. Bundan sonra başarısız olamayız, bundan sonra bir adım geri gidemeyiz, ben şöyleyim, ben bunu yaptım, şunu da yaparım dediğimizde her şey tepetaklak olmaya başlıyor ve biz aslında düşüşe geçiyoruz. Bu hepimiz için geçerli.</p>
<p>Ben o yüzden danışanlarıma her zaman &#8216;gücünüzü kimseye vermeyin, ben dahil&#8217; diyorum. Hiç kimse sizden daha başarılı, daha iyi, daha potansiyelli değil, sadece biraz erken başlamış olabilir, biraz daha fazla kendi üzerinde çalışmış olabilir, biraz daha kendini geliştirmeye açık bırakmış olabilir, biraz daha kendiyle ilgileniyor olabilir, ama bunların hiçbirisi sizin onlar gibi olamayacağınızı göstermez. O yüzden ne kendinizi yerin ne de başkalarını gereğinden fazla övün. Kimseye fazladan sen, sen demeyin ki, o da fazlasıyla ben, ben demesin. Bunu hayatınızda her konuda her kişiye uygulayın.</p>
<p>Sevgilerimle</p>
<p>Elif Banu Conker</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2018/12/ego-ego-ego-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Para, para , para..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2015/12/27924/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2015/12/27924/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2015 19:42:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=27924</guid>

					<description><![CDATA[Herkesin derdi para. Bu kapitalist sistemde iyi yaşamak adına isteklerimiz ihtiyaç haline getirildiği için daha fazla ihtiyaç duyuyoruz paraya, her geçen gün cebimizdeki nakit para kredi kartlarına yatırıldığı için artık göremediğimiz bir şey haline geldi. Halbuki para da bir enerji, emeğimizin karşılığı, değerimizin karşılığı, alışveriş için zamanımızın en büyük aracı, aynı zamanda sevgi enerjisini taşıyan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Herkesin derdi para. Bu kapitalist sistemde iyi yaşamak adına isteklerimiz ihtiyaç haline getirildiği için daha fazla ihtiyaç duyuyoruz paraya, her geçen gün cebimizdeki nakit para kredi kartlarına yatırıldığı için artık göremediğimiz bir şey haline geldi. Halbuki para da bir enerji, emeğimizin karşılığı, değerimizin karşılığı, alışveriş için zamanımızın en büyük aracı, aynı zamanda sevgi enerjisini taşıyan ve elden ele dolaştıran bir araç.</p>
<p>Ve bizler 0-6 yaş arası bilinçaltımıza parayla ilgili ne nakşettiysek, onu yaratıp duruyoruz ve bu kısırdöngüden çıkamıyoruz. Bunlar herhalde ailelerin kökleriyle ve bizim doğup büyüdüğümüz topraklarda olan bilgilerin hücrelerimizdeki karşılığı olarak bir çok çeşitte, ama genel olarak &#8216;para kirlidir, zenginler kötüdür, patronlar hak yer, fazla para adamı bozar&#8217; gibi genel olarak hepimizin hayatında bir şekilde rol oynuyor.<br />
Geçen gün Facebook&#8217;ta bir arkadaşımın Diyarbakır&#8217;daki iç savaşla ilgili bir yorumuna rastladım ve çok üzüldüm ve kendimi o anda yakaladım: &#8216;Paranın gözü kör olsun&#8217; demiştim çünkü, halbuki ben yıllardır para konusunda kendim için çalışmalar yaparım, parayı sevmeye başladığımı, kendime çekmeye başladığımı düşünürdüm, ama kökte bir yerde hala bu düşünce yaşıyordu.</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2015/12/para2.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-27926" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2015/12/para2-150x150.jpg" alt="para2" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Savaşı yaratan aslında daha fazla silah para satışının yapılması, yani para kazanma hırsı. Dünyadaki gereksiz AVM&#8217;leri yaratan da para hırsı, örnekler sonsuz şekilde çoğalabilir. Sonra yıllar önce okuduğum bir yazıyı hatırladım. Yazıda spritüel kişilerin kötü olmamak adına parayı kabul etmedikleri, aslında paranın sadece bir araç olduğu, iyi ellerde iyi kullanılabileceği, artık paranın kötü insanların elinden alınması gerektiği yazıyordu. Bu bana çok mantıklı gelmişti. Şu anda bankaların yarattığı hayali para kavramlarını eritecek, dünyayı dengeye getirecek tek şey bizim kredi kartı yerine gerçek nakit parayı kullanmamız ve paranın değerini ve enerjisini bizim vereceğimiz bilinciyle, farkındalıkla parayı hak etmiş olduğumuzun bilinciyle, dünyaya sahip çıkmak amacıyla parayı kullanmaya başlamamız.</p>
