Bir kar anımı anlatmak istedim size……

Uzun bir aradan sonra pazartesi sabah kar yağmaya başladı Sinop’a. Öyle güzel yağdı ki ve bugün 3. gün halada yağıyor. Biraz çıkıp yürüdüm ve geldim, özellikle karlı yerlere bastım ki ayağım kaymasın diye…

Denizde de o kadar çok balıkçı tekneleri vardı ki, hepside ağ atmış vaziyetteydi. Sanırım istavrit tuttular. Çünkü hamsi yasağı hala devam ediyor.

blankblankblankblank

pazartesi gününden yürüyüşüm.

Pazartesi gününden yürüyüşüm.

Dünkü yürüyüşüm.

dünkü yürüyüşümden.

Ama bu sabah ilk kez yürümek gelmedi içimden, yerler çok çamurdu, korktum kayarım diye.

Bu sabah Sinop.

Çocukluğumda çok severdim karı, şimdi sadece barajlar dolsun diye istiyorum . Çünkü soğukta kalanları düşündükçe içim açıyor. Zaten şu sıralar her haberleri izlediğimde kalbim paramparça oluyor. İnsanların hali acınacak durumda. İşsizlik had safhada, emeklilerin durumu harap, esnaf desen kan ağlıyor. Herkes faturalarını ödemekte zorluk çekiyor. Ee şimdi, kar yağıp hava daha da soğuyunca  ısınma problemi de çıkacak ve faturalar ister istemez yükselecek. Ve birde yolların ulaşıma kapanması da beni çok etkiliyor, hemen hastalar , hamileler geliyor aklıma.Ve birde trafik kazaları.İşte bu sebeplerden dolayı  karı sevsem de, yağsın istemiyorum. Bunun yanında her taraf bembeyaz olduğunda tüm çirkin görüntülerinde üstünü örtüyor. Daha güzel görünüyor etraf. Ama zor tarafı, iyi tarafından daha fazla …

Önceden ne çok kar yağardı. Ne çok kar anınız vardır değil mi? Benimde var, hem de çook, birini anlatayım mı?

Yıllar yıllar önce Sinop’taki Amerikan Üssünde çalışıyordum. Yemek saatim saat 14.00-15.00 arasındaydı. Her yemeğe çıktığımda masamın üstüne bu yemek saati çizelgemi koyup çıkardım. Sinop ve Amerikan Üssü, (Radar derdik biz)arası sefer yapan otobüsler her saat başı Radardan , çalıştığım yerin arkasında ki duraktan hareket eder,buçuklarda da eskiden Turist Otelinin olduğu yerden (parktan) hareket ederdi.Saat 10 geçeleri parktaki otelin önünde iner,buçuğu 5 geçe de tekrar gelir binerdim.Aslında evde kalış sürem 10 dakika kadardı. Ama buna rağmen eve gelip çocuklarımı görmek veya annemle sohbet etmeyi her zaman tercih etmişimdir.

O zaman 1980 li yıllar….Ben Radarda ki mağazada (Post Exchange)de,müşteri servisinde çalışıyorum.O gün çok kar yağdı ama otobüsler gecikmeli olarak işliyor.Ben yine saat 14.05 de otobüse bindim evime yemeğe gideceğim.Normalde  main gate (ana kapı)e2 dakikada  giden otobüs, tipi sebebiyle 20 dakikada gitmişti.Düşündüm benim eve gidip gelmem 1 saati geçecek ve müşteri geldiğinde beni bulamayacak ve işler aksayacak, müdür fırça atacak.Sen en iyisi kapıda in ve geri dön Nilgün dedim.Ve indim. Eskiden radarda çalışanlar bilir, ana kapıdan indiğinizde tam arkanızı dönüp, dümdüz giderseniz ilk MP Station(polis karakolu),sonra itfaiye gelir, daha önceki araya sola dönerseniz de bu defa komutanlık binası, sağlık merkezi, kilise ve yatakhaneler gelir. Ben dümdüz gitmeye çalıştım ama tipiden göz gözü görmüyordu, belki 10 metre sonra, artık ayakta yürüyemiyordum ve mecburen 4 ayak üstünde yürümeye başladım. Artık yolu görerek değil, öylesine gidiyordum.Şansıma uzakta bir ışık gördüm ve ona doğru gitmeye başladım.Ama artık uyuşmuş vaziyetteydim. İçimden hadi Nilgün başaracaksın,hadi Nilgünbaşaracaksın demeye başladım.Ve o ışığa gittiğimde Polis Karakolunun önünde olduğumu anladım, ama ayağa kalkıp kapıyı açacak halim olmadığı için, son kuvvetimi kullanıp yattığım yerden  kapıyı yumrukladım. Polis arkadaşın bir açtı ve sonra 2 kişi kollarımın altından tutup beni içeri taşıdılar. Artık elerlim ayaklarım uyuşmuş durumdaydı. Bana kahve ikram ettiler. 15 dakika kadar dinlendim ve sonra gitmem lazım değip kalktım, yollamak istemediler hava çok kötü diye, ama kendileri de araba kullanamıyorlardı kardan. Ben olmaz saat 15.00 de görevimin başında olmalıyım diye tekrar yol çıktım. Ve  yol boyunca devam eden binaların dibinden geçe geçe, yatakhanelerin önüne geldim. Üstüm başım sırılsıklamdı. Şansıma sevdiğim bir Amerikalı kız arkadaşım gördü, acıdı halime gel sana kıyafet vereyim, üstünü değiştir dedi. Onun odasında değiştim ve yine koşarak işime gittim. Saat 15.00 de yazımı kaldırıp yorgun bir halde işime başlamıştım. Ben de böyle bir sorumluluk vardı,belki de aptallık da diyebilirsiniz,çünkü  bir saat geciksem ne olurdu ki…Hayatımdan daha mı değerliydi…Şimdi olsa yapar mıyım???Asla…

Havayı karlı görünce bu aklıma geldi paylaşmak istedim. Aslında daha o kadar çok anım var ki..Belki yine bir gün, başka anımı paylaşırım sizinle.

Sağlıcakla ve güvende kalın…Kendinize iyi bakın.Sevgiler Sinop’tan.

 

Hakkımda Nilgun

blank
Sinop'ta yaşayan, Sinop'lu bir bayanım. Gezmeyi, yüzmeyi, konuşmayı, sosyal aktiviteleri çok severim. İnsanlara yardımcı olmak beni çok mutlu eder.Ve tam bir Sinop Aşığıyım. Bu kadar yeterli mi?)))

İlginizi Çekebilir

blank

Bir İnek, 2 Tavuk, 1 horoz….

Merhaba sevgili okurlarım, bu korona günlerinde, yine beraberiz.Hatta farkındasınız şu sıralar daha çok yazmaya başladım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.