<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>makale &#8211; NİLGÜN&#039;ÜN GÜNLÜĞÜ &#8211; SİNOP AŞIĞI</title>
	<atom:link href="https://nilguncabaci.com/tag/makale/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://nilguncabaci.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Mar 2012 20:15:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>
	<item>
		<title>Şekerleme Yapmayın, Hayatı Yakalayın&#8230;Derya Baykal&#8230;</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2011/10/sekerleme-yapmayin-hayati-yakalayin-derya-baykal/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2011/10/sekerleme-yapmayin-hayati-yakalayin-derya-baykal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 07:17:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[derya baykal]]></category>
		<category><![CDATA[el örgüsü]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[şekerleme yapmayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=11603</guid>

					<description><![CDATA[Severim Derya Baykal’ı. Aslında Tv izleyen biri olsam, sanırım Derya Baykal’ın sunduğu programı izlerdim. Birkaç kez denk gelip izlemiştim,çok pratik şeylerden bahsediyordu. Programına doktorlar davet ediyor,yemek ve örgü tarifleriyle eminim kadınları ekran başına topluyordu.Sonra konuşması akıcı,  enerjisini ekrandan seyircisinede ulaştırdığı için ,onu izlerken ister istemez sizde enerjik oluyordunuz.))) Geçen gün kütüphaneye gittiğimde, birde onun kitabını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Severim Derya Baykal’ı. Aslında Tv izleyen biri olsam, sanırım Derya Baykal’ın sunduğu programı izlerdim.</p>
<p>Birkaç kez denk gelip izlemiştim,çok pratik şeylerden bahsediyordu. Programına doktorlar davet ediyor,yemek ve örgü tarifleriyle eminim kadınları ekran başına topluyordu.Sonra konuşması akıcı,  enerjisini ekrandan seyircisinede ulaştırdığı için ,onu izlerken ister istemez sizde enerjik oluyordunuz.)))</p>
<p>Geçen gün kütüphaneye gittiğimde, birde onun kitabını aldım okumak için.</p>
<p>Şekerleme Yapmayın ,Hayatı Yakalayın&#8230;Daha önce bir dergide yazdığı köşe yazılarından derlemiş bu kitabı. Ozaman yazdığı şeyler, günümüzde de geçerliliğini koruyor. Ben bir solukta okudum.Kısa kısa değişik konularda görüşlerini yazmış,özelliklede hanımlara güzel önerilerde bulunmuş.</p>
<p>Kitap 110 sayfa,resimlerle süslenmiş.</p>
<p>Şimdi onun yazdıklarıyla sizlere&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Elinizden işiniz,aklınızdan çözümler,yanınızdan dostlarınız eksik olmasın&#8230;diyorum.</p>
<p>Hoşçakalın&#8230;Güzel hafta sonları&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2011/10/sekerleme-yapmayin-hayati-yakalayin-derya-baykal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HANGİ AĞAÇTAN DÜŞTÜNÜZ ! H.Çiçeksever&#8217;den&#8230;</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2010/08/hangi-agactan-dustunuz-h-cicekseverden/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2010/08/hangi-agactan-dustunuz-h-cicekseverden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 09:19:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=4526</guid>

					<description><![CDATA[&#160; İnsanlık ağacının meyvesine  “adem” deniliyor. Hepimiz o ağacın meyveleriyiz.    CELTIC Astrolojisi ağaçlara dayanıyormuş. Ona göre doğduğunuz gün,  hangi ağaçtan geldiğinizi ortaya çıkartıyormuş. İnsanoğlu nelerle uğraşıyor değil mi?  Ağaç açıklamaları şöyle sıralanmış: DOĞUM ARALIĞI                          AĞAÇ CİNSİ 23 – 31 ARALIK                               ELMA AĞACI 01 – 11 OCAK                                   KÖKNAR 12 – 24 OCAK                                   KARAAĞAÇ 25 OCAK – 03 &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong>İnsanlık ağacının meyvesine  “adem” deniliyor. Hepimiz o ağacın meyveleriyiz.    CELTIC Astrolojisi ağaçlara dayanıyormuş. Ona göre doğduğunuz gün,  hangi ağaçtan geldiğinizi ortaya çıkartıyormuş. İnsanoğlu nelerle uğraşıyor değil mi?  Ağaç açıklamaları şöyle sıralanmış:</p>
<p><em><strong>DOĞUM ARALIĞI                          AĞAÇ CİNSİ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 23 – 31 ARALIK                               ELMA AĞACI </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 01 – 11 OCAK                                   KÖKNAR</strong></em><em><br />
