15 Mayıs.2009 SEYİT SAATÇİ ile söyleşi

1.KISACA KENDİNİZİ TANITIRMISINIZ? SİZİ SİZDEN DİNLEYELİM SEYİT BEY.

SC: Sonbaharın mevsime hakim olduğu, ağaçlardan yaprakların düşmeye başladığı o zamanda, hayatın olumsuzluklarına tepki verip, diğer bebekler gibi ağlayarak dünyaya düşmüşüm.

Öyle bir tepeye düşmüşüm ki, herkes yukarı doğru tırmanırken, biz hala aşağıya doğru inmeye devam ediyoruz.

Yükselişim ise karikatürün doğuşuyla oldu. Artık kendime dedim ki , her düşüşün bir çıkışı vardır, nedir bu çıkış? Çizgidir…

Hayatın içerisinde yaşanan olumsuzluklara tepki vermek istedik. Bunun içinde beynimizi kullanalım dedik.Karikatüre başladık.

Elimden tutan olmadı o zaman. Sadece bir akrabam vardı Fatma Baş. Onun çok faydasını gördüm. Buradan da kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. O ilkokul zamanlarında beni keşfetmişti, hatta aileme bu çocuğa karışmayın derdi.

Ben resim çizerken, kitapların, gazetelerin arasına kağıt koyar gizli gizli çizerdim, kızarlardı.Çünkü resim ders değildi.Ama bu nesil çok şanslı, aileler önem veriyorlar sanata artık.

Ve zaman geçti, uyanış başladı ve biz çizgilerle olumsuzluklara tepki vermeye başladık.

2.KARİKATÜR OLUMSUZLUKLARA TEPKİ VERMEKMİDİR? NEDİR KARİKATÜR?

S.S. Genel anlamda karikatür çizgiyle, mizah tarzıdır. Ama ben karikatürü şöyle tarif ederim. Hatta bir gün TAN ORAL ‘a (Cumhuriyet Gazetesi çizeriydi)sohbet ederken, ben “Karikatür,düşüncelerin tahlil sonucu çizgiyle

saptanmasıdır.”dedim. Söyle bir durdu ”Bugüne kadar duyduğum en güzel tariflerden biri “.dedi.

Ama benim bu sözlerim, o anda ezberlenen sözler değil de, gecen yılların birikimi sonucu olduğunu anladım. Annemin tülbentindeki nakış gibi,yüreğime işlendiğini gördüm.Bence hiç bir sözcük o anda söylenmez.Ben şairlerinde hemen o anda şiir yazdıklarına inanmıyorum .Çünkü, balıksız bir gölde olta attığınız zaman, balık yakalamanız mümkün mü?
Ülkemizde ve dünyada yaşanan olumsuzlukları dillendirmek insani bir sorumluluktur. O halde popüler karikatür yerine, içinde sanatsallığı barındıran çizginin, içeriğini ortaya çıkaran, rengi biçimi ile olması gerekenin yapılması lazımdır.Piyasa mizah dergilerinde boy gösteren,kadını insan olmaktan çıkarıp aşağılayan,içi boş ,kendilerince eğlencelik karikatürmü, yoksa toplumun sorunlarına eğilen, sosyal yaşamı irdeleyen ,siyasal karikatür mü?
Anlatım, sonuca varış ise, karikatür çoktan kulvarında koşusunu tamamlamış ve ipi göğüslemiş bir sanat olarak kendini gösterir.
Dünyanın sonunu hazırlayan savaşa, yaşama alanlarını yok eden çevre katliamına,kısacası insana dair olan her şeye sahip çıkmaktır karikatür…..

3.KARİKATÜR YAPABİLMENİZ İÇİN TAHSİL VE EĞİTİM ŞARTMI?

SC: Karikatür çizmek için çok okumak gereklidir. Karikatür hayatin kendisini çok iyi tahlil ederek, çizgisel şekilde anlatmaktır.

Simdi karşınızda bir resim var diyelim. Bazı kişiler onun rengine, bazıları görüntüsüne, bazısı yer ve mekanına bakar. Ama biz o resmin komple tamamına bakıyoruz. Görüntü, renk, yer, mekan, hepsine bakıyoruz ve asgari şekilde çizgilerle anlatmaya çalışıyoruz. Araştırmak gerekli, çünkü hayatin kendisini anlatıyorsunuz. Yaptığımız iş evrensel olduğu için, her şeyi takip etmek zorundasınız ki çizgilerinize yansıtabilesiniz. Her şeyi bildiğimi iddia etmiyorum.Hani ünlü düşünür şöyle demiş.”tek bir şey biliyorum,o da hiç bir şey bilmediğim.”

