<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>efsane &#8211; NİLGÜN&#039;ÜN GÜNLÜĞÜ &#8211; SİNOP AŞIĞI</title>
	<atom:link href="https://nilguncabaci.com/tag/efsane/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://nilguncabaci.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 18 Apr 2013 18:53:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>
	<item>
		<title>ARDENNES TEPELERİ&#8217;NİN LORDU (İkinci Bölüm) &#8211; Efsaneler Yazı Dizisi II Ebruli Sayfalar..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2013/04/ardennes-tepelerinin-lordu-ikinci-bolum-efsaneler-yazi-dizisi-ii-ebruli-sayfalar/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2013/04/ardennes-tepelerinin-lordu-ikinci-bolum-efsaneler-yazi-dizisi-ii-ebruli-sayfalar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Apr 2013 18:53:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebruli Sayfalar]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[Lord Hautregard]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=19752</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Merhaba Değerli Nilgün&#8217;ün Günlüğü Okurları, Neye inanıp neye inanmayacağınıza karar veremiyorsanız bu sizin suçunuz değildir. Sorun size bundan önce sürekli yalan söylenilip, sizin kandırılmış olmanızdan kaynaklanmaktadır. Bir süre sonra ister istemez ikilemlere düşersiniz. İnanmak güven duymaktır. Güven sonunda kandırılma riskini göze almaktır. Birazdan ikinci bölümünü anlatacağım hikaye için gerçekliğinden şüphe edeceğiniz bir durum söz &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Merhaba Değerli Nilgün&#8217;ün Günlüğü Okurları,</p>
<p>Neye inanıp neye inanmayacağınıza karar veremiyorsanız bu sizin suçunuz değildir. Sorun size bundan önce sürekli yalan söylenilip, sizin kandırılmış olmanızdan kaynaklanmaktadır. Bir süre sonra ister istemez ikilemlere düşersiniz. İnanmak güven duymaktır. Güven sonunda kandırılma riskini göze almaktır. <span id="more-19752"></span><br />
Birazdan ikinci bölümünü anlatacağım hikaye için gerçekliğinden şüphe edeceğiniz bir durum söz konusu değil. Ben size baştan söylüyorum: bu anlattıklarım ne tam gerçek ne de hepsi yalan. Sadece bir efsaneden ibaret. Keyfini çıkarın.</p>
<p>Bir sene sonra, Spa Kalesi&#8217;nin balo salonu, o gece Ardennes ve çevre bölgelerden gelen bir çok soyluyu ağırlamak için aşırıya kaçılmış bir şekilde süslenmişti. Dedikodular, fısıldamalar,süzen bakışlar baloya davetli olan Lord Hautregard ve kızı üzerineydi. Lord Hautregard&#8217;ın soğuk ve konuşmaya davetkar olmayan bakışlarına karşılık, kızı ise son derece güzel ve masum görünümünü giydiği sade kıyafetiyle bütünlemişti.<br />
Kıskanılamayacak kadar masum görünüşlü prensese bakan bütün kadınlar kadar, genç erkeklerin gözleri de prensesle bir göz kontağı kurabilmek için çaba sarf ediyordu. Prensesle dans edebilmek ve dans boyunca onu etkilemek için de rakipleriyle yarışmaları gerekiyordu.<br />
İlk dansı Fumay Baron&#8217;uyla yapan güzel prensesin babasının yanına Spa Lordu geldi. Kızın salonda bir kuğu zarafetindeki güzelliğine bakarak konuştular. O sırada göz kamaştıran kıyafeti ve inanılmaz çekiciliği ile bir yabancı salona girdi. Aslında bu kişi Lord Hautregard&#8217;a çok da yabancı gelmedi. Bir yerden tanıyor olmalıydı. Yabancının salonun ortasına yaklaşmasıyla birlikte, lordun beyninde şimşekler çaktı. Bu yabancı geçen sene Ardennes bataklıklarında atıyla birlikte öldüğünü sandığı gençti. Lord Hautregard yanındaki Revin Lordu&#8217;na bu gencin kim olduğunu sordu. Ancak Lord Revin bir türlü salonda öyle bir genç göremedi.<br />
Yabancı, güzel prensesin yanına gelerek, onu diğer dans salonuna götürdü. Lord Hautregard&#8217;ın içini bir ateş kapladı. Kont Spa&#8217;nın onu konuşmaya tutmasıyla, dikkati az da olsa dağıldı. Kont Spa&#8217;nın güzel kızının nerede olduğunu sorduğunda, çaresizce diğer salonda olduğunu söylemekle yetindi.Birlikte diğer salona kızını Kont Spa ile tanıştırmak için aramaya gittiler. Fakat güzel prenses diğer salonda da yoktu. Kont Spa daha sonra da tanışabileceğini söyleyerek, lordun yanından ayrıldı.<br />