</em><em><strong> 12 – 24 OCAK                                   KARAAĞAÇ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 25 OCAK – 03 ŞUBAT                    SELVİ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 04 – 08 ŞUBAT                                 KAVAK </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 09 – 18ŞUBAT                                  SEDİR </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 19 – 28 ŞUBAT                                 ÇAM </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 01 – 10 MART                                   SALKIMSÖĞÜT </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 11 – 20 MART                                   IHLAMUR </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 21 MART                                            MEŞE </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 22 – 31MART                                    FINDIK </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 01 – 10NİSAN                                   ÜVEZ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 11 – 20 NİSAN                                  AKÇAAĞAÇ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 21 – 30 NİSAN                                  CEVİZ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 01 – 14  MAYIS                                 KAVAK </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 15 – 24MAYIS                                   KESTANE </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 25 MAYIS – 03 HAZİRAN              DİŞBUDAK </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 04 – 13HAZİRAN                             GÜRGEN </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 14 – 23 HAZİRAN                            İNCİR </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 24 HAZİRAN                                     HUS </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 25 HAZİRAN – 04 TEMMUZ          ELMAAĞACI </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 05 – 14 TEMMUZ                              ÇAM </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 15 – 25 TEMMUZ                              KARAAĞAÇ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 26 TEMMUZ – 04 AĞUSTOS         SELVİ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 04 – 13 AĞUSTOS                           KAVAK </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 14 – 23 AĞUSTOS                           SEDİR </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 24 AĞUSTOS – 02 EYLÜL             ÇAM </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 03 – 12 EYLÜL                                  SALKIMSÖĞÜT </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 13 – 22 EYLÜL                                  IHLAMUR </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 23 EYLÜL                                           ZEYTİN </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 24 EYLÜL – 03 EKİM                       FINDIK </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 04 – 13 EKİM                                     ÜVEZ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 14 – 23 EKİM                                     AKÇAAĞAÇ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 24 EKİM – 11 KASIM                      CEVİZ </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 12 KASIM – 21 KASIM                   KESTANE </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 22KASIM – 01 ARALIK                  DİŞBUDAK </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 02 – 11 ARALIK                               GÜRGEN </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 12 – 21 ARALIK                                İNCİR </strong></em><em><br />
</em><em><strong> 22  ARALIK                                        KAYIN </strong></em><em><br />
</em><strong><em><span style="text-decoration: underline;"> VE AÇIKLAMALARI ; <span id="more-4526"></span></span></em></strong><em></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ELMA  : ( AŞK ) Cazibeli, Fiziksel olarak dikkat çekici ve  etkileyici… Hoş bir auraya sahip. Flörtöz ve maceraperest ama hassas  ve her zaman aşık bir tip. Sevmeye ve Sevilmeye meraklı. Sadık ve  hassas bir eş. Cömert. Bilimsel konulara yeteneği var. Bugün için  yaşar. Hayal gücü yüksek.</p>