Bende araştırıyorum ve hala öğrenmeye çalışıyorum.

4.ÇİZİMLERİNİZDE SİZİ NELER ETKİLİYOR?

SC: Hayatın kendisi. Bazen küçücük bir çocuğun sek sek oynaması,hani oynarken, yere çizdiği o dairelerde, hayatin kendisini görüyorum. Çünkü, o anda, o çocuğa istediğiniz maddi imkanı sunun , ama o anda onun tattığı,mutluluğu heyecanı,şevki,tattıramazsınız.Onun tebeşirle veya kömürle yere çizdiği çizgiler,ona sevk veriyordur, hayat veriyordur.İşte bende çocukluğumda tebeşir, kömürle yere çizdiğim şeyleri ,satıhlara aktarıp,çizgilerimi düşüncelerimi onun üstünde zıplatmaya başladım.Sonra tebeşirle değil de, firçalarla onları zıplatarak,toparlayarak anlatmaya başladım.

NC: PEKİ BUNLARI YAPARKEN SİZİN ELİNİZDEN TUTAN OLDU MU?

SC: Yani kabaca olacak simdi ama, bırakın elimden tutmayı, ayağıma çelme takan bile oldu.

Ama daha öncede dediğim gibi Fatma Baş ablamın çok desteğini gördüm. Birde kendi ablam desteklemiştir. Sonra annem ,babamda destekledi.En büyük destekçim,hayatin kendisi oldu.

Sonra bu camianın içine girdiğimde, Tan Oral, Ali Ulvi, Semih Balcıoğlu, Raşit Yakalı, Nemci Rıza Ayça gibi karikatüristlerle tanıştığımda onların bu hayata nasıl baktıklarını görüp, bende hayata nasıl bakmam gerektiği hakkında, küçük ip uçları yakaladım.

blank

ERGİN GÜLEN, NECMİ RIZA AYÇA, SEYİT SAATÇİ, MEHMET ARSLAN

SEYİT SAATÇİ, MUSTAFA EREMEKTAR,FATİH ERDOĞAN, ALİ ULVİ ERSOY, YURDAGÜN GÖKER
5.NASIL TANINDINIZ?

S.S. Eskiden bizim dönemimizde mizah dergileri vardı. İşte Gırgır,Çarşaf gibi.Biz oraya her hafta çizimler yolardık,Çiçeği Burnunda sayfalar vardı.Oradan bize söylerlerdi,şunu söyle yap, bunu böyle yap diye.Binlerce kişinin içinde 2 veya 3 karikatür yayınlarlardı.Semih Balcıoğlu, Raşit Yakalı desteğiyle, yani çizgilerimdeki katkılarıyla, bana yardIm ettiler.Sonra bende Çarşaf dergisine çizmeye başladım.Karma sergilere katıldım.

6.İLK SERGİNİZİ NEREDE ACTINIZ, NE ÖDÜLLER ALDINIZ?

SC: İlk kişisel sergimi 1985 yılında Gerze ilçesindeki şenliklerde açtım.40 in üzerinde karikatürle katıldım, ilgi çok güzeldi.Hatta o dönem Turgut Özal’ in bir karikatürü vardı,sergiye gelen vali , kaymakama bu karikatürleri kaldırtın demiş.Bende dedim ki ,eğer o karikatürleri kaldırırsanız, ben de hepsini kaldırırım ve bunu da basına açıklarım dedim.Sonra tekrar baskı olunca ben hepsini kaldırdım.Daha sonra da şöyle düşündüm.Benim çizimlerim ne kadar büyük silahmış ki deyip, bir daha sanatıma ,çok daha kuvvetli sarıldım.Benim mitralyöz , tank taşımama gerek yok,ben beynimde o kadar güzel silah taşıyorum ki çizgilerim ,o şarjörün mermileri,o kendilerine hedef almak istediklerini bulur.

