Trabzon….Simge & Deniz….

Merhaba….

Sıcak bir yaz günüden hepinize sevgilerimi yolluyorum. Normalde benim sevgim sıcacıktır ama, bu defa rüzgarla birlikte serin serin yolluyorum.))))

Bu ne sıcak yaa…İyi ki ramazan, bu zamana denk gelmedi, yoksa mahvolmuştuk.Ördek gibi suyun altına girip çıkıyorum.Türkiye’nin her yeri böyle Allah yardımcımız olsun.

Bu arada Güneydoğuda  ateş içinde. Yaa bu ne böyle. Hergün şehit haberleri, hergün teröristlerin katlettiği asker ve polis, haberlerini duydukça yüreğim parçalanıyor. Bunlar yine çok azdılar. Allah’ım yardımcımız olsun. Politika yapmayı sevmediğim için fazla bu konuda yazmayacağım ama, böylede gerçekten olmaz ki. Daha dün akşam 3 asker şehitken, bugün radyoyu açıyorum, 2 şehit polis haberini duyuyorum. Televizyon izlemiyorum ama, her saat başı TRT Fm’de verilen haberlerden öğreniyorum bunları. İçim parçalanıyor içim…Allah ailelerine sabır versin, şehitlerimize de Allah’dan rahmet diliyorum.

Farkındaysanız günlerdir yazılarıma başlarken bu şehit haberleriyle açıyorum, vallahi çok üzülüyorum, bildiğiniz gibi değil.

Biz bu sıcaklarla boğuşurken bu arada düğünler de devam ediyor. Sıcakdan fırsat bulup yazamadığım yazılarımı biraz yazayım dedim. Geçen hafta cumartesi günü arkadaşımın kızının nikahı vardı.

Paşa Tabyalarında oldu. Damadın ağabeyi, yeni seçilen Sinop Milletvekili Barış Karadeniz olunca protokolde vardı. İlçe belediye başkanları, kaymakamlarda davetliler arasındaydı.

simge&denizDSC07819 DSC07824 DSC07825DSC07816DSC07828simge &deniz nikahıDSC07833 DSC07834 DSC07836 DSC07841DSC07845 DSC07846 DSC07848 DSC07849DSC07850DSC07857 DSC07858

Nikahını Sinop Belediye Başkanı Baki Ergül kıydı.


Simge ve Deniz’in nikahı paylaşan: ncabaci
Çok tatlı gelin olmuştu Simge. Damadında heyecanı yüzünden okunuyordu. Ben tekrar yeni evlilere, mutluluklar diliyorum. Balayına da İspanya’ya gittiler sanırım, Facede Barselona’da çekilmiş fotoğrafları vardı.
O gece nikah sonrası eğlenceleri olmuş yine aynı mekanda, ama biz kalamadık, çünkü o gecenin sabahında Trabzon’a gidecektik eşimle, onun içinde erken kalktık.
Sabah 6.00 gibi uyandık ve 45 dakika sonra da yola düşmüştük. Epeydir arabayla bir yolculuğumuz olmamıştı eşimle. Karadeniz sahil yolu o kadar güzel, geniş, yağ gibiydi. Yolculuğumuz rahat geçti. Tek problem sıcak oluşuydu. Klimayı açsak da, 1,5-2 saat arayla arabayı durdurup çay içip, el yüz yıkadık.
Yolculuğun nasıl geçtiğini anlamıyorsun. Hepsi yan yana, şimdi Samsun, Çarşamba, Terme , Ünye, Fatsa, Ordu,Giresun derken Tirebolu’ya geliverdik. Tirebolu’dan eşimin halasının kızının yaşadığı Gümüşhane’ye geçtik. Bize Tirebolu’dan gelmemizi önerdiler. Çünkü yol 100km kadar kısalıyormuş. Ama çok virajlı dediler. Vallahi giderseniz eğer o yolu kullanın virajlar o kadar korkutucu değildi. Çünkü yollar çok genişti. Etraf hep dağ . Hem de yemyeşil fındık ve mısır tarlalarıyla çevriliydi. O evleri, camileri yüksek yüksek tepelere nasıl kurmuşlar çözemedim. Diyorum ki kesin yol yoktur, buralara teleferikle mi çıktılar acaba diye içimden geçiyor, yok hayır yolu var diyorlar.
Yalnız sıcaktan mıdır bilmiyorum yollarda pek insana rastlamadık. Birkaç kahve önünde 2-3 kişi vardı. Kaybolsan yol soracak kimse yok anlayacağın. Ama biz ne yaptık, yandex yol bulucuyu telefonumuza indirdik. O da harika bir sistem, ne sorsan söylüyor. 25 metre sonra sola döneceksin diyor, şurada şu okul var, şurada şu lokanta var, şurada şu benzin istasyonu var, sorup öğreniyorsun.