<p>DİŞBUDAK : ( HIRS ) Farklı bir çekiciliğe sahip, hayat dolu,   talepkar, düşüncesizce hareket eden ve eleştirilere kulak asmayan  biri. Hırslı, akıllı,  yetenekli, kaderine hükmetmeyi seven, egoist olmaya elverişlidir. Ama  ona güvenebilirsiniz. Bazen beyni kalbine hükmedebilir. İlişkileri çok ciddiye alır ve sadıktır.</p>
<p>KAYIN : ( YARATICILIK ) İyi bir zevki vardır. Görünüşe ve kendi  görüntüsüne önem verir. Materyalist sayılır. Hayatı ve kariyeri için  çok ve düzenli çalışır. Ekonomiktir. Gereksiz risklere girmez. Makul  bir tiptir. Diyet ve sporla fiziğine dikkat eder.</p>
<p>HUS : ( ESİNLENME ) Hayat dolu, etkileyici, elegan, arkadaş canlısı,  gösterişten uzak, mütevazi, aşırılıktan hoşlanmayan, kaba şeylerden  nefret eden biridir. Doğal ve sakin bir yaşamı tercih eder. Fazla  tutkulu değildir. Hayal gücü yüksek ve az hırslıdır. Sakin ve Uygun<br />
ortamlar yaratır.</p>
<p>SEDİR : ( GÜVEN ) Zarif, her ortama ayak uydurabilen, lüksü seven,  sağlığına dikkat eden , kendine güvenen, başkalarına da biraz  yukarıdan bakan biridir. Kararlı, Sabırsız ve Başkalarını etkilemeyi   sever. İyimserdir   ve beceriklidir. Tek ve Gerçek Aşkını bekler. Çabuk karar verir.</p>
<p>KESTANE : ( DÜRÜSTLÜK ) Alışılmadık bir güzelliği vardır ve insanları  etkilemek gibi bir derdi yoktur. Adil ve neşelidir. Doğuştan  Diplomattır. Çok kolay huzursuzluğa kapılır ama her türlü ilişkisin<br />
de hassasdır. Bazen olağandışı davranır. Sevgili bulmakta güçlük  çeker.</p>
<p>SELVİ : ( SADAKAT ) Güçlü, fiziksel olarak kaslı, her ortama  uyabilen, hayatla fazla uğraşmayan, hoşnut, iyimser, paraya  meraklıdır. Yalnızlıktan nefret eder. Kolay kolay tatmin edilemeyecek   kadar tutkuludur. Ama  sadıktır. Modu çabuk değişir. Kurallara boyun eğmez. Biraz da ukala  ve ilgisizdir.</p>
<p>KARAAĞAÇ : ( ASİL ) Müşfik, fiziksel olarak düzgün, giyimine dikkat  eden , taleplerin de aşırılığa kaçmayan, insanlara neşe verebilen,  liderlik etmeyi seven ama kendisi altta olmayı sevmeyen biridir. Dürüst ve sadık bir eştir. Başkaları için karar vermeyi sever.  Cömerttir. Pratik zekası güçlü ve iyi bir espri anlayışı vardır.</p>
<p>İNCİR : ( HASSASİYET ) Çok güçlü, bağımsız, tartışmalara ve  zıtlıklara fazla izin vermeyen, aile hayatına düşkün, iyi bir baba ve   hayvanseverdir.   Sosyal bir kelebek gibidir. Espriden anlar, aylaklığı ve tembelliği  de sever. Bencilliği vardır. Akıllı ve pratiktir.</p>
<p>KÖKNAR : ( GİZEM ) Sıradışı bir zevki vardır. Sofistike ve  kadirşinastır. Güzel olan her şeyi sever. Dikbaşlı, çabuk Modu  değiştiren, bencil olmasına rağmen kendisine yakın olanlarla<br />
ilgilenen biridir. Çok mütevazi olduğu söylenemez. Hırslıdır ve  memnun edilmesi zor bir sevgilidir. Çok arkadaşı vardır ve ona çok   güvenebilirsiniz.</p>
<p>FINDIK : ( OLAĞANÜSTÜ ) Çekici, anlayışlı, insanları nasıl  etkileyeceğini bilen, fazla talepkar olmayan, sosyal hayatta aktif ve   girişken hatta dövüşken  biridir. Popülerdir. Psikolojik durumu çabuk değişir. Kaprisli bir aşıktır. Ama dürüst ve eşine toleranslı davranır. Kusursuz bir yargı<br />
yeteneği vardır.</p>
<p>GÜRGEN : ( ZEVK SAHİBİ ) Cool bir güzel. Dış görüntüsüne ve bakımlı  olmaya dikkat eder. Zevk sahibidir. Başkalarını kendinden fazla  düşünür. Hayatı mümkün olduğunca kolay bir hale getirmeye çalışır.  Disiplinli bir hayat için kılavuzluk eder. İlişkilerinde kibardır.  Farklı sevgililer bulmak<br />
ister. Duygularıyla ilgili olarak mutluluğu yakalaması kolay olmaz.  Çoğunlukla da başkalarına güvenmez ve kararlarından asla emin olmaz.</p>
<p>IHLAMUR : ( ŞÜPHE ) Hayatın ona getirdiklerini kabul eder. Kavga ve  tartışmadan nefret eder. Çalışkandır. Tembelliği ve bencilliği hiç   sevmez. Streslidir. Yumuşak huylu ve merhametlidir. Arkadaşları için  çekinmeden fedakarlık yapar. Becerikli olmasına rağmen bunları  değerlendirmesini bilmez. Mızmızdır, zordur ama vefalıdır.</p>
<p>AKÇAAĞAÇ : ( ÖZGÜR ZEKA ) Hayal gücü ve orjinallikle dolu hiç de  sıradan olmayan biridir. Utangaç, hırslı, gururlu, kendine güvenen,  yeni deneyimlere aç biridir. Genellikle sinirli ve gergin bir yapısı  vardır. Hafızası kuvvetlidir. Çok kolay öğrenir. Aşk hayatı biraz  karmaşıktır. Başkalarını etkilemeyi sever.</p>
<p>MEŞE : ( CESARET ) Sağlam yaradışlı, cesur, güçlü, bağımsız ve  girişkendir. Acıma duygusu çok yoktur. İşini şans&#8217;a bırakmayı sevmez. Ayaklarını yere sağlam basmak ister. Hareketlidir.</p>
