Dokunmayın, Allah aşkına dokunmayın…

Birkaç gündür haberleri kaçırıyordum, bu sabah İsmail Küçükkaya’nın sabah programını izlemek kısmet oldu.

Daha önceden duyduğum,  cumhurbaşkanımızın yüreğine şimdiye kadar dokunamamış olan İstiklal Marşımızın bestesi için,  “En büyük üzüntüm marşı yüreklere nakşedecek bir bestenin bulunamamış olmasıdır. Burada da bestekarlara görev düşüyor. Güfte var, istenilen beste yok. Temenni ederiz ki o da çıkar” teklifi, gerçekten ama gerçekten beni üzdü. Hele hele bu sabahta haberlerde Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin bir etkinliğinde, ilahi şeklinde okunan İstiklal Marşımızı duyunca tüylerim diken diken oldu, çıldırdım. Elimde bir şey vardı yere fırlattım, olamaz böyle bir şey dedim. Ya  ne oluyor ne yapıyorsunuz?

12 Mart 1921 de kabul edilen bu marşımızı daha ben okula başlamadan önce bile, duyduğumda bir adım ileri gitmez,  o küçücük bedenim ve aklımla saygı duruşunda bulunurdum.

Ve o zamandan bu zamana nerede ve ne durumda duyarsam duyayım yine saygı duruşunda bulunur, Atatürkümüzü, silah arkadaşlarını rahmetle anar, ardından tüm şehitlerimiz için bir Fatiha okurum. Ve ne zaman duysam, ister istemez gözlerim dolar, savaş zamanını düşünür, Mehmet Akif Ersoy içinde Allah’ım nasıl yazmış, nasıl ifade etmiş bu duyguları mekanı cennet olsun derim.

Ve 1922den beri söylenen bu besteyi bizler yüreğimizde hissederek, kendimizden geçerek, gözlerimiz dolu dolu söylerken, gelmiş Kocaeli Büyük Şehir Belediyesi bir etkinliğinde tabiri caizse yalakalık yapmak için ilahi şeklinde söylemiş… Yaaa kardeşim, birçok ilahimiz var, ramazan ayında, mevlütler de, okumalarda bizlerinde eşlik ederek söylediği ve bunları söylerken huşu içinde, içimizden Allah adını zikrederek okuduğumuz…  İlahinin anlamı da, Allah’ı övmek, O’na dua etmek ve en büyük aşkın Allah aşkı olduğunu belirtmek amacıyla yazılmış makamla okunan dini tasavvufi halk edebiyatı nazım şeklidir der araştırdığınızda.

Eeee şimdi sen hangi akla hizmet, milletin değer yargılarıyla oynayıp, bizim içimizi titreten, şehitlerimizi ve ülke işgalini bize her defasında hatırlatan bu marşı, senin ilahi gibi okumak ne haddine….. Nasıl bir cesaret, nasıl bir yalakalıktır…Ayıp ya gerçekten ayıp.

Üstelik ilahileri de okumasını, söylemesini seven ben, bu sabah İstiklal Marşımızı o şekil duyunca sinirlerime hakim olamadım.

Allah’tan İsmail Küçükkaya ardından, şimdi söylediğimiz istiklal marşımızı çaldı da kendime geldim. Ve ben de evde ayağa kalkarak söyledim. Biraz sesim titredi, biraz gözlerim doldu, ama gururla, içim titreyerek söyledim.

Doğduğum günden beri aynı bestede dinleyip söylediğim ve her defasında bana aynı hüznü ve gururu bir arda bir arada yaşatan  İstiklal Marşımızdan, şimdiye kadar  etkilenmemiş kişilerin kalplerinden ve kişiliklerinden  şüphe duyarım.

Haydi gelin birlikte İstiklal Marşımızı okuyalım.

blank
https://youtu.be/MdgIHIgzqYA

Hepinizin Regaip Kandilini kutluyorum.

Hakkımda Nilgun

blank
Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

blank

Calista Otelde 2. Gün

Merhaba tekrar, Calista Otel’de tatilimizin 2. Gününü anlatmaya devam edeyim. Rahat bir uykudan sonra sabah …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.