Birde 2002 yılında Aşkın Ayrancıoğlu arkadaşımla Boyabat’ta bir sergi açtık. Bir gün Sinop Belediyesinde çalışıyorum, bana telefon geldi, Boyabat’a gel soruşturma açıldı diye . Benim bir şeyden haberim yok acele çağırdılar. Halbuki biz o karikatürleri daha önce yine Ayancık’ta festivalde de sergilemiştik,hatta vali , kaymakamda gelmişti bizi tebrik bile etmişlerdi. Hiç bir şey olmamıştı. İşte bu kafa meselesi, o zamanın kaymakamı da gerici bir kaymakamdı. Aslında bu karikatürlerimiz hayatin gerçekleriydi. Ben o karikatürde, Metin Göktepe’yi öldürenleri ,faşist diye yorumlamıştım.Bir anayı ağlatan,bir anaya acı çektiren, nasıl dillendirmem gerekirdi acaba? Orada bir cop, copu tutan elin parmağındaki yüzüğe, nazi işareti koydum ve biliyorsunuz Metin Göktepe’nin katilleri hala bulunamadı. O zaman basında , böyle yazıyordu.Simdi basın yazarken suç değil de, ben çizerken mi suç? Tabii sonra suç olmadığı da, beratimizle kesinleşti.Haklılığımız ortaya çıktı.

ABD de kurulmuş olan Cartoonist Rights Network,International (uluslar arası karikatürcüler derneği)da ulusal basında bu konuyla ilgili tepkisini karikatürlerle dile getirdi.
Dünya basınından tepkiler

Dünyada yaşanan haksızlıklara karşı direnen ve sorunları irdeyen karikatür, olumsuzlukların karşısında muhalif olduğundan sık sık yargılanır.
Yine aynı yıl, Cin’de, 26bin kişinin içinden , dünyanın en iyilerinden,seçilerek altın madalya ödülüne layık görüldüm.
2003de Tayvan’da dünyanın en iyilerinden seçilerek, mükemmellik ödülü aldım. Konu turizm yarışmasıydı.
Ödülleri almaya yine devam ettim.1991de Fransa’da,1992de Küba’ da ödüller aldım.
Uluslar arası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması Özel ödülü,
2006 da Portekiz Porto yarışması ödülü aldım.

Bir eserim,23 nisan 1992 tarihli milli piyango biletine ve PTT özel gün zarflarına ve afişlerine basıldı. Eserlerim albümlere, müzelere alındı.

Barış Manço anısına çocuk parkı için Belediye tamirhanesindeki kaporta ve tamir ustalarının katkılarıyla, normal klasik gitarın, üç katı ebatında hazırladığım maketin, demirden heykelini yaptık.

Aşağıdaki linkte Seyit Saatçi’nin Sinop’ta açtığı sergi ve çalışmalarını görebilirsiniz.
N.C: ŞU ÖDÜL BENİM İÇİN ÇOK MÜHİM DİYEBİLECEĞİNİZ, BİR ÖDÜLÜNÜZ VARMI?

S.S:Hayır, ben hiçbirini ayırt etmiyorum.

2004 yılında seramikten üç boyuta dönüştürdüğüm karikatürlerimi “Çamurlaşmış Çizgiler” adıyla Antalya’da açtım.
7.EN BEGENDİĞİNİZ KARİKATÜRİST KİM?

S.S: O kadar çok ki. Bize yön vermiş, emek vermiş tüm karikatüristlerin karikatürlerini beğeniyorum. Ama kendime Cemal Nadir üstadın mücadelesini örnek alıyorum.

8.SİZCE, SİZ NASIL BİR KARİKATÜRİST SİNİZ?

S.S. Ben hala karikatürist olmaya çalışan ve bunun için çabalayan bir çizerim.

9.TOPLUMUMUZUN KARİKATÜRE BAKIŞ ACISI NASIL?
S.S. Popilirizme karşıyım. Tabiki beğenilmek isterim. Fakat malesef fazla ilgi yok.Ben ilk, belediye başkanı Ali Karagülle zamanında destek gördüm .Ama o zamanda imkanlar kısıtlıydı.Sonra Zeki Yılmazer’in de (önceki belediye başkanımız)büyük desteğini gördüm.Şu anda, onun oluruyla 4 yılı aşkın süredir,Belediye Konservatuvarında karikatür kursu veriyorum.Ama bürokrasinin birçok engelleriylede karşılaştım.

N.C.NE GİBİ ENGELLER?

S.S. Sergimize engeller konuldu. Yönetim bize politik olarak bakmaya başladı,yani onlar hayatin bir tarafında oldular,bizlerde öbür tarafında.Bizler var olan şeyi çizdik.Hayattaki olumsuzlukları çizdik. Bir şey varsa çizersin. İnsan bilmediği görmediği şeyleri çizemez ki.

9. 2007 YILINDA SİNOP FESTİVALİNDE SİZ MUZİĞİ ÇİZGİLERE DÖKTÜNÜZ. NASIL OLDU BU?

S.S.Evet ben bunu daha öncede Almanya’da 16 farklı yerde yaptım. Ezgiyle ,çizgiyi bir araya getirmek istedim.