<p>ZEYTİN : ( ERDEM ) Makul biridir. Güneşi ve sıcak havaları sever. Kibar duyguları vardır. Agresyon ve şiddetten kaçınır. Sakin ve  toleranslıdır. Adalet duygusu gelişmiştir. Hassas kıskançlıktan uzak  bir yapısı vardır. Okumayı ve sofistike insanlarla muhatap olmayı sever.</p>
<p>ÇAM : ( TİTİZ ) Uyumlu ilişkileri sever. Dinç ve güçlüdür. Nasıl rahat edebileceğini bilir. Doğal ve hareketli biridir. İyi bir partnerdir. Çok arkadaş delisi değildir. Çabuk aşık olur ama ateşi çabuk söner. Herşeyden kolay vazgeçebilir. İdeali bulana kadar her şey geçicidir. Güvenilir  ve pratiktir.</p>
<p>KAVAK : ( TATMİNSİZ ) Fazla kendine güvenmeyen, sadece gerektiği  zaman cesaretli olan biridir. Arkasının güçlü olmasını ve sıkı  insanlarla muhatap olmasını sever. Çok seçicidir. Genellikle<br />
yalnızdır. Artistik bir doğası vardır. Kin tutar. İyi bir  organizatördür. Felsefik takılmayı sever. Ama her durumda ona  güvenilebilen biridir. İlişkilerini de çok önemser.</p>
<p>ÜVEZ : ( HASSASİYET ) Dikkat çekici, neşe verici, bencillikten uzak,  dikkat çekmeyi seven biridir. Hayata bağlıdır. Yerine ve duruma göre  hem bağımlı hem de bağımsız olabilir. Zevklidir. Duygusal, hassas,  tutkulu ve artistik özellikleri vardır. İyi bir eş olur ama çok zor  affeder.</p>
<p>CEVİZ : ( TUTKU ) Garip ve zıtlıklarla dolu biridir. Egoist ve  agresiftir. Beklenmedik tepkiler gösterir. Asil bir ruhu vardır.  Spontandır. Çok hırslıdır ve hiç esnekliği yoktur. Zor ve alışılmışın<br />
dışında bir eş&#8217;tir. Çok zor beğenir. Çok kıskanç ve tutkuludur. Sadece takdir eder. Uyum göstermek için fazla  fedakarlık etmekten de hoşlanmaz. İlginç stratejiler üretmeyi sever.</p>
<p>SALKIMSÖĞÜT : ( MELANKOLİ ) Güzel ve çok melankoliktir.  Etkileyicidir. Güzel ve zevkli şeylere meraklıdır. Seyahat etmeyi sever. Hayalperesttir. Kaprisli ama dürüsttür. Başkalarının<br />
duygularına önem  verir. Çabuk etki altında kalır ama beraber yaşanması zor biridir.<br />
Talepkârdır. Sezgileri de kuvvetlidir. Aşıkken acı çeker ama demir   atabileceği birini bulabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2010/08/hangi-agactan-dustunuz-h-cicekseverden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YASALAR VE MEDENİYET..H.Çiçeksever&#8217;den</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2010/07/yasalar-ve-medeniyet/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2010/07/yasalar-ve-medeniyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 09:37:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=4310</guid>

					<description><![CDATA[Yaz aylarında, Sinop demek, parklar ve çay bahçeleri demek. Doğal iletişim ve haberleşme merkezi adeta. Geçen akşam dostlarla oturuyoruz. Cahil toplumun sosyal ilişkilerindeki çarpık davranışlarının çevreye ve insan ilişkilerine verdiği zararların nereye varacağını konuşuyoruz. Yeni yetişen kuşaklara kötü örnek olmaktan doğan sonuçlar üzerinde örnekler veriyoruz. Masamızda kanun adamı, avukat arkadaşımız var.Konuşmaların sonucunda; önemli bir kanun &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında, Sinop demek, parklar ve çay bahçeleri demek. Doğal iletişim ve haberleşme merkezi adeta. Geçen akşam dostlarla oturuyoruz. Cahil toplumun sosyal ilişkilerindeki çarpık davranışlarının çevreye ve insan ilişkilerine verdiği zararların nereye varacağını konuşuyoruz. Yeni yetişen kuşaklara kötü örnek olmaktan doğan sonuçlar üzerinde örnekler veriyoruz. Masamızda kanun adamı, avukat arkadaşımız var.Konuşmaların sonucunda; önemli bir kanun maddesinden söz etmeye başladı. Bence mükemmel bir madde. Çünkü, medeniyetin son gayesi insan şahsiyetini geliştirmek olacağına göre, insanı yıpratan her şey suç olmalıdır.<span id="more-4310"></span><br />
İşte yeni anayasayla gelen önemli bir madde tam bu konuda devreye giriyor: Dışlamak, kanunen suç olmuş hem de tecavüz suçuyla aynı maddeymiş. İşte insanın şahsiyet gelişiminin çağı ne kadar etkileyeceğinin bilincinde olan medeni ülkelerdeki kanun kararı. Eğer medeniyim diyorsanız, şimdi davranışlarınıza dikkat etmekle sorumlusunuz.<br />
