İstanbul Günleri….2018

Hemen hemen her yıl nisan ayında İstanbul’a gidiyoruz. Bu defa, bir işimizi halletmek için gittik ama maalesef olmadı. Bizde gezerek değerlendirelim dedik günlerimizi. Gerçekten de bu defa fazlasıyla gezdik.

İstanbul her ilkbaharda çok güzel olur.Bu defa da güzeldi, ama sabahları heryeri kaplayan o sis,İstanbul’un güzelliğini hergün birkaç saat , hatta bazen çok daha uzun süre kapattı.

Her gittiğimizde ilk ziyaret ettiğimiz yer,  Eminönü oluyor. Oranın dokusunu, yoğunluğunu telaşını, her kültürden rastladığımız insanlarını, aradığın her şeyi daha uygun fiyata bulmayı seviyoruz.

blank

Şimdi gidişimizde çok rahat, her saat başı Eminönü-Sarıyer arası gemi var. Boğaz manzarasını izleye izleye, denizin iyot kokusunu içine çeke çeke, martılara simit vere vere, çayını yudumlaya yudumlaya ilerliyorsunuz boğazın mavi ve yarı dalgalı sularında. Sonra İstinye, Arnavutköy, Emirgan, Beşiktaş’a uğruyorsunuz ve 1,5 saat sonra Eminönü nde iniyorsunuz. İsterseniz metroyla da gidiş dönüş var, yani anlayacağınız trafik sorunu bu hatta yok. Onun içinde rahatlıkla bu yerlere gidebiliyoruz.

blank blankblank

İkinci gün de yine gemiyle, bu defa da yeğenimle, Emirgan Korusu’na laleleri görmeye gittik. Ah nasıl açmışlar, her yer renga reng lale, nergis, guguk çiçekleriyle doluydu. Çok kalabalıktı çoook. Birtek üzüldüğüm karaçarşaflı Türklerin etrafta dolu olmasıydı.Hem de o kadar çoktu ki. Kara çarşafa bürünenlerin bu kadar çok oluşu, beni üzdü. Atatürkümüzün getirdiği kıyafet devrimlerini gerçekleştirmek için verdiği mücadeleyi düşününce, 21. yüzyılda bunları görmek içimi acıttı. Kapanmaya karşı değilim. Benim annem de başını örterdi, ama kara çarşafa karşıyım.

blankblank blankblankblankblankblankblankblankblankblankblankblankblank

Sarı Köşk’te, Beyaz Köşk’te yemek yemek için yer bulmakta zorlandık. Sonra bulduk neyse.

Birbaşka gün eşimle Kadıköy’e gittik. Bu defa da Beşiktaş’tan gemiye bindik karşıya geçmek için. Uzun süredir Kadıköy’ü görmemiştim. Taksime benzetim biraz , hani o resturanların bulunduğu ara sokaklara.Gece gitmek lazımdı, hareketliliği görmek için.Ama gündüz çok gezince gece çıkmaya tekrar kuvvet toplayamıyorduk. Kadıköy’e gitmişken Moda’ya da yürüdük.Moda Parkında gençler, çimenlerin üstüne yatmış güneşliyorlardı.

blankblank blankblankblankblankblankblank

Yalnız bir gece Taksim’e çıktık, Galata Kulesine çıkacaktık, maalesef kapanmıştı.Bizde çevresinde bulunan bir Cafede oturduk.

blankblankblankblankblank

Ve aynı gece eşimin çocukluk arkadaşı olan Aydan’ı evinde ziyaret ettik.

blank

Eve gelmemiz 24.00 buldu tabii. Neyse bu defa da kızım arabayla götürüp, getirdi.

Bir başka gün çok sevdiğim çocukluk arkadaşım Süheyla’ya gittik oturmaya,  çok güzel geçti günümüz, oturmamız süperdi.

blankblank

Akşam tiyatro bileti almıştı kızım, oradan ben tekrar Taksim’e çıktım.

blankblank

Ortak noktamız İstiklal Caddesi oldu, orada buluşup yemek yedik önce midye kızartması, midye dolması gibi. Sonra da tiyatroya gittik. İstanbul Küçük Sahne’de Fatima’nın Erkeklerini izledik. 2 Oyuncunun sunduğu bir gösteriydi. Tamamen doluydu salon, güzeldi oyunda.

blankblank

21.00de bitti oyun, bu defada taksimde Varuna Gezgin Cafe’ye gittik. Sahibi gerçekten tam gezgin ki, dünyanın birçok yerinden getirilmiş, çeşit çeşit ürünler vardı. Tavanın heryeri   kahve kaplarıyla kaplıydı.Üst katında ise bütün duvarlar plaka gibi metallerle, tepsilerle kaplıydı. Oturacak yer bulmanız o kadar zordu ki, birleri kalktı da biz oturduk.

blankblank

(Bu arada birçok fotoğrafı cep telefonumla çektim ve onları henüz bilgisayarıma yükleyemediğim için burada yayınlıyamıyorum, özür dilerim.)