<p>Neden hemen başlamıyoruz? Bundan daha iyi nasıl olur? Dünyayı daha iyi ve barış dolu bir duruma getirmek için hangi bilinçle para sahibi olmalıyım? Paranın iyi ellere geçmesi için sonsuz olasılıklar nelerdir? Paranın bize gelmesini engelleyen blokajları fark etmemiz ve temizlememiz için sonsuz olasılıklar nelerdir?</p>
<p>Banu Conker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2015/12/27924/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bundan sonraki hayatımın ilk günü&#8230;Bi&#8217;Tutam Tuz..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2015/12/bundan-sonraki-hayatimin-ilk-gunu-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2015/12/bundan-sonraki-hayatimin-ilk-gunu-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2015 20:41:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[bundan sonrakı hayatım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=27733</guid>

					<description><![CDATA[Ben çalışmayı çok severim. Hatta o kadar çok seviyorum ki, 12 yaşındayken bakkala gidip çırak olarak iş başvurusunda bulunmuştum, ama annem kabul etmedi:-) 1990 yılından beri çalışıyorum, önce Milliyet Sanat&#8217;ta başladım stajyer olarak üniversite yıllarımda. Sonra Almancam dolayısıyla tekstil sektörüne girdim bir arkadaşın tavsiyesiyle. Kızım doğduktan sonra üç yıl ara verdim, ama o zaman da &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ben çalışmayı çok severim. Hatta o kadar çok seviyorum ki, 12 yaşındayken bakkala gidip çırak olarak iş başvurusunda bulunmuştum, ama annem kabul etmedi:-)</p>
<p>1990 yılından beri çalışıyorum, önce Milliyet Sanat&#8217;ta başladım stajyer olarak üniversite yıllarımda. Sonra Almancam dolayısıyla tekstil sektörüne girdim bir arkadaşın tavsiyesiyle. Kızım doğduktan sonra üç yıl ara verdim, ama o zaman da annelik mesleğini tam zamanlı icra ettiğim için yine işsiz saymadım kendimi. Sadece para kazanmıyordum. Sonra tekstil stresli dedim, kızıma zaman ayırayım dedim, kırtasiye sektörünü denedim, olmadı. Tekstile geri döndüm.</p>
<p>Dün tekstil hayatımın son günüydü, bugün yeni hayatıma merhaba diyerek kalktım yataktan. Son zamanlarda hayalini kurduğum yavaş hayata giriş yapmaya çalışıyorum şimdi. Yine içimde biraz telaş var, ama olsun, zamanla oturur.</p>
<p>Kızıma kahvaltısını hazırladım, arkasından sofrayı topladım, sonra biraz ortalığı topladım. O kadar şanslıyım ki, ne zamandır temizlikçiyi bekliyordum ve dün geldi. Gardrobumu boşalttırmıştım, Hiç kullanmadığım giysileri dolabımdan çıkardım, kullandıklarımı yerleştirdim. Yine de çok eşya var, sadeleşmek gerekli. Hele fazla pijamaya ne gerek var, birini yıkayıp diğerini giyiyorum zaten. Neyse, zamanla elimdekilerden sıkılıp onları da azaltmayı düşünerek henüz onlara el süremedim.</p>
<p>Birazdan kardeşime kahvaltıya gideceğim. Ailemi daha sık görmeyi arzuluyorum. Hele annemin ve babamın ne kadar zamanı kaldığını hiç bilmiyorken, bu daha da değerli bir zaman.</p>
<p>Bakalım bundan sonra hayat bana neler getirecek hediye olarak? Heyecanla bekliyor ve bundan daha iyi nasıl olur diyorum.</p>