Lord Hautregard karşısına çıkan insanlara kızını görüp görmediklerini sormaya başladı. Herkesten prensesi kısa bir süre önce gördüklerine dair cevap aldı ama bir türlü kızını bulamadı. Onun bu çaresizliğini gören Lord Revin, prensesi birlikte aramak için teklifte bulundu. Tam o sırada bir muhafız Lord Hautregard&#8217;a yaklaşarak, kızından ona bir mesaj getirdiğini söyledi. &#8220;Babacığım, merak etme. Ben mutluluğa giden yoldayım.&#8221; Bu ne demekti şimdi? Kızı asla onu terk edip, gidemezdi. Muhafız, babasına kızın oldukça mutlu göründüğünü, endişelenecek bir şey olmadığını söylese de, o inanmadı. Kesinlikle kaçırılmış olmalıydı.<br />
Ardennes Tepeleri&#8217;ne doğru gittiğini öğrendikten sonra, hemen atlarını hazır etmelerini söyledi. Dışarısı çok tehlikeliydi. Yoğun sisten kızının bataklıklarda ölebileceğini düşündü. Hızla Spa Kalesi&#8217;nden ayrıldı.</p>
<p>İki gün sonra, Revin Kalesi&#8217;nde, Lady Revin, Lord Revin&#8217;in endişesinin nedenini sordu. Lord Hautregard&#8217;ın durumu aklındaki tek soruydu. Tam o sırada muhafız içeriye bir hokkabaz getirdi. Hokkabaz bu bölgedeki lordların bu topraklar kadar acımasız ve tehlikeli olduğunu duyduğunu söyledi. Geçen sene sisli bir gecede bir yabancının Ardennes Kalesi&#8217;nde misafir edilmemesinden dolayı bataklığa atıyla birlikte saplanarak öldüğü sanılan yerde, bu sene de bir lordun tam aynı yerde atlarıyla birlikte saplanarak öldüğünü gördüğünü söyledi. Kalabalık bir grup insanın adamın cesedini bataklıktan çıkartıp, cenaze işlerini başlattıklarını da ekledi. Lady Revin ve Lord Revin dehşet içinde bu kişinin Lord Hautregard olduğunu, kızının peşinden giderken atlarlıyla birlikte bataklıkta öldüğünü öğrendiler.<br />
Ardennes prensesi mutluydu çünkü her zaman istediği şeyi yapıyordu artık. İhtiyacı olan insanlara yardım ediyordu. Ardennes lordu ettiklerinin cezasını, o baloda kimsenin görmediği yabancıyla birlikte giden kızının peşinden gidip, bataklığa saplanıp, ölerek ödemişti.<br />
Bu hikaye bütün Ardennes&#8217;e yayıldı ve bir şarkı uyduruldu. &#8220;Ardennes Tepelerinin Kalesi&#8221; şarkısında bu sözler yer alıyordu.</p>
<p>&#8220;Muhafız! Kapımız herkese açık olsun<br />
Kapıyı çalan fakirlere yemek ve içecek ver&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2013/04/ardennes-tepelerinin-lordu-ikinci-bolum-efsaneler-yazi-dizisi-ii-ebruli-sayfalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ARDENNES TEPELERİ&#8217;NİN LORDU (Birinci Bölüm) &#8211; Efsaneler Yazı Dizisi II</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2013/04/ardennes-tepelerinin-lordu-birinci-bolum-efsaneler-yazi-dizisi-ii/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2013/04/ardennes-tepelerinin-lordu-birinci-bolum-efsaneler-yazi-dizisi-ii/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Apr 2013 17:59:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebruli Sayfalar]]></category>
		<category><![CDATA[ARDENNES TEPELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=19692</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Merhaba Değerli Nilgün&#8217;ün Günlüğü Okurları, Tarihin bence efsaneden farkı yoktur. Çünkü tarih, orada olmamış kişiler tarafından yazılmış, aslında öyle olmamış olan olaylardır ve gerçek diye bize yutturulur. Bu yüzden de efsanelerle çok ortak yanları vardır. Günümüz teknolojisi artık tarihi bulguları derinlemesine araştırıp doğruyu söylemektedir. Fakat bize ve diğer milletlere, okullarda öğretildiği şekliyle çok farklılıklar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Merhaba Değerli Nilgün&#8217;ün Günlüğü Okurları,</p>