Atatürk gibi, her zaman şunu söylüyoruz; “biz cahil diye okuma yazması olmayana demiyoruz. Cahil kendini bilmeyene, hakikati görmeyene” diyoruz. Cehaletin çok önemli göstergeleri vardır. Birincisi gelişmemiş kişilik sendromu yani kıskançlık, benlik, hırs, kin, görmemezlikten gelme, selam vermemek gibi. Kıskançlık ise daima kötüyü değil, iyiyi kötülemeye hazırdır. Öyle insanlar vardır ki; iş ortamında bir kişiyi dışlar, hemen kendi adamlarından bir grup oluşturur. Veya apartmanda, mahallede birini dışlar, yine kendi gibi adamlardan bir grup oluştururlar.Bundan kendilerine paye çıkarmakla farklı olduklarını sanırlar. Halbuki bu bir sosyal hastalık mikrobudur.<br />
İletişimin en kısa yolu olan selam ve tebessüm. Hem dinimizin emri aynı zamanda da bugün medeni ülkelerin yaşam biçimi olduğunu defalarca yazıyoruz. Selam ve tebessüm kibarlıktır, medeniyetin en sade , ölçülü iletişim biçimidir.<br />
Dışlama psikolojisine sahip, az gelişmiş insanlar, topluluk içinde ruhsal gerilim aracı olmaktan adeta haz duyarlar, basit başarı kavramıdır. Selamla başlayan İslam , verecek bir şeyiniz yoksa tebessüm ediniz diyen son dinin temsilcisi olarak peygamberin sözlerindeki tekamülü ve kültürümüzün ne kadar gelişmiş bir kültür olduğunu bilseler daha çabuk insan olma yoluna girecekler. Ülke ilerleyecek. Medeniyeti yakalayacağız.<br />
Medeniyet ; para-pul-mevki-şöhret değildir, medeniyet .“insan-adam” olabilmektir . Geri kalmış ülke , insanı gelişmemiş ülke demektir. Cahil insanlarla iletişim kurmak imkansızdır. Ancak asıl önemli olan, kurduğumuz iletişimin bizi istediğimiz sonuçlara ulaştırıp ulaştırmadığıdır..<br />
İnsan olabilmenin yolu; üç nesilden itibaren maddesel doyum, görgü-bilgi-yaşam kalitesi- eğitimdeki başarıyı küçük yaşta yakalayarak ruhen doyuma ulaşmak, aile ortamında değer bulmak , sonuçları kazanılmış, kayda değer iş üretmek gibi, yapıcı etkenlerden kazanılan ruhsal zenginlik olayıdır. Başarı ve doyum, özellikle on yaşına kadar alınması gereken duygusal kazanımlardır.Biz bunları artık belirli yaşa gelmiş insanlara anlatamayız, onları değiştiremeyiz. Sadece bilgi verebiliriz, anlayışı varsa çevresine katkıda bulunabilirler.<br />
Halbuki cahil insanların en büyük meziyeti, kendini insan yerine koymak için; davranışlarının başında burun kıvırmak, selam vermemek, işine gelmeyeni dışlamak geliyor.Samsun’da kaldığım yıllarda, yeni araba alan, yeni apartmanlara taşınanlar arsında çok sık gördüğümüz alışkanlık biçimiydi. Şimdi Sinop’ta da çoğalmış (yani memleketi cehalet kuşatıyor) ama Avukat bey diyor ki; ilk önce cezaevinde gördüm; kırk kişi bir grup olmuş, tek kişiyle konuşmuyorlar. Bu durum travma yaratıyor.<br />
İnsan gelişirse ruhun gelişimini, toplumun barış içinde yaşamasının önemini kavrayabilir. Bunları bildiğiniz zaman bu kişi selam vermedi, selam almadı diye hiç dert etmenize gerek yok o insan kendiyle barışık olmayan, kendi eksikliğinden utanan insan olduğu için bu tavırlar içerisine giriyor.Halbuki medeni ülkelerde bu tavırlar yani anlayışsızlık, yani cehalet suç unsuru haline gelmiş.<br />
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. İnsan sağlığı, toplum sağlığı demektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2010/07/yasalar-ve-medeniyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ARKADAŞ  İLE  DOST KAVRAMI-H.Çiçeksever.</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2010/03/arkadas-ile-dost-kavrami-h-ciceksever/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2010/03/arkadas-ile-dost-kavrami-h-ciceksever/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2010 20:18:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=1434</guid>

					<description><![CDATA[Hayatta pek çok insanla karşılaşırsınız, ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz bırakır. Peki Dost kimdir? Diye sormuş birisi, bilgin cevap vermiş; Demiş; paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini, verdin mi desteğini, sordun mu halini,yolladın mı yüreğini, ağladın mı onun gibi. Hissettin mi Dostluğu? Demiş diğeri. Bilgin demiş: Karşılığı olmadan verilir mi hiç &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong>Hayatta pek çok insanla karşılaşırsınız, ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz bırakır.<strong> </strong>Peki Dost kimdir? Diye sormuş birisi, bilgin cevap vermiş;<br />
Demiş; paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini,<br />
verdin mi desteğini, sordun mu halini,yolladın mı yüreğini, ağladın mı onun gibi.<br />
Hissettin mi Dostluğu? Demiş diğeri.<br />
Bilgin demiş:<br />
Karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi?<br />
Dostluk dediğin; tek bir ruhun, iki ayrı bedende dirilmesi&#8230;<span id="more-1434"></span></p>
<p>Sokrates’e öğrencileri sormuş:Dostluk nedir?<br />
Sokrates de onlara şu yanıtı vermiş;<br />
“Çocukluğumdan beri arzuladığım bir şey vardır.Kimi insan atları olsun ister. Kimi insan köpekleri.<br />
Kimisi altını, kimisi de şan, şeref, makam ve mevkisi; bense bir dostum olsun isterim…</p>
<p>Eskiden pul, peçete, oyun kartı, gazoz kapağı biriktiren gençler şimdilerde daha çok kaset, CD biriktiriyor.Yorgun bir ihtiyarsa sadaka, kaza namazı ve dua biriktiriyor.Bazıları ise antika lambalar, cam şişeler, eski koltuklar, tespihler biriktiriyor.</p>
<p>Âlimse kitap biriktiriyor. Cahilse kin, nefret, öfke  biriktiriyor.<br />
Peki ama soruyorum size; Dost biriktirmeyi içimizde kaç kişi deniyor?<br />
Evet, kabul ediyorum, insan birçok kişiyle mükemmel dost olamaz, tıpkı aynı zamanda birçok kişiye âşık olamayacağı gibi…</p>
<p>Dostlar ilaç gibidir, onların yanında olmak insana huzur verir. Dostluklar güven vericidir. Dostsuz yaşamak imkansızdır.Milli ve dini kültürümüzle dünyaya dost kültürünü insanlığımızla göstermiş bir millet olduğumuzu  unutmamak için kültürümüze sahip çıkmalıyız.</p>
<p>Arkadaş ile dostun farkı:<br />
<strong>Arkadaş senin ağladığını görmez,</strong><br />
<strong>Dostunun omuzu ise senin gözyaşlarınla ıslanır.</strong><br />
<strong>Arkadaş davetine katılınca bir paket hediye ile gelir,</strong><br />
<strong>Dost sana yardım etmek için erken gelir; toparlanman için geç gider.</strong><br />
<strong>Arkadaş, onu o yattıktan sonra ararsan rahatsız olur,</strong><br />
<strong>Dost neden bu kadar geciktiğini sorar, derdini anlatmak için,</strong><br />
<strong>Arkadaş bir kavgadan sonra her şeyin bittiğini düşünür,Dost ise tekrar arar.</strong><br />
<strong>Arkadaş senin daima onun arkanda olmanı ister,</strong><br />
<strong>Dost ise her zaman senin arkandadır.</strong><br />
<strong>Arkadaş zaaflarınızı öğrenir ve onları kullanabilir,</strong><br />
<strong>Dost zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder.</strong><br />
<strong>Arkadaş zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakar, </strong><br />
<strong>Dost zayıflıklarınızı bilirse örtmeye çalışır.</strong><br />
<strong>Arkadaş sizi ikinci görmek ister,Dost ikinciniz olmaktan şeref duyar</strong><br />
<strong>Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır,Dost sıkıntınız olduğunda size koşar,</strong><br />
<strong>Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız,Dostlarınız size huzur vermeye çalışır.</strong></p>
<p><strong> Dostluk fiziksel ve ruhsal gelişmiş insanlar arasındaki ilişkidir.Türk milleti dostuna ihanet etmemiş, dostunu arkadan vurmamış, dostunun ihtiyacı olduğu günlerde daima yardıma koşmuş, ekmeğini bölüpte yemiştir. Dosttan dosta asla zarar gelmez.</strong></p>
<p><strong> Dünya bilgi-iletişim-maddi doyuma gelmiş durumda ve dostluklara ihtiyacı vardır.</strong><strong></strong></p>
<p>“Türk&#8217;ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil<br />
çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur.”Thomas Thorsten</p>
<p>“Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu<br />
kahraman milletin tarihi eski ışığını bulacaktır.” Mareşal Von Moltke &#8211; Alman Genelkurmay Başkanı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2010/03/arkadas-ile-dost-kavrami-h-ciceksever/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SIDIKA AVAR’I TANIMALI.H.Çiçeksever.</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2010/03/sidika-avar%e2%80%99i-tanimali-h-ciceksever/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2010/03/sidika-avar%e2%80%99i-tanimali-h-ciceksever/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 10:32:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H.Çiçeksever]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=1194</guid>