<p>Banu Conker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2015/12/bundan-sonraki-hayatimin-ilk-gunu-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgili nefes dostu&#8230;</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2015/11/sevgili-nefes-dostu/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2015/11/sevgili-nefes-dostu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2015 20:49:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[nefesin farkına varmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=27723</guid>

					<description><![CDATA[Sevgili nefes dostu, Hala zor zamanlardan geçiyoruz. Türkiye&#8217;nin içinde bulunduğu zor durumlardan yılan bazı arkadaşlarım sürekli buralardan gitmenin artık gerekli olduğunu, yaşamak için buralardan gitmenin gerektiğini söylüyorlar. Ben bu düşünceye hiç bir zaman sahip olamadım, çünkü hiç bir yerde bu kadar mutlu olabileceğimi düşünmüyorum. Neden mi? Kökünüzden, toprağınızdan uzakta kaldığınızda ne kadar mutlu olabilirsiniz? Bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili nefes dostu,<br />
Hala zor zamanlardan geçiyoruz. Türkiye&#8217;nin içinde bulunduğu zor durumlardan yılan bazı arkadaşlarım sürekli buralardan gitmenin artık gerekli olduğunu, yaşamak için buralardan gitmenin gerektiğini söylüyorlar. Ben bu düşünceye hiç bir zaman sahip olamadım, çünkü hiç bir yerde bu kadar mutlu olabileceğimi düşünmüyorum. Neden mi? Kökünüzden, toprağınızdan uzakta kaldığınızda ne kadar mutlu olabilirsiniz? Bir espri yaptığınızda ve anlaşılmadığında ne kadar tam hissedersiniz kendinizi?</p>
<p>Son terör olaylarında Fransa&#8217;daki bombalama aslında terör olduğu sürece dünyada hiç bir yerin güvenli olmadığını da açıkça gösterdi. O yüzden her seferinde söylediğim gibi yaşadığımız dünyayı iyileştirmek için çalışmaktan başka çaremiz yok. Peki bu nasıl olacak, ben ne yapabilirim?</p>
<p>Ben politik bir insan değilim, o yüzden sizlere çıkın meydanlara, atın sloganlarınızı diye tavsiyede bulunamam, çünkü ben de böyle bir şey yapmıyorum. Size tek önerim mutlu olun, doğru nefes alın, mutluluğu yayan bir kanal olun. Sizce mutlu olan, hayatından doyum alan bir kişi terörist olabilir mi? Farkındalığı yüksek, idrak yeteneği olan biri terörist olabilir mi?</p>
<p>Sizce toplu taşıma aracında başkasını taciz eden aynı zamanda terör yaratmıyor mu? Yanınızda kavga eden adamlar terörün bir parçası değil mi? Bayramlarda trafik kazaları çoğaldığında &#8216;trafik terörü yine can aldı&#8217; denmiyor mu?</p>
<p>O zaman neden bizler iyiliğin bir parçası olarak bunu tersine çevirmiyoruz? Hatırlayın, dualite evrenindeyiz, yani her şey karşıtıyla var olabiliyor. Sıcak soğuğun olmaması, karanlık ışığın olmaması, korku sevginin olmaması gibi&#8230; Sevgi olan yerde korkuya yer var mı? Ben küçükken hep &#8216;Allah&#8217;tan korkun olsun&#8217; gibi saçmasapan bir laf duyardım ve küçük yaşımda bile &#8216;ben neden Allah&#8217;tan korkayım, Allah sevilmelidir&#8217; derdim. İşte biz de içimizden korkuyu sevgiye dönüştürmeye başlayarak büyük devrimler yaratabiliriz.</p>
<p>Sizler ışığın işçisi oldunuz nefese gelerek, nefesinizin farkına vararak. Umarım bizim çalışmalarımıza ebrufgelmeyenler bir yerlerde nefese devam ediyorlardır. Yaptığınız her çalışma önce kendinize, sonra ailenize, sonra komşularınıza ve sonra, sonra diye devam ederek dünyaya hizmet ediyor. Bunu lütfen küçümsemeyin.</p>
<p>Tekrar &#8216;ne yapabilirim&#8217; konusuna gelirsek, örneğin bol bol espri yapın, özellikle zor koşullarda çalışan kişilere yardımcı olun, bir mağazaya girdiğinizde satış elemanına ismiyle hitap edin, onu birey olarak kabul edip onore edin, toplu taşımalarda şoförlere &#8216;kolay gelsin&#8217; diyin, garsonlara gülümseyin. Sizden yayılan iyilik onların günlerini iyi yaşamalarının ilk nedeni olabilir. Arada durup derin bir nefes alın ve çevrenize kalbinizden pembe ışıklar gönderin. Sabah kalktığınızda &#8216;bugün sevginin çoğalması için sonsuz olasılıklar nelerdir?&#8217; sorusuyla yataktan kalkın ve günü deneyimleyin.</p>
