Adam Dediğin Benim Gibi Olur…Erdal Demirkıran…

Geçen gün Sinop’ta 24 seminer veren Alişan Kapaklıkaya’yı dinlemeye gittiğimde almıştım bu kitabı.
Ve size bu kitaptan uzun uzadıya bahsedeceğimi söylemiştim. Çünkü bu bir roman değil.Bu kendine çok güvenen birinin yazdığı, felsefe yaptığı, günümüzde yaptığımız ve bazen yaptığımızın farkına bile varmadığımız, yaşanmış, düşünülmüş, olayları anlatıyor,eleştiriyor, yorumluyor. Bazen aaa bu kadar da olur mu diyorsunuz.
En büyük miras özgüven ve inanç olmalı diyor.İnsanlar çocuklarına rahat yaşasın diye miras bırakırlar ,ama bilmezler ki onlara en büyük düşmanlığı yaparlar. Çünkü insan mirasa güvenir ve körelir.Analar babalar çocuklarına milyonlarca dolarlık servet bırakacaklarına,çelik gibi öz güven bıraksalar daha farklı olurdu diyor.
Araplar eğer dünya rezervlerinin bilmem kaçta kaçına sahip oldukları için bu kadar geri kaldılar, onlarda ekmeğini taştan çıkarsaydı, bugün dünyada tek süper güç olmazdı diyor.
Yazar aslında lafı dolandırmadan direk söylüyor. Kırılır,kızar küser yok lugatında. Mesela bir gün işsizler grubuna konferans vermiş,Merhaba işsiz ,güçsüz ,aylak arkadaşlar diye başlamış söze.Tabii bozulmuşlar.Yazar neden bozulduklarını anlayamadım diyor.))Yani dedikleri doğru olabilir ama,onlarında bir ruhu var,gururu var.Ama yazar bunları kabul etmiyor ve ’’İnsanlar acınacak durumda olmayı kendileri seçerler ‘’diyor.
Yine yazar diyor ki: :”Babam öğretmişti: Tüm uzuvları sağlam olan birine topal dersen zoruna gitmez, ama tek ayağı olmayan birine dersen adam bozulur. Ya da birine salak dediğinde bozuluyorsa, hakikaten salaktır.”
Özürlülerle ilgili görüşlerini fazla acımasız buldum. Duygusal olduğumdan mı karar veremedim?
Tv dizilerine çok ilgi duyduğumuzdan bahsediyor. Mesela bir bayan namaz kılarken Allah’a, dizide rol gereği zor durumda olan bir oyuncu içinde dua ediyor diyor.))))
Yazık ediyoruz çocuklarımıza..
Çocuklarımız kusursuz bir beyinle doğuyorlar.Onlara herşeyi öğretebiliriz.Öyle yapıyoruz zaten.Herşeyi öğretiyoruz.Gerekli veya gereksiz herşeyi.Fakat öğretmeyi unuttuğumuz onlarca şey var.Mesela fırsat bulup da karar vermeyi öğretememişiz onlara.
Harekete geçmeyi,hayalkurmayı,dinlemeyi…öğretmemişiz onlara.Ben öğrettim. Üç yaşındaki kızıma ben öğrettim.Kendiyle ilgili konularda,kendi karar verebilmeli kızım.Verdiği karar bazen canını yakmalı.Ateşe dokunmayı istedi bir gün.’’Dokun o zaman’’ dedim.’’Dur dokunma cısss olursun!’’ deseydim, ‘’cıss’ı öğrenmiş olacaktı.’’Dokun.Cıss olsun ki, sen’’cısss’’ı öğrenebilesin.Bu yaşta çocuklarımızla ilgili tüm kararları biz verirsek, büyüdüklerinde de kendileriyle ilgili kararları başkalarının vermesini bekleyecekler. Kime oy vereceklerini bile başkaları belirleyecek.Üniversite formlarını başkaları dolduracak.