					<description><![CDATA[Aklıma geldi, 16 Mart ÖĞRETMEN OKULLARI’nın kuruluş yıldönümü idi. Çalıkuşu Feride öğretmenden sonra duyduğum harika bir insan Sıdıka Avar’dı. TV’lerin olmadığı ve Banu Avar adını duymadığımız yıllar önce, Elazığlı bir arkadaşım bana Sıdıka Avar’ın ne büyük fedakalıklarla öğretmenlik yaptığını anlatmıştı. Savaş yoksulu köy çocuklarının toplandığı, imkansızlıklar içindeki Yatılı Bölge Okullarında üzüm yetiştiriyor, pekmez yaptırıyor ve &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aklıma geldi, 16 Mart ÖĞRETMEN OKULLARI’nın kuruluş yıldönümü idi. Çalıkuşu Feride öğretmenden sonra duyduğum harika bir insan Sıdıka Avar’dı. TV’lerin olmadığı ve Banu Avar adını duymadığımız yıllar önce, Elazığlı bir arkadaşım bana Sıdıka Avar’ın ne büyük fedakalıklarla öğretmenlik yaptığını anlatmıştı. Savaş yoksulu köy çocuklarının toplandığı, imkansızlıklar içindeki Yatılı Bölge Okullarında üzüm yetiştiriyor, pekmez yaptırıyor ve öğrencileri besliyormuş. Harika bir insanmış, tıpkı bir azize gibi..Avar hakkında, Hikmet Feridun Es’in 1957 Hayat Dergisindeki yazısı;<br />
“Yıllar önce İzmir Kadınlar Hapishanesi&#8217;ndeki mahkum kadınlara akşam dersleri verilmesi kararlaştırılmıştı. Bir gün milli eğitim müdürü&#8217;nün odasına zayıf, ufak-tefek bir genç kız girdi. &#8220;Ben bu dersleri memnuniyetle kabul ederim, efendim,&#8221; dedi.Müdür şaşırmıştı. Karşısındaki genç kız, okuldan yeni çıkmış, üstelik, son derece de hassas bir insana benziyordu.<span id="more-1194"></span><br />
Müdür bir kez daha hapishanedeki tipleri gözünün önüne getirdi. Olacak şey değildi!<br />
Lakin düşüncesini belli etmedi.<br />
&#8220;Peki, hocahanım,&#8221; dedi. &#8220;Bu işle meşgul olacağım.&#8221;<br />
İki hafta geçmeden, genç kız, soğuk ışıklar altında hapishane koğuşundaki akşam derslerine başlamıştı. İşi bittikten sonra, ince pardesüsünün yakasını kaldırıyor, süngülü nöbetçilerin, zincirli kapıların arasından geçerek sokağa çıkıyor ve hızlı adımlarla evine koşuyordu. Hapishane müdürü de, milli eğitim müdürü gibi, hayretler içinde idi.<br />
O kavgacı, o geçimsiz mahluklar, genç öğretmeni hem sevmeye, hem saymaya başlamışlardı. Kadınlar hapishanesinde ilk defa böyle bir hava esiyordu.<br />
Fakat işinde inanılmaz bir başarı gösteren kızın, bir süre sonra acayip bir suçla adliyeye götürüldüğünü görüyoruz. Hakkındaki isnat: Misyonerlik.<br />
Gittikçe kabaran dosyalar, hep misyoner öğretmenden bahsediyordu.<br />
Neler de neler yapmamıştı ki:Kadınlar hapishanesi derken Kinder Garten Teşkilatında çalışmalar, çocuklara iyi insan olmak etrafında bir takım telkinler. Bütün bunlar misyonerlik denilen şeyden başka ne idi?<br />
İş o kadar dallanıp budaklandı ki, Atatürk meseleyi merak etmişti.&#8221;Bana misyoner öğretmenin dosyasını getiriniz,&#8221; dedi. Bütün bir gece o dosyayı inceledikten sonra, ertesi günü öğretmen [Sıdıka] Avar&#8217;ı yanına çağırttı.<br />
Genç öğretmen Atatürk&#8217;ün karşısına çıktığı vakit bir yaprak gibi titriyordu.<br />
Atatürk, bu ufak-tefek kıza hayretle baktı.<br />
&#8220;Misyoner öğretmen sensin, öyle mi?&#8221; diye sordu.<br />
Avar şaşırmıştı. Yavaşça, &#8220;efendim, ben öğretmen Avar,&#8221; diye fısıldadı.<br />
Atatürk, o zaman genç öğretmene doğru parmağını uzatarak yüksek sesle şunları söyledi:<br />
&#8220;Hayır. sen misyoner Avar&#8217;sın. Bana, senin gibi misyonerler lazım.&#8221;</p>
<p>Ondan sonra da Atatürk fikirlerini açıkladı:<br />
Bir toplum, daha ziyade aile yoluyla, bilhassa kadın yoluyla kazanılabilirdi. Genç öğretmen doğu&#8217;ya gidecekti. Oradaki genç kızları, hatta bunların arasında hiç Türkçe bilmeyenleri bile toplayacaktı. Onları, bu toplumun potasında yetiştirecekti; sonra bu çocuklan birer ışık huzmesi altında köylere gönderecekti.<br />
Sözlerinin sonunda: &#8220;Git, memleketin içine gir, dağ köylerine, uzan; orada bizden ışık bekleyen yarının annelerini göreceksin, dedi.<br />
Genç öğretmen, içi içine sığmaz bir halde Atatürk&#8217;ün yanından çıktı.<br />
İşte yıllar ve yıllardır Avar, doğu illerinden birinde Kız Enstitüsü Müdürlüğü&#8217;nde bu inanılmaz işle meşguldür. Şimdi Elazığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik kadından bir azize gibi bahseder.<br />
Onun hakkında iki yüze yakın mani, masal ve çocukların dilinde sayısız avar şarkıları vardır.<br />
O, yol vermez, geçit tanımaz dağlara at sırtında tırmanır, dağ köylerinden, çoğu esmer köy kızlarını toplar, onları kendi ceketine sarıp okuluna götürür.<br />
Avar, doğu&#8217;da gerçekten inanılmaz bir isimdir. Dağ tepesindeki köylere bu masal kadını, öğrenci toplamak için gittiği zaman köylüler, &#8220;kızımı da götür, Avar,&#8221; diye atın üzengisine yapışıyorlar.<br />