<p><a href="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2015/11/hayatagaci.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-thumbnail wp-image-27725" src="http://nilguncabaci.com/wp-content/uploads/2015/11/hayatagaci-150x150.jpg" alt="hayatagaci" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Hayatta topraklanmak çok önemlidir, insan köklenir, dünyaya bağlanır, maddi dünyanın konforunu, rahatlığını hayatağacı daha kolay kabul eder, şu anda dünyada toprağından sürülmüş milyonlar var. Bizler bile bir zamanlar bir yerlerden sürülmüş insanların torunları olabiliriz. Neden mutlu değiliz tam olarak, çünkü içimizde bir yerlerde bir boşluk var. Bugünden itibaren yedi gün boyunca &#8216;bildiğim, bilmediğim atalarım, köklerim rahatlamanız ve ışığa gitmeniz için bu mumu yakıyorum ve şifalanmak için kendime izin veriyorum&#8217; diyebilirsiniz.</p>
<p>Hepimiz birbirimize görünmeyen bağlarla bağlıyız. Hiç tanımadığımız, çok uzaktaki bir adamın yaptıkları bizi de etkiliyor, bizim yaptığımız da onu etkiliyor, neden bizim yüksek enerjimiz düşük frekanslı bir adamı iyileştirmesin?</p>
<p>Banu Conker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2015/11/sevgili-nefes-dostu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılderili Öğretisi ve Transformal Nefes</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2015/05/kizilderili-ogretisi-ve-transformal-nefes/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2015/05/kizilderili-ogretisi-ve-transformal-nefes/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2015 18:44:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[esra gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[yücel koşal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=25791</guid>

					<description><![CDATA[Televizyonların siyah beyaz, tek kanal olduğu çocukluk dönemimde her Pazar saat 10.00’da Western filmleri gösterilirdi. Kızılderili ve beyaz adamların savaşında her film başlayışında Kızılderililerin kazanması için dua eder, beklerdim ve her seferinde televizyonun önünden hüsranla kalkardım. Yıllar önce bir nefes seansında Kızılderili kabilesinde reisin kızı olduğumu görmüş, bana verilen sorumlulukları yerine getiremediğimi görmüştüm. Bu biraz &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Televizyonların siyah beyaz, tek kanal olduğu çocukluk dönemimde her Pazar saat 10.00’da Western filmleri gösterilirdi. Kızılderili ve beyaz adamların savaşında her film başlayışında Kızılderililerin kazanması için dua eder, beklerdim ve her seferinde televizyonun önünden hüsranla kalkardım.<span id="more-25791"></span></p>
<p>Yıllar önce bir nefes seansında Kızılderili kabilesinde reisin kızı olduğumu görmüş, bana verilen sorumlulukları yerine getiremediğimi görmüştüm. Bu biraz saçma geliyor olabilir, ancak beni nefes seansı yapanlar anlar.</p>
<p>Çocukken her yaz Kumburgaz’da kumsalda saatlerce midye kabukları toplardım hasır sepetime. En sevdiğim şeyler taş ve tahta parçaları toplamaktır, taş boyamayı çok severim. Çocukken yazlıkta akşamları bahçeden kaçar, yandaki kavaklıkta boyuma uygun bulduğum bir ağacın dibine oturur, gökyüzüyle konuşurdum. Dünyaya nasıl hizmet edebileceğimi, dünyayı nasıl daha iyi bir yer yapabileceğimi sorardım kendi kendime. O zamanlar pek cevap alamadım, ama artık biliyorum. Yaşam amacım şifacılıkmış.</p>
<p>Aylar önce Facebook’u açtığımda karşıma Kızılderili Öğretisi ve Transformal Nefes etkinliği çıktı. Kızılderili mi? Tabii hemen katıl butonuna bastım.  Transformal Nefes zaten benim en sevdiğimJ</p>