DSC07862 DSC07881 DSC07912 DSC07895 DSC07906 DSC07927 DSC07942 DSC07954
Arada kafayı yediği de oluyor ama bir şekilde yine durumu tolere ediyor.
Gümüşhane yolunda barajlar vardı ve hepsinde de alabalık yetiştiriyorlardı. O kadar çok balık havuzu vardı ki, Türkiye’nin her yerine yolluyorlarmış buradan.

DSC07915gümüşhaneDSC07957DSC07988DSC08028
Ve Gümüşhane’ye gidinceye kadar 38 tünelden geçtik. Hele Ordu sınırları içinde yapılan, Ordu’yu Fatsa’ya bağlayan Nefize Akçelik Tüneli, Türkiye’nin 2. Büyük tüneliymiş. Uzunluğu 3778 metre. Tünellere karşı fazla bir korkum yok. Ama çok uzun olunca, ya çökerse diye aklımdan geçmiyor değil. Sonra da , Nilgün alnına yazıldıysa yaşayacaksın, korkmana gerek yok, kaçış da yok diyorum.
İlk ölüm korkusu bana Afrika’da safaride gelmişti. Anlatmışımdır belki, Krugur Park da gece safarisine çıktık. Arabamızın önüne 8 gergedan çıktı ve orada, 8-9 metre ötelerinde, 12 dakika bekledik. Gitmediler arabanın önünden. İşte o anda çok korktum ve ölürsem ne olacak, ailemden çok uzaktayım, mezarımda olmayacak diye düşündüm. Sonra olsun okurlar, okuma her yere gider diye düşündüm. Ama anlıma yazılmamış demek ki gergedanlar tarafından öldürülmek, yine yuvama dönmüştüm. Geçen Eylül ayında da, Endonezya’nın adası Gili’den dönerken oldu. Okyanusun ortasındasınız, bindiğiniz tekne eh işte..Şöyle böyle…Sinop2un gezi tekneleri gibi ama metalden.Öyle bir dalgaya maruz kaldık ki, belki 3-4 metre dalgada yukarı çıkıyor ve pat diye düşüyoruz. Bu arada çığlıklar filanda atılıyor. Eyvah Nilgün şimdide balinalara yem olacaksın dedim. Sonra yine, alnıma yazıldıysa kaçış yok, o zaman sakin ol, uyu en iyisi dedim. Gözlerimi kapayıp, kendimi tahterevalli de gibi düşündüm. Allah ‘a şükür yine sağlimen döndüm yuvama. İnşallah Allah hayırlı şeyle yazmıştır alnıma. Herşeyin hayırlısını istiyorum her zaman. Bundan kaçış yok, zamanı gelince gideceğiz.
Ya nereden geldik yine bu konulara…Ha tünellerden gelmiştik. Tüneller olmasa o yol çoook uzardı. Planımız Gümüşhane’de bir gece kalıp dönmekti, ama bizi bırakmadılar,2 gece kaldık. Sabah Trabzona geçtik. Gümüşhane-Trabzon arasında da 14 tünel var. Zigana Dağından geçtik. Süperdi dağlar. Öyle yüksek ki, göğe çevirmen gerekiyor başını tepesini görmek için. O kadar çok köy var ki. Trabzon’a 1,5 saatte gittik, biraz uzun olmuş, arabayı yavaş kullandığımız için. Orada bir işim vardı benim onu hallettik. Forum alışveriş merkezine gittik.

