ERGUVAN MEVSİMİ..H.Çiçeksever’den..

İki kıtayı birleştiren bu eşsiz şehir, pembe beyaz gerdanlığını takarak baharı müjdeliyor. Bahar uyanış, diriliş, canlanma mevsimi.  Boğazın iki yakasını süsleyen beşyüz yıllık Bizans’tan  miras olan Erguvanları seyretmek ömre bedel. Samsun üniversitesinden bir arkadaşımın arkadaşı olan 83 yaşındaki Lory, dünyanın bir ucundan Avustralya’dan buraya Erguvanları seyretmeye geliyor. Beyoğlu Tepebaşı’ndan Haliç’e bakarak çayını yudumluyor. Kainat tanrının kitabı değil mi?

Çok zor mu? Sinop iç limanı baharda renkli çiçek açan ağaçlarla donatmak, denizden seyretmek, uçaktan seyretmek! Gelecek nesillere anlamlı miras bırakmak mı, yoksa yeşillikleri kör betonlara tercih etmek mi?

Geçen hafta Üsküdar Belediyesi bedava erguvan fidesi dağıtmış. Erguvan Sevenler derneği kurulmuş. Erguvanın ilginç bir hikayesi var:

Bu ağaç, baharın gelişiyle kısa bir an için çiçeklenir. Çiçeklerin dallarda çok kısa bir süre kalması ise, ağacın çiçeklerini insanlardan kıskandığı duygusunu verir gibidir.

İngilizce adı “Redbud” veya “Judas Tree” olarak bilinen bu ağacın anavatanı Filistindir. Erguvani dediğimiz renk, efsanelere göre utancın rengiymiş. Bu ağaç İstanbul’da tanınmaya başlayınca neşenin, aşkın, coşkunun rengi olmuş.

Eskilerin anlattığına göre önceleri bu ağacın çiçekleri beyazmış. Filistin’de İsa’nın ortaya çıkması ve havarilerden Yahuda’nın İsa’yı otuz gümüş karşılığı ihbar etmesi, daha sonra da bu ihbarı yaptığından pişman olup, kendini bir erguvan ağacının dalına asması üzerine, Erguvan ağacı da bu utancı kaldıramamış ve bu ihanet yükünü dallarında taşıdığı için bembeyaz çiçekleri kızarmış.

Bu nedenle erguvan ağacının artık Filistin diyarının kavruk topraklarına tahammülü kalmamış ve ancak İstanbul’un eşsiz mavisi ve yeşili ile avunabileceğini anlamış. Böylece İstanbul’a gelerek yerleşmiş kendine burayı yurt edinmiş.

Erguvan ağacının çiçekleri birden belirir ve birden kaybolur. Bu durum insanı hüzünlendirir. Var olmak ve yok olmak, kavuşmak ve ayrılmak gibi karşıtlıkları çağrıştırır.

Erguvanın bir anlık çiçek açıp solması üzerine bu ülkenin duygusal insanlarını etkilemiş ve şairler erguvan üzerine şiirler yazmışlardır. Erguvan ağacının yaprakları ve çiçeği üzerine düşen çiy(şebnem) damlaları, bu çiçekleri bir mücevher gibi gösterir.

Büyük şairlerimizden Bakî, iki mısra ile bu olağanüstü durumu şöyle      anlatmış:

“ Dürr ü yakut ile nahl-i murassa sandım, Erguvan üzre dökülmüş katarat-ı emtâr”

 Türkçesi: Üzeri yakutlarla işlenmiş mücevher sandım.

Erguvan üzerine dökülmüş yağmur damlalarını…

Her köşesinde çiçeklerle süslenmiş, temiz ve yeşil  bir  Sinop görmek hayaliyle…

Hakkımda Nilgun

Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

blank

HOŞGELDİN 2013..H.Çiçeksever’den

Üç haftadır Londra”da Christmas kutlamaları nedeniyle torunlarla partiden partiye koşturup duruyoruz.. Okullar, bazı iş yerleri …

Yorum

  1. blank

    Erguvan üzerine güzel bir makale..itiraf edeyim erguvan ağacını birtek romanlarda okurdum.. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.