<p>En sonunda gittim. Bir ara bir şey çıkacak da gitmek kısmet olmayacak diye korktum açıkçası. Her gün sabahtan öğlene kadar Kızılderili çalışmaları yaptık, üstüne de nefes. O kadar iyi geldi ki, o kadar çok farkındalık kazandım, öyle güzel dostlar kazandım ki anlatamam. Kızılderili öğretisini Yücel Kosal ve Esra Gökçe veriyorlar. Kızılderili öğretisinin yeri Fethiye Faralya’da Yuva olarak seçilmiş. Ev yemekleri yediğiniz, doğayla başbaşa kalabildiğiniz bir yer burası, hatta o kadar doğal bir ortam ki, geceleri odanıza gitmek için el fenerinizi kullanmanız gerekiyor. Eee, Kızılderili olmak doğada olmak demek, değil mi? Bundan daha iyi nasıl olabilir? Zaten bizi farkındalıklarımızdan ayıran, insanla doğanın bütünleşmesini bölen teknolojik hayatımız, şehir hayatımız değil mi? Ben tekrar çocukluğuma döndüm Yuva’da.</p>
<p>Hayat yol haritalarımızdan oluşuyor, her gün yeni haritalarla çıkıyoruz yeni yola, dünün deneyimlerini kullanarak, ama farkında olmazsak haritalarımız eksik kalıyor ve hedeflerimize varamıyoruz, varsak da mutlu olamıyoruz, halbuki hayatımız boyu mutluluğun peşinde koşuyoruz.</p>
<p>Ben bu bir haftalık çalışmada doğanın tadına vardım, arının sesini duydum, çiçeklerin renkleriyle göz banyosu yaptım, dalgalarla oynadım. Şifacılıkla doğru yolda olduğumun teyidini aldım, dünyaya nasıl hizmet edebileceğimi buldum. Bir de üstüne yol arkadaşlarımın birinden kurşun dökmek için el aldım. Yıllardır istiyordum, iyi olacak hastanın ayağına doktoru gelirmiş, benimki de önümde bitiverdi.</p>
<p>Bundan sonraki eğitim Kasım ayında, bence takip edin ve gidin. Haritalarınızı netleştirin ve hayatın tadına varın.</p>
<p>Ayrıntılar için:</p>
<p>Yücel Kosal 0532 424 69 30</p>
<p>Esra Gökçe 0532 313 18 46</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2015/05/kizilderili-ogretisi-ve-transformal-nefes/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zembil..Bi&#8217; Tutam Tuz.</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2014/10/zembil-bi-tutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2014/10/zembil-bi-tutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2014 18:55:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[zembil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=24122</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Bu sabah Cumhuriyet Bayramı tatili dolayısıyla evde kahvaltı edebilecektim kızımla. Alışverişe çıktım, elimde bez torbam, yıllardır aynı torbayı kullanıyorum. Gerektiğinde yıkıyorum, bazen çanta değiştirirken kaybedip yeniden buluyorum, ama bu torba sayesinde bir sürü poşeti kullanmaktan kurtulduğum için çok mutluyum. Uzun süredir girmediğim bir markete girdim bu sabah. Kasada oturan amca bir eliyle aldıklarımı geçirirken, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sabah Cumhuriyet Bayramı tatili dolayısıyla evde kahvaltı edebilecektim kızımla. Alışverişe çıktım, elimde bez torbam, yıllardır aynı torbayı kullanıyorum. Gerektiğinde yıkıyorum, bazen çanta değiştirirken kaybedip yeniden buluyorum, ama bu torba sayesinde bir sürü poşeti kullanmaktan kurtulduğum için çok mutluyum.<span id="more-24122"></span></p>
<p>Uzun süredir girmediğim bir markete girdim bu sabah. Kasada oturan amca bir eliyle aldıklarımı geçirirken, diğer eliyle de alt bölümden poşet çıkarmaya çalışıyordu. Ben de ‘istemem, benim torbam var’ dedim ve torbamı gösterdim. Adam birden iç geçirdi ve ‘heeeeey gidi günler, 1965’ler’ dedi. ‘Bizim köyde bir Sabri amcamız vardı, zembil, içini sen bil derdi. Şimdi öyle mi, naylonlardan her şey görünüyor, alanı var, alamayanı var, insanın içi gider, içini sadece sen bil’ dedi.</p>