O zaman Alevi Federasyonunun davetlisi olarak Almanya’ya gitmiştim. Bu, orada bir anda gelişti.Önceden düşünmüştüm ama, hiç uygulamamıştım.Ben 14 dakika süren bir Pir Sultan müziğinde ,Pir Sultan’ın hani şöyle sazını havaya kaldırdığı bir sülieti vardır ya onu yaptım.O zaman müzik teyipten çalıyordu.Sinop’ta yaptığımı, canlı müzikle gerçekleştirdim. .Çok değerli arkadaşlarım çaldı ve söyledi.7 dakika içinde çizimimi gerçekleştirdim. Kan Çiçekleri ve Aldırma Gönül müziğiyle yaptım çizimimi.1metrye 70 santimdi .Yalnız ışık çok kötü gözümü almıştı,ben gerçekten orada çok zor durumdaydım. Çünkü bir ara hiç renkleri göremedim ama insanlara da bunu belli etmemeye çalıştım. Çok flue görmeye başladım ve ondan sonra hastalandım. Bir gün ağzımdan, burnumdan, kan geldi.Sonra hastaneye yattım.Sol gözümün arkasında bir kütle varmış.Ameliyat olmam lazımmış ,ama çok riskli olduğu için olmadım.Hala ara arar flue görüyorum. Çok yoğun çizdiğimde siyah noktalar oluşuyor gözümün önünde.

N.C.GECMIS OLSUN.

10.ÜLKEMİZDE KARİKATÜRİSTE HOŞ GÖRÜ VAR MI?

S.S. Ülkemizin hoş görüşü varda, bazısının pek fazla yok)).Görüyorsunuz devamlı dava acılıyor.)))

N.C.KAZANIYORMU PEKİ?

S.S.Vallahi bildiğim kadarıyla kazanamadı.

11.KARİKATÜR ÇİZMEK NE KADAR VAKTİNİZİ ALIYOR?

S.S.Renkli karikatür çalışırsam 4-5 saatimi alıyor..Hatta 1 haftamı alan karikatürlerim var.Aslında yerine göre değişiyor.Hem ben zamanla sınırlandırmaya karşıyım..

12.KARİKATÜRLERİNİZİN YANINDA BAŞKA NE UĞRAŞLARINIZ VAR?

S.S.Seramik , kolaj yapıyorum.Aziz Nesin’in,Yasar Kemal’in,Castro’nun kolajını , Che Guara’nın kolajını yaptım.
13.SU ANDA SİZ SİNOP BELEDİYE KONSERVATUVARINDA KARİKATÜR DERSİDE VERİYORSUNUZ. BİRAZDA O KONUDA BİZİ AYDINLATIRMISINIZ?
blankblank
S.S.4 yıldır bu işi yapıyorum.Her şeyden önce konservatuvarda ki arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum beni sahiplendikleri için.Bende burada kendimi onlardan ayrı görmüyorum. İhtiyaçları olduğu halde bana bu sınıfı verdiler. Manevi desteklerini benden esirgemediler. Onlara buradan ,çok teşekkür ediyorum.Sanatçı duygusaldır.Çorak toprakta biliyorsunuz çiçek boynunu büker.Ama ben çok güzel humuslu bir toprak içinde görüyorum kendimi. Tepemizde de güneş var. Kendimi çok iyi hissediyorum.26 öğrencim var. Sınıflarımız 8 kişilik .Haftanın her günü çalışmalarımız var. Diğerlerinide yaz kurslarına alacağım artık.

Çocukların hepsi çok büyük cevher. Bunu isteyip , gelmeleri çok güzel.Sanatla uğraşmaları çok güzel.Bu çocuklarımız hayatta bir şey yapmayı zaten kafalarına koymuşlar,buraya gelmeleri onu gösteriyor.

N.C.TİYATROYLADA UĞRAŞIYORSUNUZ GALİBA DEĞİLMİ?

S.S. Evet önce dekorculuk yaptım. Tiyatro yapanların kıyafet ve dizaynlarını

yapardım. Sonra bir gün oyun yazdım. Kafes diye.Konusu insanların hep yapmak isteyipte yapamadıkları,içlerinde sakladıkları şeyleri konu alan bir oyundu.İnsanların örf ve adetlerinden dışarı vuramadıkları ,çevrelerini bir kafes gibi saran,ressam bir gencin hayallerini anlatan bir oyundu Kafes. Sonra bana teklif geldi ama kabul etmedim. Çünkü ben karikatüristtim. Ben içimdeki uhteyi gerçekleştirmek için yazmıştım.İlk ve tek oyunum Kafestir.