Şehre, Avar&#8217;ın okuluna gelen kızı, bir kere de üç-dört yıl sonra görünüz. Ben, bir insan yaratma mucizesini orada gözlerimle gördüm” diyor yazar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2010/03/sidika-avar%e2%80%99i-tanimali-h-ciceksever/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PAKİZE SUDA..</title>
		<link>https://nilguncabaci.com/2010/03/cok-begendim-h-ciceksevere-tesekkurler/</link>
					<comments>https://nilguncabaci.com/2010/03/cok-begendim-h-ciceksevere-tesekkurler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 21:21:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkadaşlarımın Paylaştıkları]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[pakize suda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://nilguncabaci.com/?p=981</guid>

					<description><![CDATA[KASABA esnafından biri olmalıydı kocam. Akşam, güneş batmadan Dükkanını kapatıp eve gelmeliydi. Evimiz mümkünse bahçeli olmalıydı. Yaz akşamları sulayıp serin serin oturmalıydık.Ben, orta boylu tıknazca, ev hanımı olmalıydım. Cinsiyeti önemli değil, eli ayağı düzgün iki çocuğumuz olmalıydı. Derslerine yardım etmeye yetecek eğitimim olmamalıydı. Ama ara sıra &#8221;Dersinizi bitirdiniz mi?&#8221; diye sormalıydım. Daha çok üstleri başlarıyla&#8230; &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">KASABA esnafından biri olmalıydı kocam.<br />
Akşam, güneş batmadan<br />
Dükkanını kapatıp eve gelmeliydi.<br />
Evimiz mümkünse bahçeli olmalıydı.<br />
Yaz akşamları sulayıp serin serin oturmalıydık.</span></span>Ben, orta boylu tıknazca, ev hanımı olmalıydım.<span id="more-981"></span><br />
Cinsiyeti önemli değil, eli ayağı düzgün iki çocuğumuz olmalıydı.<br />
Derslerine yardım etmeye yetecek eğitimim olmamalıydı.<br />
Ama ara sıra &#8221;Dersinizi bitirdiniz mi?&#8221; diye sormalıydım.</p>
<p>Daha çok üstleri başlarıyla&#8230;<br />
Yedikleri içtikleriyle&#8230;<br />
Öksürükleri, aksırıklarıyla ilgilenmeliydim.<br />
Yavaştan yavaştan çeyizlerini düzmeliydim.<br />
Her ayın 15&#8217;i kabul günüm olmalıydı.<br />
Ellerime sağlık, kekler,poğaçalar yapmalıydım..</p>
<p>İnce belli bardaklarda çaylar ikram etmeliydim.<br />
Sabahları hırkamı omzuma alıp komşuya kahve içmeye geçmeliydim.<br />
Patlıcan, biber kızartmalı,reçel kaynatmalıydım.<br />
Akşamları özene bezene sofrayı kurmalıydım.<br />
Kocam ajansı dinlerken ben lafa girmeliydim,</p>
<p>O, &#8221;Sus hanım bi dakka&#8221; demeliydi.<br />
Böyle dese de beni çok sevmeliydi.<br />
O uyuklamalı, ben bulaşık yıkamalı, çocuklar ders çalışmalıydı.<br />
Bazen akşam oturmasına komşular gelmeliydi.<br />
Öyle Haremlik selamlık gibi değil ama kadın erkek ayrı oturmalıydık.</p>
<p>Erkekler memleketi kurtarırken biz bütün kasabayı dilimizden<br />
geçirmeliydik.<br />
Herkes birbirinin kocasına, karısına &#8221;Falanca Bey&#8221;, &#8221;Filanca Hanım&#8221;<br />
diye hitap etmeliydi.<br />
Yanlışlıkla bacağımız, göğsümüz biraz açılıverse</p>
<p>Yüzümüz kızarmalı,hemen toparlanmalıydık.<br />
Kocam kırk yılda bir, bir tek atmalı,<br />
Neşelenip bir hicaz şarkı mırıldanmalıydı.<br />
Şehvetten uzak şefkate yakın bir cinsel hayatımız olmalıydı.<br />
Gözümüzü birbirimizde açmış olmalıydık, öyle de sürüp gitmeliydi.</p>
<p>Harama uçkur çözmemeliydik.<br />
Zaten etrafımızda evli barklı komşularımızdan başka kadın olmadığından&#8230;.<br />
Dükkanda çelimsiz çıraktan gayrı, öyle sekreter falan çalışmadığından&#8230;<br />
Ortalıkta gidilecek bar mar bulunmadığından&#8230;</p>
<p>Mankenler bizim kasabaya uğramadığından&#8230;<br />
Ve de kocam, efendi bir adam olduğundan beni aldatamazdı.</p>
<p>Tamam, abarttım biraz.<br />
Belki de böyle bir aile yapısı örneği kalmamıştır artık.<br />
Ama, acaba diyorum&#8230;</p>
<p>Buna benzer bir hayat tarzı beni daha mutlu edermiydi?<br />
Kendim de dahil uçuk kaçık insanlardan gına geldi artık.<br />
Normalliği özlüyorum.<br />
Özgürlüğün tadını çıkaralım derken suyunu çıkardık galiba.<br />
Herkes çok zeki, çok akıllı, çok bilgili, çok şu, çok bu&#8230;</p>
<p>Ve de çok mutsuz&#8230;<br />
Depresyona giren girene.<br />
Çok bilmişliğin kimseye bir faydası yok galiba.</p>
<p>Pakize Suda</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://nilguncabaci.com/2010/03/cok-begendim-h-ciceksevere-tesekkurler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