<p>Biz bugünlere de zembille gelmedik. Atatürk’ün önderliğinde, binlerce insanın kendini değil, ülkesini önceliğine koyarak gözünü kırpmadan ülkesini savunmasıyla geldik.  İşte o yüzden Cumhuriyet bu kadar önemli, binlerce insanın emeğiyle bugünlere geldi, her yıl katlanarak büyüdü. Şimdilerde karanlık bir dönemden geçiyoruz maalesef. Belki de cumhuriyetin değerini anlamak için gerekliydi bu dönem, kuşaklar sonra nasıl sahip olduğumuzu unuttuğumuz değerlere sahip çıkmaya davet ediliyoruz şimdi.</p>
<p>Atatürk Cumhuriyet’i kurdu, gençlere teslim etti ve ‘onu yaşatacak olan sizlersiniz’ dedi. Bize düşen sorumluluğumuzu almak, elimizden gelenin en iyisini yapmak ve ışık olmaktır. Karanlık ışığın olmamasıdır, ışık her zaman karanlığı aydınlatmıştır. Hep birlikte ışık olarak, Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun. Haaaa, bir de tekrar zembil modası gelsin.</p>
<p>Zembil:  Arapça kökenli bir kelime olan zembil kelimesi, hasırdan örülmüş tutacak yeri, sapı olan torbaya denir. İngilizce’deki karşılığı baskettir.  Türk Edebiyatı’nda önemli yeri olan Necati Cumalı’nın bir eserinde “sabah alışverişini yapmış, elimde zembil, çarşıdan dönüyorum” diye bir cümlede geçer. Atasözlerimize bir göz attığımızda da “Kısmet gökten zembille inmez” atasözü yer alır. Gökten zembille inmek deyimi de beklenmedik, olağanüstü veya mucizevî bir şekilde gelmek, olmak, bulmak vs. anlamına gelir. “Nerden geldi bu, gökten zembille inmedi ya” cümlesine pek çoğumuz şahit olmuşuzdur. Bunun yanında Yol Üstünde Dikili Taş türküsünde de “Gökten zembil iniyor” şeklinde…(alıntıdır)</p>
<p>Banu Conker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2014/10/zembil-bi-tutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitmenlik yolunda&#8230;Bi&#8217;Tutam Tuz&#8230;</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2014/08/egitmenlik-yolunda-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2014/08/egitmenlik-yolunda-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2014 17:57:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[TRANSFORMER NEFES]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=23379</guid>

					<description><![CDATA[Ruh her zaman bilir, ama biz bazen duymamayı seçeriz içimizin söylediğini. Daha çocuktum, arada Allah beni insanları iyi etmem için dünyaya yolladı, derken kendim de şaşırırdım niye böyle dediğime. Temmuz ayı içinde Amerika&#8217;da Transformal Nefes Eğitmenliği eğitiminde hayat misyonumuz konusunu işlerken geldi aklıma bu söylediklerim. Tabii aslında benim insanları iyi etmem çok iddialı olur, çünkü &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh her zaman bilir, ama biz bazen duymamayı seçeriz içimizin söylediğini. Daha çocuktum, arada Allah beni insanları iyi etmem için dünyaya yolladı, derken kendim de şaşırırdım niye böyle dediğime.<span id="more-23379"></span></p>
<p>Temmuz ayı içinde Amerika&#8217;da Transformal Nefes Eğitmenliği eğitiminde hayat misyonumuz konusunu işlerken geldi aklıma bu söylediklerim. Tabii aslında benim insanları iyi etmem çok iddialı olur, çünkü yıllar içinde öğrendim, eğer kişi kendisi istemiyorsa ona yardım etmek olanaksız, ama isteyenler için şifacılığımı sonuna kadar kullanmaya niyetim var. Koçluk eğitimine başlarken bulunduğum niyet gibi egoma yenilmeden ve karma yaratmadan insanların ihtiyacı olanı vermek en büyük niyetim. Bu yolda yıllarca aldığım eğitimlerden sonra bana en iyi gelen ve en iyi geldiğine inandığım nefesi yaymak için eğitmen olmak beni çok heyecanlandırıyor. Şimdiden yapacağım workshopların heyecanını yaşıyorum. Bir de milyonlara seslenmek istiyorum. Kim bilir, belki bir gün televizyondan, radyodan programlar yaparım.</p>