Pembe Poşet

O gün biraz geç çıktı işyerinden genç kız.Servisi de kaçırmıştı.Minibüsle gidecekti evine. Minibüse vereceği para onun içini açıtıyordu.Ailenin çalışan tek ferdiydi.Yatalak bir annesi,işşiz bir babası vardı.Kız kardeşi Nazlı 6 yaşındaydı.Nazlı tam bir yıldır ablasının ona pilli bebek almasını bekliyordu.Ablası geçikince sabırsızlandı.O akşam Nazlı kız ‘’herhalde ablam bana bu akşam bebek alıp öyle gelecek’’diye düşündü.
Acı bir tebessüm ifadesi vardı Aynur’un yüzünde.Onun kahkahalarla güldüğünü hiç gören olmamıştı.Kız kardeşini düşündü.Pilli bebekle oynamaya yaşı neredeyse geçmekte olan kız kardeşini düşündü genç kız minibüse binerken.
Aynur’un bir asalak abisi vardı. Maaşını alır alamaz kuzgunun leşe yapıştığı gibi kızın başına çöken abisi.Akşama kadar ayakkabılarının topuklarını eze eze mahallede volta atan bir serseriydi Murat.Evlerine gelen komşuları annesi ilaç alsın diye yastığın altına para koyuyorlardı bazen.Murat, hasta ziyaretine gelenler gider gitmez yastığın altını kontrol edecek kadar aşağılık bir adamdı.
Genç kız yine beyaz hayallere dalmıştı, elinde ki pembe poşete sarılırken. Saat 10 na geliyordu.İki yolcu kalmıştı minibüste. İki durak sonra onlar da indi.Yalnız Aynur kalmıştı minibüste.Aynadan genç kızı gözleriyle taciz eden şöför, Aynur’un ‘’İndir beni’’ demesine aldırış etmeden son durağı da geçti. İğrenç bir kahkaha ile cep telefonundan birilerini aradı.’’Müthiş bir piliç yakaladım çocuklar. Her zamanki yere gidiyorum hemen gelin’’dedi.Genç kız beyaz hayallerinden irkildi. Beyaz hayalleri yerini bembeyaz bir surata bıraktı.Kalbi duracaktı.Ayaklarının bağı çözülmedi,koptu sanki.Bağıramıyordu bile.Korkusundan bayıldı.Ormanlık bir yerde durdu minibüs.Şöför kızı aşağıya indirdi,ağzını bir bantla kapattı, başına bir un çuvalı geçirdi.Genç kızın bebek saflığındaki göz yaşları süzülürken yanaklarından,dört karanlık adam daha geldi ve intikam alır gibi tecavüz ettiler.Saatlerce. Hani ’’Öldü öldü dirildi.’’derler ya!Genç kız öldü,ama birdaha dirilemedi.Kızın öldüğünden emin olmak için nabzını kontrol ettiler.Nabız yoktu.Kahkahalarla çıkardılar Aynur’un başında ki çuvalı.İçlerinden biri dona kaldı.’’Murat ‘’dedi biri,Ne oldu Murat?’’dedi öteki.Murat cevap veremedi.Çünkü tecavüz ederek öldürdükleri minik elli genç kız Murat’ın kızkardeşiydi.
Bir türlü bırakmadığı,eliyle sıkıca tuttuğu pembe poşetten küçük Nazlı için aldığı pilli bebek ve abisi için aldığı beyaz gömlek çıktı. Poşetten çıkan en anlamlı şeyse, üzerinde ‘’ siz benim her şeyimsiniz’’ yazan küçük kağıttı..
Kitabın içinde bu tür kısa hikayeler de var.
Okyanusta bir balina…
Eğer sen okyanusta bir balinaysan,üç beş tane zavallı sümüklü böcek ve birkaç minik salyangoz senin canını yakamaz.
Eğer yakıyorsa, sen balina değilsin demektir.
Hiç boşuna gerinme.
Ben çok beğendim. Bir kere okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil,ara ara alıp okumakta fayda var. Şimdi arkadaşlarıma verip okumalarını sağlayacağım,sonra yine, bir ara ben okurum. Tavsiye ederim sizde alıp okuyun.

281 Sayfa bir cep kitap.Fiyatı 10tl.
Bilge Adam ve Öteki Adamlar….
‘’Bir daha dünyaya gelsen ne olmak isterdin?’’ diye sordular bilge adama.
Güldü….
‘’Bir dahası yok dedi.’’
Sevgiler..

Hakkımda Nilgun

Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

blank

Calista Otelde 2. Gün

Merhaba tekrar, Calista Otel’de tatilimizin 2. Gününü anlatmaya devam edeyim. Rahat bir uykudan sonra sabah …

Yorum

  1. blank

    Süper..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.