Merhaba sevgili nefes dostu,

Merhaba sevgili nefes dostu,

Yine gök gürültüsü ile yazıyorum bu maili sizlere. Sanırım bu sonbahar bize biraz fazla müzik yapacak. Havadaki elektriğin bir şekilde boşalması gerekli.
Bu örnekte olduğu gibi hiçbir şeyin yok olmadığının farkında olmalıyız. Biz görmüyoruz diye bazı şeyler yok değil. Aslında varlar, biz sadece görmüyoruz. Bu sümen altına itilen bir kağıt da olabilir, hissetmekten kaçtığımız bir duygu ya da deniz altına inmiş bir çöp de.
Hazır, çöp demişken, 15 Eylül çöp toplama günü imiş. Buna açıkçası çok sevindim. Bilenler bilir, ben çöp konusunda biraz hassasım. Bu konuda fazlasıyla üretici olduğumuzu düşünüyorum. Sadece çöpü üretiyor, nereden geliyor, nereye gidiyor diye hiç düşünmüyoruz ve bundan dünya kadar çocuklarımız ve torunlarımız da çekiyor.
Bir gün metrodaki monitörde bir temizlik malzemesinin reklamını izledim. Deli derin bir temizlik yapan bir maddeydi, tabii kimyasal. Oturan beyefendi yanındaki eşine dönüp, bak neler çıkmış diyince, duramadım ve ‘bunlar insanı zehirler’ dedim. Adam ‘tabii, iyi durulamak gerekir’ dedi. Peki, o su nereye gidiyor? Lavabodan aşağı… Bizim artık göremediğimiz su kanalizasyona, oradan da büyük olasılık yeraltı sularına karışıyor. Toprağın altında bizim göremediğimiz su kaynaklarına ulaşıyor ve o sular da kirleniyor, zehirleniyor. Daha sonra o suyu çeken tarlalardaki ürünleri alıp yiyoruz. Veeeeee sonra hoş geldiniz sevgili hastalıklar… Daha fazla hasta, daha fazla kanser, daha kalitesiz hayatlar, zamanını iyileşmek için harcayan insanlar, parasını ve emeğini harcayan insanlar…
Sanırım çoğunuz böyle düşünmemiştiniz. Yaptığımız her hareketten, attığımız her adımdan sorumluyuz. Ve bana ne canım dediğimiz her hareket bize yukarıdaki döngüde anlattığım gibi geri döner. Sorumluluk almak yetişkin olmanın işaretidir. Artık büyümeyi, sorumluluk almayı öğrenmeliyiz ve dünyamıza karşı sorumluluğumuzun bilincinde olarak hareket etmeliyiz.
Hayatta her şeye iki yönlü bakabiliriz. Bir kıtlık açısından, bir bolluk açısından. Bir kolay yönden, bir zor yönden. Bir çocuk gibi, bir yetişkin gibi. Seçim tümüyle bize ait. Ben eskiden büyümenin çok somurtkan bir surat ifadesiyle ciddi ciddi yaşamak olduğunu sanır ve büyümeye çok büyük direnç hissederdim. İnatla büyümeyeceğim, ama yaşlanacağım derdim. Şimdi artık anladım ki, gerçekten büyüdüğümde yaşlanmama gerek yok, sadece yaş alıyorum ve bu çok keyifli. Hatta gençlik yıllarından bile daha keyifli bir hayat beni bekliyor.
1 Ekim itibariyle başlayacağımız ve 1 Kasım’da tam anlamıyla içine gireceğimiz Mucize ve Bolluk Programı bu anlamda da beni heyecanlandırıyor. Kendimizin ve bakış açılarımızın farkına varmak bize sorumluluk almayı gösteriyor. Sorumluluk almak ise aslında bir yük değil, aksine hayatımızı kolaylaştıran kararları hayatımıza katıyor. Bizim maalesef bazı kavramlarda karışıklık yaşadığımız aşikar. Örneğin benim büyümeyi yanlış algılamış olmam gibi, sorumluluk almak da yük almakla karıştırılıyor genelde. İnsanlar kendi değerlerinin farkında olmadan üzerlerine aldıkları görevlerin aslında sorumluluk değil, yük olduğunun bilincine vardıklarında ve seçimlerini buna göre yaptıklarında çok daha kolaylaşıyor hayatları.
En kısa sürede görüşmek üzere, sevgiler
Elif Banu Conker

Hakkımda Nilgun

Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

blank

Hayatın Gidişatını Biz Belirleyelim…..Bi’Tutam Tuz.

  Bir zamanlar ‘Secret’ tuzağına düşmüştüm. Zengin olmak istiyordum. Kitap da kendini zengin gibi hissetmek …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.