<p>Tarihin bence efsaneden farkı yoktur. Çünkü tarih, orada olmamış kişiler tarafından yazılmış, aslında öyle olmamış olan olaylardır ve gerçek diye bize yutturulur. Bu yüzden de efsanelerle çok ortak yanları vardır. Günümüz teknolojisi artık tarihi bulguları derinlemesine araştırıp doğruyu söylemektedir.<span id="more-19692"></span> Fakat bize ve diğer milletlere, okullarda öğretildiği şekliyle çok farklılıklar taşır gerçek tarih.<br />
Ama efsaneleri öğrenmenin hiç bir sakıncası yoktur. Ne de olsa onlar, ne tam doğru ne de tam yanlıştır. Masalsı öğeleriyle içimizdeki çocuğu uyandırmaya yarar. Bence her insanın içinde bir çocuk vardır. Bırakın, şimdi anlatacağım hikayeyi içinizdeki çocuk duysun. Bu bir efsane nasıl olsa. Hiç bir zararı yok.<br />
Bu efsaneyi bir tiyatro senaryosu şeklinde İngilizce olarak bulduğumu ve sizin için Türkçeye çevirerek, düzyazıya uyarladığımı önceden söylemek isterim.<br />
Efsanemiz, Fransa&#8217;nın kuzeyinde yer alan Ardennes (Arden diye okuyun) bölgesinde geçmektedir.</p>
<p>Rüzgarın ormandaki kurtlar gibi uluduğu gecede, yağmur da Ardennes Kalesi&#8217;nin eski ve yıpranmış taşlarını döver güçteydi. Kalenin içindeki hiç kimse o sırada dışarıda kalmış olan yolcuların yerinde olmak istemezdi. Çünkü Ardennes Kalesi, yabancıların yollarını kaybedebileceği, sisin üstünü kalın bir duman gibi örttüğü uğursuz bir ormanın tepesinde bulunmaktaydı. Bu hava şartlarında Ardennes&#8217;den geçen yolcuların kaybetmekten başka bir şansı yoktu. Çünkü orman bir yığın bataklıkla doluydu ve bu bataklıklara saplananlar kimsenin haberi olmadan ölürlerdi.<br />
Kalenin sahibi Lord Hautregard ise hizmetkarlarına nazik davranan fakat kalesinden çok sık dışarı çıkmayan ve insanlarla iletişimi çok nadir olan bir adamdı. Ayrıca buraya bir şekilde yolu düşmüş insanlara da hiç misafirperver davranmazdı. Tıpkı bu bölge gibi lord da, sisin içinde melankoliyle birlikte kaybolmuştu. Lordun güzeller güzeli iyi kalpli kızı da bu kalede yaşardı. Böyle gecelerde dışarıda kalanlara acır, tanrıya onların hayatta kalmaları için yalvarırdı.<br />
Birden bire kalenin demir kapısından bir ses duyuldu. Kapıda biri olmalıydı. Böyle bir gecede hayatta kalmış biri. Aslında ev sahibi lordun kapısını memnuniyetle açmayacağı bir kaleye gelmişti bu yabancı. Dışarıdaki fırtınadan atıyla birlikte sırılsıklam olan bu genci gören kalenin muhafızları ona acıdılar. Lordun ona evinde yer vermeyeceğini bildikleri halde yine de lorda haber verdiler.<br />
Lord, tabi ki bu davetsiz misafiri gördüğünde önce muhafızlarını azarladı ve yabancıyı da kalesinden kovdu. Ne yazık ki kalenin kapısı bu gence kapalıydı. Bu duruma muhafızlar çok üzüldüler ve yabancının üzgün bakışlarını gördüklerinde ona çok acıdılar. Çünkü yabancı bu duruma ne itiraz etti ne de lorda yalvardı.<br />
Aşağıdan sesler geldiğini duyan güzel prenses neler olduğunu öğrenmek üzere odasından dışarı koştu. Fakat geç kalmıştı çünkü aşağıda babasıyla karşılaştı ve ona neler olduğunu sordu. Babası ona, davetsiz bir misafirin geldiğini ve onu kovduğunu bu yüzden herhangi bir tehlike olmadığını ve rahat rahat uyuyabileceğini söyledi. Bu sözleri duyan prenses babasına çok kızdı ve soğuk duvarlarını ince mumların aydınlattığı koridorlardan koşarak odasına gitti.<br />
Ertesi sabah ise nöbet tutarken sızmış olan muhafızlar, bir gün öncesinden kasabaya siparişleri almaya gitmiş olan uşağın, kalenin kapısını vurmasıyla uyandılar. Uşak yolda gelirken çok korkunç bir sahneyle karşılaştığını, bataklığın kenarında ölmüş bir at gördüğünü söyledi. Bunu duyan muhafızlar, o atın gece gelen yabancının atı olduğunu sandılar. Yaşama ihtimali olduğunu düşünerek, iki muhafız, yabancı genci kurtarmak üzere kaleden ayrıldı. Ölü atı buldular fakat ne yabancının ölüsünü buldular ne de yaşadığını kanıtlayan bir ipucu. Prenses ise bu yabancının yaşıyor olmasını ümit etti.<br />
Devam edecek &#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2013/04/ardennes-tepelerinin-lordu-birinci-bolum-efsaneler-yazi-dizisi-ii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