Cumartesi günüde CNR EXPO İstanbul’a make-up fuarına gittik. Çok uzaktı 1 saati aştı yol.Her türlü yerli ve yabancı firmanın  makyaj ürünlerini görebiliyordunuz. Ve güzellik için yapılan ürünlerin yanında, aklınıza gelen her türlü masaj aletleri, yüz gerdirme aletleri de sergilenmişti. Bazı yabancı ülkeler, mankende getirtmişler dikkat çekmek için.

blankblankblankblankblankblank

Bu arada bir masaj sandalyesi ve ayak masajı için bir alet denedim.Çok iyiydi.Orada 1050tl ye satılıyordu, biz internette 630 tl ye bulduk.Kızıma anneler günü hediyesi bana alabilirsin dedim:))

blank

Eve dönüşümüz de trafik çok daha yoğunlaşmıştı ve ilk kez İstanbul’a geldiğimden beri o gün yoruldum.

Artık 1 gün kalmıştı İstanbul’dan ayrılmamıza. Son günümüz de de, Beşiktaş’a, oradan da  Topkapı’ya gidelim dedik. Gülhane Parkını görmemiştim.

Beşiktaşa geldiğimizde Dolma Bahçe Sarayı’na gittik, sıra çoktu beklemeden çıktık. Eşim Beşiktaşlı olduğu için oradaki Büyük Beşiktaş mağazasını dolaştık, bir şeyler aldı kendine.

blankblankblankblank

Sonra tranvayla Topkapı’ya gittik. Sultan Ahmet köftecisinde köfte yedik. 2 lokanta yan yana ve en az 10 metre kuyruk vardı her ikisinde de. Neyse sıra çabuk geldi.

Sultan Ahmet Meydanında 563 canlı  laleden oluşan halıyı uzaktan gördük. Yakınına gitmek kalabalıktan mümkün olmadığı için,uzaktan bakmakla yetindik. Ve doğruca Gülhane Parkına gittik. Orası da çok güzeldi. Yine çok kalabalıktı, yine heryer lale kaplıydı. Biraz çimenlerin üstüne oturup etrafı seyrettik, biraz uzandım çimenlere, Nazım Hikmet’in üstünde şiir yazdığı ceviz ağaçlarını düşündüm.

blankblankblankblankblankblankblank

Onun hikayesini biliyor musunuz? Bakın yazayım:

Nazım Hikmet,Gülhane Parkında ki bir ceviz ağacının altında sevgilisiyle buluşmak için randevulaşır.Buluşacakları gün Gülhane Parkına gider ve ceviz ağacının altında beklemeye başlar,tam bu sırada polislerde orada devriye gezerler. O dönemde Nazım arananlar listesinde olduğu için, polisten kaçmak için ceviz ağacının tepesine çıkar.O sırada sevgilisi gelir her şeyden habersiz ceviz ağacının altında beklemeye başlar.Nazım, polisler orada olduğu için sevgilisine seslenemez.Nazım’da çaresizlik içinde kalemini, kağıdını çıkarıp ceviz ağacının tepesinde bu şiiri yazar:

‘’Ben bir ceviz ağaçıyım Gülhane Parkında,

Ne sen bunun farkındasın,

Ne de polis farkında.’’

Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi eserinin çok güzel bir maketini parkın bir köşesine koymuşlar. Herkes fotoğraf çektiriyordu.Tabii bizde çektik.

blank

Eve geldiğimizde saat 17.00 olmuştu bile. Ve yarın sabah uçağımız vardı Sinop’a. İnşallah gelişimiz gibi gidişimiz zor olmaz diye dua ettim. Çünkü İstanbul’a gelirken uçağımız inemedi sisten, Samsun üzerinden gittik İstanbul’a,  çok uzun ve yorucu bir yolculuk oldu.

Neyse Sinop’a güzel bir hava da, vakti saatinde geldik. İşte bir İstanbul maceram daha böylece sona erdi..Bakalım bir başka yolculuğum ne zaman olacak..

Şimdilik hepinize iyi günler diliyorum.

Hakkımda Nilgun

blank
Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

blank

Calista Otelde 2. Gün

Merhaba tekrar, Calista Otel’de tatilimizin 2. Gününü anlatmaya devam edeyim. Rahat bir uykudan sonra sabah …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.