<p>İlk seminere gittiğimde koçlar kendilerini tanıtırken nefesin mükemmel olduğunu söylemişler ve ben buna inanmamıştım, çünkü herkes kendi sisteminin en mükemmeli olduğunu söylüyordu. Yıllar içinde deneyimledikçe nefeste demirledim. Nefes yaşanılanları temizlemek, bedene ve ruha detoks yapmak, duyguları entegre etmek için gerçekten çok iyi bir araç ve sonucu ol&#8217;mak. Diğer yöntemlerde hep bir şeyler yapmak gerekirken nefesin sonucunda istedikleriniz ol&#8217;uyor.</p>
<p>Umarım bu heyecanımı paylaşacak bir çok danışanım olur ve şifayı paylaşırız. Dünyanın daha iyi bir yer olması, barış ve sevginin yayılması için sadece bir aracıyım, kanalım. Bu yolda olmaktan çok mutluyum.</p>
<p>Bu sabah bunları paylaşmak istedim sadece.</p>
<p>Hepinize sevgilerimle&#8230;</p>
<p>Mit freundlichen Grüssen</p>
<p>Banu Conker</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2014/08/egitmenlik-yolunda-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AVM’lerde hayat&#8230;Bi&#8217;Tutam Tuz</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2014/07/avmlerde-hayat-bitutam-tuz/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2014/07/avmlerde-hayat-bitutam-tuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2014 06:32:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Banu Conker]]></category>
		<category><![CDATA[ağaçları kesmeyelim.]]></category>
		<category><![CDATA[avm]]></category>
		<category><![CDATA[bi tutam tuz]]></category>
		<category><![CDATA[doğaya saygı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=22727</guid>

					<description><![CDATA[Bugün İstanbul’un ünlü alışveriş merkezlerinden birine gittim. Hiç sevmem. Mümkünse hiç gitmem. Bugün de bir arkadaşımın isteği üzerine gittim. İstanbul’un trafiğine yenilmişti çünkü. İçeri girdiğim anda bir uğultu karşıladı beni. Biraz su sesi, biraz çıstak çıstak müzik sesi, insanların gürültüleri, tabak çanak gürültüleri ve bu seste boğulmuş kafamın içindeki sesler&#8230; Bir ara kendimi dışarı atmak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün İstanbul’un ünlü alışveriş merkezlerinden birine gittim. Hiç sevmem. Mümkünse hiç gitmem. Bugün de bir arkadaşımın isteği üzerine gittim. İstanbul’un trafiğine yenilmişti çünkü. <span id="more-22727"></span><br />
İçeri girdiğim anda bir uğultu karşıladı beni. Biraz su sesi, biraz çıstak çıstak müzik sesi, insanların gürültüleri, tabak çanak gürültüleri ve bu seste boğulmuş kafamın içindeki sesler&#8230; Bir ara kendimi dışarı atmak istedim. Biraz gezinince Emirgan’daki Çınaraltı’nı anımsatan bir görüntüyle karşı karşıya kaldım. Yapay bir ağaç, altında alçak masa ve sandalyeler ve bir doğaya öykünen ambiyans. Güler misin, ağlar mısın? Ağaçları kesip, her yeri betona çeviren, her boşluktan alışveriş merkezi doğuran sistem betonların arasına yapay ağaç koyuyor. Sonuç şu ki, ne kadar yapay olsa da herkes bir ağaç gövdesi arıyor bana göre. Bir yerde doğadan bir işaret arıyor, yoksa kendini tümüyle kaybedecek.<br />
İnsan doğaya ait, ama doğa insana ait değil, üstünde varolan her şeye ait, insana olduğu kadar çiçeğe de, hayvanlara da, ama kapitalist sistem her köşeyi para için kullanıyor, bunun için de her yere para ile dönen küçük sistemler yerleştiriyor. Alışveriş merkezleri de bunlardan biri. Albenili şeyleri görmek için gidip saatlerimizi kapalı ortamlarda, doğallıktan uzak geçiriyoruz, olduğumuzdan daha yorgun evlerimize dönüyoruz, buna da haftasonu gezmesi diyoruz.<br />
Galiba artık biraz doğayı farketmenin ve değerini bilmenin zamanı geldi. Her şeyi kaybetmeden önce, zararın neresinden dönsek kardır diyerek, yanıbaşımızdaki ağaca sevgiyle bakarak, gökyüzündeki bulutları farkederek, çiçekleri koklayarak, doğanın sesine kulak vererek başlayabiliriz. Ne dersiniz?</p>
<p>Banu Conker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2014/07/avmlerde-hayat-bitutam-tuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