DSC07951DSC07976DSC08025
Araplar çokdu. Kara çarşaflarıyla dolaşıyorlar, alışveriş yapıyorlardı.
Trabzon merkezde sabah olduğundan mı (9.30) bilmem, hiç bayana rastlamadık neredeyse. Eşim şortluydu, orada erkekler giymezmiş, o da yeni pantolon alıp üstünü değiştirdi, uyalım ortama dedik. Ben sevmedim Trabzon’u, kentsel dönüşüm varmış, eski evler yıkılıyordu. Tepelerde de yeni yapılmış yüksek binalar vardı. Boztepe’ye çıkacaktık, Sümela Manastırına geç kalmayalım diye çıkmadık. Maçka’dan 15km uzaklık da ki manastıra gittik. Ama bir kuyruk, bir kuyruk, jandarma manastır boşalmadan içeri almıyordu kuyruk da bekleyenleri. Bir süre bekledik, baktık akşam oluyor bir daha ki sefere değip döndük. Bayramdan beri, böyle kalabalıkmış.

sümela manastırı
Dönüşte eşimin halasının kızı bizi Hamsi Köyün karşısındaki Sadettin Usta’nın restaurantına götürdü. Pirzola istedi. Ya süperdi, üstünde bir damla yağ yok, koku yok..Süper bir şeydi. Yolunuz düşerse tavsiye ediyorum, oraya uğrayın. Birde fındıklı sütlaçı var. Bir fındık doldurmuşlar ki üstüne, 2 tane fındıklı kek yaparsın yani.:))Restaurantın çatısının kenarlarında naylon poşete su koyup asmışlardı, niçin diye sorduk, sivrisineği engelliyormuş!!!!

DSC07976 DSC0798211232900_10153625763938900_7314181347470753874_n DSC07984
Karaca mağarası, Gümüşhane’ye 17 km uzaklıktaydı. Orasıda çok güzelmiş , ama vakitsizlikten gidemedik. Hepsini bir daha ki gidişimize sakladık.Bu arada Hamsiköy’ün üstünde dağı oymuşlar , taş ocağı yapıyorlarmış, üzüldüm.

hamsi köy

Öbür günde sabah 9.00 da ayrıldık Gümüşhane’den. Gerçekten kısa,fakat çok güzel 2 gün geçirdik. İlgi, laka süperdi.)))Nevinciğim sağolsun, yuvalama yapmış bize, su börekleri( gerçek ve bakır tepside), kuyu kebapları, tatlılar…İzzet ikram on numaraydı. Çok çok teşekkür ediyorum tekrar. Bu arada bahçeleri çok büyük ve meyve doluydu, bu senenin son dutunu orada yedim. Ya dutların en tatlısını ben orada yedim.

DSC08008DSC08006
Balkonlarında gece otururken, tepede kırmızı ışık gördüm, bu ne dedim, sonra aa uçak dedim. Hayır dağın tepesi dediler. Uçaklar görsün diye kırmızı ışık varmış dağın tepesinde. O kadar yüksek yani. Serin serin oturduk balkonda.
Gümüşhane küçük bir yer. Dağların arasında. Pek gezemediğim için fazla yorum yapamayacağım.

gümüşhane
Dönüş de yine Tirebolu üzerinden geldik. Ama daha zor oldu dönüş, sıcaktan. Terme’de pide yedik. Bizim pidemiz daha güzeldi.)))
Sinop’a geldiğimizde saat 18.00 olmuştu.
Ve Sinop’uma kavuştuk tekrar.
Sabah da resim kursu arkadaşlarımla Ormanın Kampında buluşacaktık, daha önceden söz vermiştim onlara. Yoksa bu yorgunlukla gitmem mümkün değildi. İyi ki de gitmişim çok keyifli bir gün geçirdik birlikte.

DSC08058 DSC08060DSC08062DSC08079
Ve sevgili günlük temmuz ayını da bitirdik. Ağustos ayı umarım çok daha iyi geçer. Sıcak bizleri, haberler yüreklerimizi yakmaz.Sevgi ve barışın hakim olduğu,güzel günlere diyorum.
Hoşçakalın.

 

Hakkımda Nilgun

blank
Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

blank

Calista Otelde 2. Gün

Merhaba tekrar, Calista Otel’de tatilimizin 2. Gününü anlatmaya devam edeyim. Rahat bir uykudan sonra sabah …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.