14.NASIL BİR SİNOP İSTERSİNİZ?

S.S.Şu andaki beton yığını Sinop’u görmek istemezdim.O eski Sinop ne kadar güzeldi.Adaya doğru çıkarken o ahşap Rum evleri,yeni mahalleden yukarı doğru çıkarken, o yanan evin altındaki ahşap evleri,yıkılıp ayni şekilde yapılmış ama sadece beton olarak gördüğüm ,insanların içinde yaşadığı o yerleri değil ,eski haliyle Safranbolu’da ki gibi korunmuş olan eski evlerin, sokakların olduğu, bahçeli evlerin olduğu ,bahcesinde çocukların koştuğu ,Sinop’u isterdim.Şimdi nerdeyse bina yapmak için kaldırımların,çocuk bahçelerinin yok edildiği bir Sinop istemezdim.Karakum yoluna gittiğim zaman, denizin toprakla doldurulmuş olmasını istemezdim.Ben oraya gittiğimde ,denizin üzerinde yürüyorum.Diyorum ki benim Musa ‘dan ne farkım var. Sadece altıma toprak serpiştirilmiş. Yanımda bulunan öğrenci arkadaşlar, çok ilginç buldular söylediğimi.Denizin üzerinde yürütülüyoruz,ben denizin üzerinde yürümek istemiyorum.Ben eski günlerdeki gibi kayıklarda,sandallarda kürek çekmek istiyorum.Ben denizin üzerinde yürümek istemiyorum, ben denizin içinde ,yüzmek istiyorum.

N.C.NÜKLEER SANTRALE BAKIŞ ACINIZ NE?

S.S Nükleer santrale ben hiç bakmak istemiyorum. İnşallahta hiç bakmayız nükleer santrali, görmeyiz daha doğrusu. Bakış görmenin ön hamlesidir. Ben diyorum ki hiç bakmak istemiyorum,çünkü görmek istemiyorum.Ve şöyle diyorum:’Nükleere inat ,yaşasın hayat’.

15.SİYASİ GÖRÜŞÜNÜZ NEDİR?

S.S.Benim siyasi görüşüm hayatta yakalanması ve olması gereken bir şeyin peşinde koşan insanım ,mücadelesini veren insanim.Hayata sıkı sıkı sarılan,ne ezilen ne ezen insanca hakça düzeni savunan bir düşünceye sahibim.Ben paylaşımcıyım, ekmeğimi paylaşmak istiyorum.Dünyada her şeyi üretenin değil de, üreteni yönlendiren insanların sahiplendiği bir sistemin karşısındayım.

Bence emeğin değer gördüğü, üretenin hakkının verildiği, sevgi ve saygının önemsendiği, bir dünya istiyorum.Yani devrimci bir duruş sergilemek idealimdir.

16.NEDEN HALA EVLENMEDİNİZ?

S.S.Ben evde kaldım biliyorum. Kısmetlerimi ,taliplerimi bekliyorum.)))))

N.C. HALA BEN YAŞINIZI ÖĞRENEMEDİM.

S.S.Benim yaşım, yağmur yağdığında ıslanmışlığım, kurum da geriye kalanıdır. Birde başka bir yaş vardır,ben onu hiç bedenimde hissetmedim.Çünkü kimsenin karşısında eğilmedim.

17.BIR MESAJINIZ VARMI, BLOGUMU ZİYARET EDENLERE?

S.S.Önce bu röportajı baştan sona okudukları için çok teşekkür ediyorum..Diğer taraftan siz bana değer verip,röportaj yaptığınız için çok teşekkür ediyorum..

18.SİMDİ SİZE 10 TANE KELİME OKUYACAĞIM. SİZDEN AKLINIZA GELEN İLK CAĞRIŞIMLARI ALABİLİRMİYİM?

S.S. KARİKATÜR: Yaşam

AŞK: Hiç tatmadım ki

EVLİLİK: Bilmiyorum ki

ÇOCUK: Olmadı

BARIŞ: Özlem

SİNOP: Yaşadığım yer

CEZA EVİ: Hiç anımsamak istemiyorum.

PARA: Paylaşmak istediğim, acil ihtiyaç.

RESİM: Tutkum

DOSTLUK: Anlamını bilenlerle paylaştığım.

Hakkımda Nilgun

blank
Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

blank

Kafka Kitap Kafe…

1. Önce sizi tanıyabilir miyiz? 1- Öncelikle merhaba, İsmail Kır, Ordu doğumluyum, 1984 yılının kasım …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.